TÜTÜN EKSPERLERİ DERNEĞİ

HASTALIK ZARARLILAR VE ARIZALAR FAKTÖRÜ

HASTALIK ZARARLILAR VE ARIZALAR FAKTÖRÜ 

Kökenleri ne olursa olsun tütünlerde meydana gelen çeşitli arızalar genellikle tütünün verimin ve kalitesinin olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bozulmalar tütünün fidelik ve tarla dönemlerinde bazen tütün bitkisinin tümünün yok olmasına veya yapraklarından bir kısmının yıpranmanın sonunda yaprak miktarının azalmasına ve verimin düşmesine sebebiyet vermektedir. Ayrıca tütünlerin kurutulması,işlenmesi ve bakımları sırasında çeşitli sebepler yüzünden yapraklarda meydana gelen arızalar tütünün ticarî kalitesini bozmaktadır. Çeşitli arızaların nedenlerine ve oluşturdukları hasarın durumuna göre bunların verim ve kalite bakımından etkinlik dereceleri değişik olmaktadır.

Tütünlerdeki arızanın meydana gelişinin kökenleri ve özellikleri bakımından bunlar sekiz bölüme ayrılmaktadır:

  1. Canlı olmayan hastalık etkenleri.
  2. Mantarı hastalıkları.
  3. Bakteri hastalıkları,
  4. Virüs hastalıkları,
  5. Zararlılar,
  6. Nematodlar.
  7. Parazit bitkiler,
  8. Kurutma,İşleme ve bakım dönemleri sırasında ve diğer sebeplerden meydana gelen arızalar

Canlı olmayan hastalık amilleri bölümünün özellikleri bakımından hava olayları,besin maddeleri noksanlığı ve sebebi iyice bilinmeyen hastalıklar olmak üzere üç kısma ayrılması uygundur.

A-Hava olayları:

a)Soğuk:Tütün dünyamızın tropik bölgelerinde yetiştiği için soğuğa karşı duyarlı bir bitkidir. Don zararı fide yastıklarında başlar,don etkisine uğramış fide haşlanmış gibi görülür ve önce koyu yeşil sonra kahverengi bir görünüş alır ve pörsür. Don zararlarına karşı daha fideliklerde gerekli tedbirler alınmalıdır.

b)Fazla rutubet,Kuvvetli yağmur ve çiğ:Tütün fazla rutubetli ve yağmuru sevmeyen bir bitkidir. Zira kökleri çok derine iner ve yeteri kadar suyu ve besin maddelerini alabilir. Sulandığında boy uzar yaprak büyür ve kalite değeri düşer. Fazla yağmur bilhassa fideliklerde rutubeti arttırdığından,fide hastalıklarının çoğalmasına elverişli bir ortam hazırlar. Fazla su verilen fideler pişkin olmaz,kolayca hastalanır.

Bunun için fidelerin gerektiğinden fazla sulamamalı ve fazla yağmurlu günlerde fideliklerin üstü örtülmeli,gibi tedbirler almalıdır. Tütün kökleri suda 24 saatten fazla kaldığında boğulup çürürler. Çürüme sonucu yapraklar solar ve bitki ölür.

Tütün yapraklarının kurutma döneminde de yağan yağmurlar çok zararlı olur ve kaliteyi bozar.
Kuvvetli çiğ düşen bölgelerde de kaliteli tütün yetiştirilemez.

c)Kuraklık:Fazla kuraklıktan da tütünler zarar görebilir. Bu zarar yaprak damarları arasında kahve rengi,kuru ve değişik biçiminde lekeler halinde kendini gösterir. Yaprak kenarlarına rastlayan dokular tamamen ölür. Ayrıca kuraklık nedeniyle bitkide solabilir. Kuraklık zararına karşı sulama ve potaslı gübre verme biçiminde önlemler alınabilir.

e)Güneş çarpması:Tütün hızlı bir gelişme gösterirken birden bire şiddetli güneş ışınlarından etkilenince uç yapraklarından bir kısmı solar ve kururlar. Zarar genellikle hafif olup diğer yapraklara geçmez. Güneş çarpması,tütün mozaiğinin yaptığı yanıklıkla karıştırılmamalıdır.

f)Işık noksanlığı:Tütün ışığı fazla gereksinme duyar. Gölgede yetişen fide ve bitkiler cılız kalır,yetişkin olmaz ve fide hastalıklarına kolayca tutulur. Fazla ışıkta tütün için zararlıdır. Bilhassa yaprakların alt yüzü,rüzgarın etkisiyle,güneşe doğru çevrili kalırsa yapraklarda düzgün olmayan ölü kısımlar meydana gelir ve kalite düşer. Buna güneş çarpması da diyebiliriz.

g)Şiddetli rüzgar:Şiddetli rüzgar ve fırtınalar yapraklarda yırtılmalar ve bu yüzden kalite düşüklüğüne neden olabilir. Bunun için böyle rüzgar tutan fırtınalı bölgelere tütün dikilmemelidir.

h)Soysuzlaşma belirtileri(Dejenerasyon):İlk belirti,Geç tepe yapraklarında damarlar arasındaki yeşil rengin kaybolmasıyla başlar. Sonra bu yapraklar normale göre kalınlaşmış etkisi yaparlar. Biçimleri biraz uzamış ve daralmış gibi görünürler. Bu belirti uç yapraklarda geç olarak meydana geldiğinden bu tarife uyar. Şayet erken görülürse yapraklar şerit gibi ve kalınca biçim alırlar. Kenarları da tarak gibi dişli bir görünüm alır.Bu anormalliğin nedeni tam bilinmemekle beraber,çeşitli beslenme ve çevre faktörleri bu belirtinin gelişmesinin kolaylaştırıcı bir tesirde bulunurlar.

i)İlaç zararları:Tarım mücadele ilaçlarının hatalı biçimde kullanılmasından dolayı tütünlerde kaliteyi düşürücü bir çok etkiler meydana gelebilir.

Mantar öldürücü ilaçları (Fungusit)Hatalı kullanılması halinde yaprak damarları arasında oldukça geniş ve muntazam olmayan kahverengi lekeler görülebilir.

Bazı böcek öldürücü ilaçların (insektisit)hatalı kullanılması sonucu yapraklarda form bozukluğu görülebilir.

Bundan başka,yabancı ot öldürücü ilaçlara (Bazı Herbisitler)karşı tütün çok hassastır. Bunlardan bilhassa esterli olanları rüzgarla taşındığından tütün ve diğer bitkilere çok zararlı olurlar.

Herbisitlerin etkisiyle yapraklar darlaşır. Formları bozulur, damarlar kalınlaşır,sapta boğuk araları uzar ve sap yassılaşır,çatallaşır.

İlaç zararları fidelikte ve tarlada olduğu kadar,bunların yaprak tütünler üzerindeki kalıntıları da insan sağlığını ve içim kalitesini etkilediğinden üzerlerinde önemle durulmasını gereken sorunlardır.

B- Besin Maddeleri Noksanlıkları:

Tütün toprak konusunda pek güç beğenen bir bitki olmasa bile yeteri kadar kireci bulunan kumlu veya hafif tınlı ve bilhassa kırmızı renkli topraklarda en iyi şekilde yetişir. Zengin ve ağır topraklarda uygun renk oluşmayan,kokusuz ve kaba tütün yetiştirilir.

Bilindiği gibi tütünün ana besin maddeleri azot,fosfor,potas ve kireçtir. Bunların yanı sıra bazı mikro elementlere de ihtiyacı vardır. Bunlar magnezyum,bor,manganez,kükürt,çinko,bakır ve demirdir.

Gerek dört ana besin maddesi ve gerekse mikro elementlerin noksanlığı tütünlerde büyümeyi yavaşlatmakla beraber,hastalık belirtilerine benzeyen anormal değişiklikler meydana getirilebilirler.

Bunları hastalık zararlıları ile karıştırmak olanağı da vardır. Besin maddeleri yetersizliği fidelikte başlayıp tarla döneminde de devam edilir. Bu maddelerin azlığı gibi fazlalığı da bitkilerde zararlar meydana getirebilir.

Tedbir olarak fidelik ve tarla topraklarının analizlerinin yaptırarak noksan görülen besin maddelerinin gübre vermek suretiyle yerini doldurmak gerekir.

C- Sebebi İyi Bilinmeyen Hastalıklar:

a) Çıfıt alacası:En yaygın olarak Karadeniz bölgesi tütünlerinde görülen bir hastalıktır. Toplanan yaprakların sarartma fazının gereğinden fazla uzatılması ve havaların rutubetli geçmesi koşullarında daha yaygın olur. Çoğunlukla zayıf olan ellerin yaprakları ile kısmen olgunlaşma devresini geçirmiş bulunan ana ellerin yapraklarında görülmektedir. Tütün yapraklarında sık olarak serpilmiş ufak noktalardan oluşan yeşil,kahve ve siyaha kadar değişen lekeler biçiminde kendisini belli eder. Henüz olgunlaşmamış olan yapraklar ile muhteviyatça zengin ve kuvvetli yapraklarda çıfıt alacası hastalığına pek az rastlanır. Hastalığın fizyolojik karakter taşıdığı tahmin edilmektedir.

Çıfıt alacası hastalığından zarar gören yapraklar,zayıf,cansız,rutubet alma yeteneklerini kaybetmiş,esneklikleri olmayan ve içim kaliteleri çok düşüktür. Çok lekeli yapraklar ise kararmış yanık ve kolaylıkla kırıldıklarından kullanılmaya uygun değildir.

Bu hastalıkla mücadelede tedbir olarak yaprakların olgunluktan bir iki gün önce kırılması,sarartma fazının uzatılmaması,seyrek dizilmesi ve dizimden sonra hemen güneşe çıkarılması biçiminde tavsiye edilebilir.

b)Kloroz(Frenching):Hastalık,damarlar arasındaki yaprak dokusunun sararması biçiminde kendini göstermektedir. Erken mevsimde hastalanan bitkilerde yaprak kenarları tarak biçiminde gayri muntazam kalın ve kayış gibi olurlar. Hastalığın en hat döneminde çalı görümünü alırlar.

Hastalık etkeni virusu andırmakla beraber virüs değildir. Gıdalanmanın ve çevre koşulların hastalığın gelişmesinde etkili olmaktadır. Tedbir olarak toprağın vaktinde hazırlanması ve drenajın iyi yapılaması tavsiye edilebilir.

2-Mantari hastalıklar(fungal):

A-Yaprak Leke Hastalıkları:

a -)Mavi küf:Hastalığın etmeni peronospora tabacina adam'dır. Dünyada ilk defa 1891 yılında Avusturalya da görülmüştür. Mücadelesi güç ve fazla masraflı olan bu hastalık 1960 yılında hemen hemen bütün Avrupa yı sarmış.1961 Yılında komşularımızdan Yunanistan'da ve nihayet aynı yıl yurdumuzda Trakya,Kocaelili,Çanakkale,Balıkesir ve Manisa da görülmüştür.1962 Yılında ise hava koşullarının uygun gitmesi nedeniyle hemen hemen bütün tütün ekim bölgelerindeki fideliklerde hızlı yayılmış,sonrada tarlaları ulaşmıştır.

Hastalık serin,rutubetli ve bulutlu havalarda kolaylıkla yayılmakta,sıcak ve açık havalarda durmaktadır. Yüksek rutubetle (% 95-100 nisaî nem) birlikte 10-20 0C.lık sıcaklık mantarın yaygın bir duruma geçmesine pek uygundur. Hastalık fidelerinde ne kadar erken görülürse zararı o kadar fazla olmaktadır. Hastalık fidelikte başlar tarla döneminde koşullar uygun olduğu sürece devam eder.

Fideliklerde,yaprakların alt yüzeylerinde,sabahın erken saatlerinde beyazımsı veya maviye çalan menekşe renginde bir küf tabakası göze çarpar. Hastalığın ilerlemiş halinde,yapraklar suda haşlanmış gibi olurlar. Tedbir alınmazsa hastalık iki haftada tüm fideliğe yayılabilir. Küf tabakası rüzgarlarla 100 km.den daha uzaklara taşınabilen küçük yazlık sporlardan (Konid) oluşur. Hastalıklı bir tütün yaprağında bu sporlardan milyonlarcası bulunabilir. Kışlık sporlar (Oospor) yaprak artıkları üzerinde ertesi yılın ilkbaharına kadar dayanır ve yeni enfeksiyonların meydana gelmesine neden olurlar.

Hastalık fazlaca nemli ve güneşlenmeyen tarlalarda serin ve rutubetli havalarda görülebilir. Tarlaya erken dikilen fidelerde,geç dikilenlere oranla daha fazla tahribat yapar. Hastalık tarladaki tütün bitkilerini dip yapraklarından başlayarak yukarıya doğru yayılır. Hastalıklı yapraklarda meydana gelen lekeler zamanla kurur ve kahverengi rengine dönüşürler. Kuruyan bölgedeki dokular öldüğünden,yaprak gelişmez ve leke yerleri delinir. Yapraktaki leke sayısı ne kadar fazla olursa yaprağın değeri o kadar düşer. Sonuç olarak hastalıktan zarar görmüş yaprakların form ve kaliteleri bozulduğundan ticari ve endüstriyel diğerleri çok düşer veya hiç kalmaz.

Hastalıkla mücadele kültürel tedbirler başta gelir. Ayrıca Dithiocarbonatlı (Manep,Ferham, Antrakol )ilaçlarla tarifesine uygun ilaçlama yapılmalıdır.

b -) Küllenme : Hastalığın etmeni (Oidiun Tabacı-Erisiphe Cichoraccearrum DC.)dır. Ekseri tütün bölgelerimizde görülür. Yaprakların her iki yüzü kirli beyaz renkte adeta kül serpilmiş gibi yapışkan bir örtü biçiminde kendine belli eder. Bu örtü mantarın misal denilen ipliklerinden ibarettir. Bu misallerin uçlarında yumurta biçiminde tek hücreli ve zincir gibi boğumlardan sporlar teşekkür eder.

Hastalık çoğunlukla dip yaprakların kalitesine bozar ve hatta şiddetli hastalık durumlarında yapraklar tümüyle kurur. Küllenme en fazla ağaç altı ve benzeri gibi gölge yerlerde yetişen, gereğinden fazla sulanan veya tarlaya çok sık dikilen tütünlerde ve taban arazide fazla görülür.

Hastalık yaz boyunca sporlarla (Konid) yayılır. Tedbir alınmadığı takdirde yaz sonlarına doğru yapraklarda yaklaşık olarak 100 mikron çapında kahverengi kış sporları teşekkül eder. İlkbahardaki yeni enfeksiyonlar bu kış sporlarında meydana gelir.

Hastalıkla mücadele kültürel tedbirler başta gelir. Bunun için taban ve su tutan araziye tütün ekilmemelidir. Ayrıca fideler tarlaya dikilirken dikim sıraları aralıkları ve mesafeleri iyi ayarlanmalı ve esen rüzgarlar göz önüne alınmalıdır. İlaçlı mücadelede kükürt kullanılması gerekirse de,kükürt tütünler için iyi bir ilaç değildir.

Külleme hastalığına fazla bulaşmış tütünlerde mantar tozları yaprağın öz suyuna emdiklerinden yaprakların belenmesine ve gelişmesine engeller ve sarartarak kurutur. Daha az bulaşmış tütünlerin ise yaprakların kuruduktan sonra kahverengi bir renk alır. Bunlar çok zayıf cansız, esneklik yetisi olmadığından işleme,bakım ve fabrikasyonlarında fazla miktarda kırıntı ve toz meydana gelir.

c - ) Kahverengi Leke : Hastalığın ekmeni Alternazina longipes (Ellet Ev.)masondur. Bu hastalık tütün yaprakları olgunlaştığı sırada kendisine gösterir. Yapraklarda çoğunlukla merkezler bir olmak üzere oldukça geniş,kahverengi daireye benzer lekeler biçimde görülür. Hasat mevsimi yağmurlu geçtiği takdirde önemli zararlar meydana gelebilir. Hastalık rüzgar ve yağmur sularıyla uzak mesafelere yayılabilir,yurdumuzda Doğu

Karadeniz bölgesi tütünlerinde rastlanabilir.

Bu hastalıkla bilinen belirli bir mücadele biçimi yoktur. Tarlada potasyumlu gübre kullanılması,nematod mücadele yapılması ve dithiocarbant'lı ilaçlar kullanılması tavsiye edilebilir.

Hastalıktan zarar gören yaprakların kalitesi bozulur. Ticari endüstriyel değeri düşer.

d -) Kurbağa Gözü :Hastalık etmeni Cercospora Hicotianal Ell et Ev.dir.Kahverengi leke hastalığı gibi bu hastalıkta tütünlere olgunlaşma döneminde zararlı olur. Hastalıklı yapraklar üzerinde çapları 6-7 mm. veya daha küçük lekeler görülür. Lekelerin iç kısmı beyaz olup,ortalarında siyaha benekler bulunur.

Yurdumuzda bu hastalığa henüz rastlanmamıştır. A.B.D.de hastalıkla bulaşık küçük lekeli yapraklar yeğ tutulur. Zira bu lekeler tütünde olgunlaşmaya işaret sayılır. Kültürel tedbirler başta olmak üzere,mavi küf hastalığına önleyen ilaçlarla bu hastalığında önlenmesi olanağı vardır.

B -Diğer Mantari Hastalıklar :

  1. Özü Kuru,
  2. Fusarium Solgunluğu,
  3. Verticillium Solgunluğu
  4. Kara Taban ( Phytophthoza parasıtica var.nicotiana )
  5. Siyah kök çürüklüğü (Shielayıopsıs basicola )
  6. Soze - shain (Rhzoctonia Solani )
  7. Beyaz kök çürüklüğü (Selerotium zolfsii )

Yukarıda ismi geçen hastalıklar henüz Türkiye için bir önem teşkil etmezler.Yalnız Avrupa tütünleri için önemli birer hastalıktır.

3 - Bakteri Leke Hastalıkları :

A - Yaprak Leke Hastalıkları

a ) Vahşi Ateş : Hastalık etmeni Pseudomanas tabaci (Volf Foster ) Stevens veya Bacterium tabacuni denilen bir bakteridir.Fide yastıklarında bu hastalığa tanımak kolaydır. Hastalık yastığın her tarafına mütecanis bir biçimde dağılmıştır.1 -1,5 mm.çapındaki hastalık lekeleri yastığın orta kısmındaki fidelerden daha çok,kenarlara rastlayan kısımlara ise azdır. Yaprak lekeleri yuvarlakça olup yeşilimtırak sarı renktedirler.

Ortalarında ölü dokulardan oluşan beyaz renkte küçük bir merkezi kısım vardır. Fideliklerde hastalık çok tehlikelidir. Çünkü hastalık fidelerde kolaylıkla tarlaya taşınır ve tarladayken yaprağın büyük bir kısmını kaplar. Hastalık alt ellerin yapraklarından başlayarak üst yapraklara,çiçek ve tohuma kadar ilerler. Çok çabuk yayıldığından halk arasında bu hastalığa'Yalaza ' denir. Hastalık çevrenin iklim koşullarıyla ilgili olduğundan,kış sonu ve ilkbaharın yağışlı gittiği senelerde önemli zararlar meydana getirir. Rüzgar,dolu ve haşereler hastalığın yayılmasında etkilidirler.

Hastalıkla mücadelede koruyucu tedbirler önde gelir. Hastalık tohumla taşınabileceğinden, ekilecek tohumların temiz olmasına dikkat edilmeli ve tohumların koruyucu kimyasal eriyiklerle (% 2lik formalın,% 0-1 lik sublime ve gümüş nitrat ) temizlenmelidir. Fidelik materyali de %3 lüks göz taşı eriği ile dezenfekte edilmelidir. Ayrıca gerekli kültürel tedbirler alınmalıdır.

Hastalığın yeşil yapraklardaki tipik arazi hale biçiminde açık renkli lekelerdir. Daha sonra hastalık gelişerek lekeler solarak kurur ve delinir.

Hastalığın etkisiyle yaprağın görünüşü bozulur ve kalitesi düşer.

Alternaria ve Filoztikta bakterileri de vahşi ateş hastalığına benzer lekeler meydana getirir. Ancak bunların lekeleri daha ufak ve yaptıkları zararın miktarı daha azdır.

b ) Köşeli yaprak leke hastalığı : Hastalık etmeni Pseudomanas angulata (Fromme et Mürray) Stapp'tır Hastalığa yakalanmış yapraktaki lekeler yaprağın damarlarıyla sınırlanmış olduğundan lekeler köşeli gibi görünürler. Bu lekeler küçük,açık renkli ölü kısımlardan ibaret olduklarından haşere zararı ile karıştırabilir. Hastalığın fidelerdeki görünüşü vahşi ateşe benzer. Yurdumuzdaki zararın önemli olmamakla beraber hastalığın zarar derecesi vahşi ateş kadar olabilir. Hastalığın ilerlemesi durumunda lekeler yaprakların tamamen kaplayabilir. Hastalıkla mücadelede vahşi ateş için yapılan savaşın hastalıkta da uygulanabilir. Hastalığın zararına uğramış olan tütünün kalite değeri çok düşük olur.

B - Kök ve Sap Hastalıkları :

a ) Bakteri Solgunluğu : Hastalık etmeni pseudomonaz solanacearun E.F.Smith'dır. Hastalığa A.B.D.de Branvılle solgunluğu denilmektedir. Hastalık tütünlerde kök çürümelerine ve solgunluğa sebep olur. Hasta saplar sıkılacak olursa içinden sümüğümsü bir sıvı çıkar. Hastalık sıcak ve rutubetli iklimlerde fazla yayılır. A.B.D.de zararı % 20-25 kadar ürün kaybına sebep olmaktadır.
Hastalıkla mücadelede münavebe ve nadas başta gelir. Dekar başına 110 kğ. üre verilebilmesi tavsiye edilebilir.

4 - Virüs Hastalıkları :

Tütün Virüs hastalıkları,geniş bir ilim kolunu oluşturan Virüs hastalıklarının bir bölümüdür.

Virüsler arız oldukları bitkilerde her zaman karakteristik belirtiler meydana getirmezler. Tarıma yapılan tütün çeşitlerinde meydana getirdikleri belirtilere göre tütün virüsleri :

a ) Sistematik enfeksiyona neden olan virüsler,

b ) Mevzii lekelere (nekrotik lekelere )neden olan dürüstler diye grublandırabilir.Fakat bu iki grup arasında kesin bir sınır çizilemez.

Tütün virüs hastalıklarının bazıları haşerelerle (Yaprak bitleri,thripsler ve beyaz sinekler) ve bazılarının mekanik olarak taşınabilirler.

a ) Adı mozaik hastalığı (Nicotiana virüs 1 ): Tütün yapraklarında en fazla görülen bu hastalık çoğunlukla genç yapraklara arız olur ve önce yapraklar mütecanis olmayan bir renk alır ve daha sonra deforme olmalarıyla kendini belli eder. En karakteristik arazi kloroplasların düzgün yayılmasından ötürü yaprak üzerinde birbirine takip eden sarı yeşil ve kayısı yeşil renkli görülmesidir. Bundan başka yüzeyinde kambur biçiminde oluşuklar meydana gelir ve yaprak dalgalı bir hal alır. Hasta bitkilerin büyümeleri sağlamlara göre geridir. Ayrıca mozaikli yapraklarda sık sık odunumsu kabartılar ve kalınlaşmalar görülür.

Adi tütün mozaiği yaprakları öldürmeseler ürünün gerek miktar ve gerekse kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yapar. Bu durum yaprakların görünüşünü bozar,yanma yeteneğini ve koku niteliklerini de olumsuz yönde etkiler ve ticari değerini düşürür.

Hastalık memleketimizde yayılmış olmasına rağmen ekonomik değeri o kadar büyük değildir.30 0 C. üzerindeki sıcaklık koşullarında hastalık pek görülmez. Hastalığın genellikle tütün kalite üzerinde olumsuz etkiler yaptığı bilinmektedir. Bu hastalıkla ilaçlı bir mücadele yapılmasını henüz olanak yoktur. Bunun için alınacak tedbirler daha çok koruyucu olmalıdır.

b ) Halkalı leke hastalığı (Ring spot ) : Bu hastalık,yaprakların damarları arasına merkezleri bir,açık renkli daireler ve bunlar ilerleyip damarları aşarsa kısmen de muntazam olmayan lekeler halinde görülür. Lekeler bazen ziksaklı bir görünümde olabilir.26-27 0 C. sıcaklıkta tütünlerde hastalık en şiddetli olarak görülür. Bilhassa yonca,tirfil ve bazı yem bitkilerinde sonra tarlaya tütün dikilirse halkalı leke hastalığı kendine gösterebilir. Hastalığa Kuzey Anadolu da rastlanabilir.

Belirli bir mücadele tarzı yoktur.

c ) Kıvırcık Hastalığı : Hastalığın başlıca belirtileri,yaprakların kıvırcıklaşması,aşağıya doğru bükülmesi ve üzerinde ölü dokudan ibaret kahve veya kül rengi çizgiler meydana gelmesidir. Daha sonra bu kısımlar beyazlaşıp kururlar. Hasta tütünlerde yaprak verimi azalır ve kalite düşer Hastalık mekanik yolla böceklerle bulaşmaktadır. Mücadelede bu durumların göz önünde tutulması gerekir.

d ) Yanıklık virüs Hastalıkları;(Etch) : Bu hastalıkta evvela uç yapraklarda klorotik lekeler ve daha sonra alt yapraklarda alacalaşma görülür. Hastalık adi tütün mozaiği hastalığına benzer.

e ) Diğer virüs hastalıkları:Bunlar sırasıyla,Hıyar mozaiği Y.Virus hastalığı,şerit ve gibi isimlerle anılan hastalıklardır. Bu hastalıklar memleketimiz için henüz problem teşkil etmemektedir.

5 - Zararlılar

A - Tarla Dönemindeki Zararlılar :

a ) Yaprak bitleri (Aphid spp.):Yaprak bitlerinin pek çok türleri vardır. Tütünlerde zarar yapan yaprak bitlerinin boyları küçüktür. (1-5 mm.).Yılda 5-15 döl verirler. Renkleri yeşilden sarı ve griye kadar değişebilir. Kanatsız türleri vardır. Yaprak bitleri hem fideliklerde ve hem de tarlada tütün yapraklarının alt ve üst yüzeydeki damarlarını emerek geçinirler. Emdikleri yaprak,gövde,filiz ve çiçekler üzerinde tatlı bir madde çıkardıklarından halk arasında bunlara 'Ballık' denir. Tütünler üzerindeki bu koyu esmer yapışkan madde bir çok tütün hastalıklarına vasat olup çoğalmalarını sağlar. Ayrıca tütünün gelişmesinde durgunluk yapar. Yaprakların rengini bozar ve kalitesini düşürür. Böyle tütünlerin fiyat değerleri de düşük olur.

Yaprak bitleri ile mücadelede kültürel tedbirler başta gelir. Ayrıca % 0,03 lüks Malathion ve 120 gr/dekar Parathion gibi ilaçlarla mücadele edilebilir.

b ) Tütün Thrips'i (Thrips tabaci lind):Yabancı ülke tütünlerinde bu tütün zararı pek önemli değilse de,Yurdumuz tütünlerinde önemli bir zarar olarak kabul edilir. Bu zararlı,tütün yaprakları üzerinde çıplak gözle bile görülebilir. Yaprağın üst yüzeyine yumurtlar. Yumurtaları çok küçüktür.

Thripsler yaprak hücrelerine emdiklerinde içi boş hücrelerin bir araya gelmesiyle yaprak üzerinde ak ak lekeler meydana gelir. Çoğunlukla damarlarının öz suyunu emdiklerinden yaprak damarları boyunca meydana gelen ak lekelerden dolayı buna halk arasında 'Ak damar' adı verilir.

Böyle yapraklar zayıf ve cansız olduklarından kaliteleri düşük olur. Thrips'lerle mücadelede kültürel tedbirler başta olmak üzere,dekara 15-20 gr.Parathion preparatı da kullanabilir.

c ) Tütün Öz Kurdu (Tütün gebesi-Phtharimaca Opergualata): Memleketimizin bütün üretim bölgelerinde görülen önemli zararlılardan biridir.

Yumurtalardan çıkan larvalar tütün yapraklarından gıdalanarak iki epidermis arasında boşlukları meydana getirirler. Daha sonra tütün saplarına geçen larvalar saplardan tipik şişkinlikler meydana getirirler. Bu durumlar nedeniyle zararlıya halk arasında 'tütün gebesi 'ismide verilir. Zararı uğrayan tütünlerin yaprak verimi azalır,Yapraklar zayıf ve cansız olduğundan kaliteleri düşük olur. Son nesil kış mevsimini,saplar içinde geçirdiğinden mücadelesinde tarla temizliği başta gelir.

d ) Tütün kapsül kurdu (Yeşil kurt-Heliothis virescens):Tütüne tarla devresinde zarar veren bir kelebektir. Larvaların tütünün uç tomurcukları ve yapraklarını yemek suretiyle zarar yaparken büyük zararı tütünlerin tohum bağladığı zamanlarda kapsüllerde görülür ve kapsülü delerler. Bilhassa puroluk tütünlerde yenik ve delik yaprakların kaliteleri düşer ve fiyatlarda önemli düşüklüklere sebebiyet verir. Bu zararlıyla mücadelede ilkbaharda toprakların derin işlenmesi başta olmak üzere, zehirli yemler(75 kğ.un 1 kğ.enderin) de yapılabilir.

e ) Diğer zararlılar :Bunlar mahmuzlu kurt,çekirgeler ve benzeri zararlılardır. Bu zararlıların tarla devresinde yaptıkları zararlar bölgesel olup,populasyonlarının miktarına göre zararları değişiktir.

B -Ambar Zararlıları:

a ) Tütün güvesi (Ephestia elutella):Ambarlardaki tütünlere zararlı olan bir kelebektir. Tütünden başka kuru meyvelere de zararlı olurlar. Kelebekler yumurtalarını ambardaki tütünler üzerine toplu veya tek tek olmak üzere bırakırlar. Bu yumurtalardan 4-5 günde larvalar çıkar. Önce kirli renkli olan larvalar daha sonra kahverengiye dönerler. Zararlının asıl yaptığı devre,larva devresidir. Larvalar önce yaprağın kütikül tabakasında başlayarak bütün yaprağı yiyip yalnız damarları bırakırlar. Ambarlardaki işlenmiş bilhassa tatlı tütünler üzerinde farklı derecelerde zararlar yaparak hem miktar hemde kalite bakımından olumsuz etkileri vardır. Mücadelesinde ambarının temizliği başta gelir. Zararlıya karşı pyretrumlu prejarratler;DDVP,Areginal ve Metil-bromit gibi kullanılacak bir çok ilaçlar vardır.

b ) Tatlı kurt (Lasıoderma serricorne): Tütün ambarlarındaki tütünlerde olduğu gibi yapım olarak sigara,puro vs.maddeler üzerindeki zararı büyüktür. Sigaraların,puroların ve tütün balyalarındaki tütünler üzerinde ince burgu ile delinmiş gibi tipik deliklerin içersinde kahverengi başlı,kirli beyaz tenli küçük larvaları görmek olanağı vardır. Bazen evlerde uzun zaman kalmış sigara paketlerinde çoğaldıkları ve hatta koltuk sandalye vs.mobilyalara ve dolaplardaki elbiselere saldırdıkları görülmektedir. Zararlı ile mücadelede ilk yapılacak iş ambar temizliğidir. Ayrıca işleme yerleri ve fabrikalar uygun zamanlarda çok iyi temizlenmelidir. Bu zararlıya karşı yapılacak mücadelede Metil Bromit,Formait,Etilen

Oksit,Phostoksil vs.kimyasal preparatlar kullanabilir.

6 - Nematotlar (kök ur solucanları):

Nematotlar gözle görülmeyen mikroskobik solucanlardır. Fidelik ve tarlada tütünün kök dokularına girerek toplu iğne başı büyüklüğünde fasulye büyüklüğüne kadar değişen yumrular meydana getirirler. Daha ziyade tütünün ince köklerini tercih ederek kök damarlarına tıkarlar.

Böyle tütünler topraktan tam olarak gıdalanamazlar. Büyümede durgunluk ve yapraklarda solgunluk olur.

Tütünlerin verimini azaltıcı ve kaliteyi düşürücü etkileri vardır. Tütünlerde zararlı olan başlıca nematot türleri Hetedora marioni,Prathılenchus zea sternen ve Prathilenchus biocephalus stanier dir.Bunların üreme güçleri çok fazla ve bulaşma kolaylığı yüksektir..Nematodlarla mücadelede ürün münavebesi başta gelir.

7 - Parazit Bitkiler :

a ) Küsküt (Cuscuta curopara L.):Fidelikte ve tarlada tütünlere zararlı olur. Sarımtırak renkteki iplikleriyle bitkiyi sarar öz suyunun emer ve boğar. Bu yüzden halk arasında bu bitkiye "Şeytan,Cin saçı,,denir. Toprağa dökülen küsküt tohumları burada çimlenir ve tütüne emici organlarıyla sarıldıktan sonra toprakla ilgilerini keserler. Buna yakalanan tütünler küçük ve zayıf kalır. Tedbir alınmadığı takdirde küsküt bütün tarlayı sarabilir. Mücadelesinde pek başarı sağlanamaz. Fakat küskütler tohum bağlamazdan önce sökülüp yakılır veya gömülürse populasyonları kısmen azaltılmış olur.

b) Canavar Otu (Taum otu = Orobanche zamoza L.):Canavar otu yapraksız ve klorofilsizdir. Tohumları çimlenme yeteneklerinin 10-13 yıl gibi uzun süre korurlar. Çimlenen tohumlar konukçu olarak tütüne rastladıkları zaman tütün köklerine yapışır ve burada bir kaç sürgün vererek dışarı çıkarlar. Buna yakalanan tütünler küçük,zayıf kalır,yapraklar kuruyup saman gibi sararırlar. Tütünlerin verimini ve kalitesini olumsuz biçimde etkiler ve büyük zararları sebebiyet verirler. Canavar otu ile mücadelede kültürel tedbirler başta gelmektedir.

c ) Tütüne hastalık bulaştıran diğer bitkiler: Yer fıstığı,patates ,domates,biber vs. gibi kültür bitkileri ve bir kısım yabancı otlar,tütünden hastalık meydana getiren bazı virüs,bakteri ve mantarları taşıyabilir ve bunları tütünlere aşılayabilirler. Bunun için bu gibi kültür bitkilerini münavebeye sokmamak ve yabancı otlarla da fidelik ve tarlada savaşmak gerekir.
Aynı yastık ve tarlada arka arkaya tütün yetiştirilmesi de tütün hastalıklarının buralarda yıldan yıla artmasına sebebiyet verebilir.

8 - Kurutma işleme ve bakım sırasında ve diğer sebeplerden meydana gelen arızalar:

a ) Ambar yanıklığı: Yaz sonlarına doğru uzun zaman havanın rutubetli ve sıcak geçtiği takdirde tütünlerde yanıklık zararları görülür. Kurutma dönemindeki zararların önemi büyüktür. Yeni koparılmış yeşil tütün yaprakları hastalanmaya dayanıklı oldukları halde sararmış ve dokuları ölmeye yüz tutmuş yapraklar duyarlı olurlar. Yanıklık tehlikesi kuruma dönemi ilerledikçe azalır ancak orta damar tamamıyla kurumadıkça büsbütün ortadan kalkmaz. Yanıklığa neden olan mantarlar Sclerotinin Selerrotiorum,Botritis Cineren,Altermaria tenuis'dır.Bu mantarların yaptığı zararlar değişik olmaktadır. Hastalanan yapraklar koyu bir renk alır ve yan damarlar çürüyecek kadar yaş kalır. Kurutma sırasında yeşil leke,sarı çürüklük ve bazı diğer zararlar meydana gelebilir. Bu zararların etkeni çeşitli mantarlardır.

b ) Kurutma döneminde meydana gelen başlıca zararlar: Kuru benek,sulu benek,kara göbek ve açılmayan yeşil renk ve ak benek gibi bozukluklar olarak sıralayabiliriz.
Kiğit kurmakta olan tütün yapraklarında kirli mat renkte lekeler biçiminde görülür. Üzerinde çiğ varken kırılan yapraklarda,çiğ'in isabet ettiği kısımlarda güneşte kurutma sırasında meydana gelir.

Kuru benek hastalığına koku beneği adı verilirse de koku ile bir ilgili görülmemektedir. Güneşte kurutma esnasında yapraklar üzerinde esas renkten farklı olarak koyu kahverengi lekeler görülür. Sebebi pek bilinmemekle beraber kalite üzerinde önemli rolü yoktur.

Sulu benek,kurtulmuş yapraklar güneşe doğru tutulduğu zaman yağ lekesi gibi görülür. Güneşte kurutma sırasında çiğ ve yağmur damlaların düşüp uzunca kaldığı yerlerde oluşurlar.
Karagöbek dizilerdeki tütünlerin orta kısımlarından,ana damarın etrafı kahverengi veya siyaha yakın bir renk alır. Tamamen kapalı,fazla rutubetli yağışlı havalarda dizi ortalarında nemli ve havasız,kalması sonucu meydana gelir. Bu gibi yapraklar fena kokar,iyi tavlanamaz ve kalite değerleri düşük olur.

Açılmayan yeşil renk,ham kırım,düzlemeye kalma,kurutmanın ilk zamanlarında sıcak rüzgarlara veya şiddetli güneşe maruz kalma gibi sebeplerden ileri gelir. Bu gibi yapraklarda yeşil renk kaybolmaz,kokuları iyi olmaz ve içimleri acı olduğundan kalite değerleri düşük olur.

Ak benek,ham kırılan tütünlerde parçalanmayan nişasta tanelerinin yaprak yüzeyinde mevzii veya dağlık olarak görülen beyaz nekrotik lekelerdir.

c ) Tütünlere işleme ve bakım döneminde meydana gelen arızalar: Burada söz konusu olan arızalar tütünlerde üretici yerinde olduğu gibi bunların satın alınmasından sonra alıcıların işleme ve bakım yerlerinde meydana gelen çeşitli bozuklukları kapsamaktadır. Tütünlerin tav durumlarındaki düzensizlik bu arızaların en önemli etmenidir. İçerdiklerindeki su miktarına göre tütünlerin tav durumu ağır tavlı,normal tavla ve tavsız veya kuru olmaktadır. Üretici evinde başlayarak tütünlerin işleme bakım,koruma,fabrikasyon ve tüketime uygun bir yapım halinde gelinceye kadar tav miktarı % 11,5-16 arasında bir değişme göstermektedir. Tütünlerin %16 dan fazla nemi ihtiva etmeleri duruma ağır tavlı,% 11,5 den daha az olması durumuna da tavsız ve tavına kaybetmiş olarak nitelendirilir. Tav miktarının fazla veya düşüş olması durumu tütünlerin kalitesine olumsuz yönde etkilemektedir.

Ağır tavlı tütünlerin işlemesi ve bakımı sırasında eziklik,basıklık,kazıklaşma,küflenme, esmerleşme,kararma ve çürümeye kadar giden çeşitli bozukluklar olmaktadır.

Ağır tavlı tütünler yapılan baskı işlemleri sonucu yaprak dokusunun az miktarda zedelenmesine eziklik,daha geniş bir kısmının zedelenmesine de,basıklık denir. Böyle yapraklar ışığa karşı tutulursa arızalanmış kısımları saydamlaşmış veya yağlanmış gibi çeşitli büyüklükte lekeler biçiminde görülür.

Ağır tavlı tütünlerin bakımı ve fermantasyonu sırasında,meydana gelen oksidatif olayların normalin üstünde gelişmesi sonucu tütünün rengi önce esmerleşir ve daha sonra kararır. Bu da tütünün içim kalitesine bozar. Gereken önlemler alınmadığı takdirde bozukluk çürümeye kadar gider ve tütünler kullanılamaz duruma gelir.

Tütünlerin bakımı ve fermantasyonu döneminde fazla tavlı ve ısınmış bulunan tütün denklerinin dağıtılarak soğuk hava cereyanına bırakılması veya fazla havalandırılması sonucu tütünler suyunu kaybeder ve kurur. Tütünlerin tav alma tavı koruma niteliğine sağlayan kolloid maddelerin bozulmasından ve bu yetisini yitirmiş olmasından,tütünler bir daha tav alamaz veya güç tavlanır duruma gelirler. Tütüncülükte bu arızalanmaya kazıklaşma veya kemikleşme denilir. Böyle tütünlerin işleme kayıpları çok fazla ve içimleri bozuk olur.

Ağır tavlı tütünler küf mantarlarının da üremesine ve yayılmasına uygun olduğundan kolaylıkla küflenirler. Küfün rengine göre beyaz,yeşil,sarı ve gri gibi çeşitleri vardır. Küflenme arızaları genellikle tütünün kalite niteliklerine bozar. Küfün tütün balyasının içine kadar geçmesi ve tüm tütünlere bulaşmış olması tütünlerin kullanılmaz hale getirir.

Tavı yetersiz olan tütünler esneklik ve sağlamlıkları olmadığından kolaylıkla kırılır ve fazla miktarda madde kaybına sebebiyet verir. Ayrıca fermantasyonları geçiremeyen böyle tütünler olgunlaşmadığından kaliteleri düşük olur.

Tütünlerin toz,toprak,sicim parçaları gibi maddelerle kirlenmesi tütün kalitesine düşürür ve fabrikasyonda arızalara sebebiyet verebilir.

Tütünlerin her hangi bir yağlı madde ile yağlanmış veya duyulur derecede her hangi bir kokuyu emmiş olması gibi bulaşmalar tütünleri kullanılmaz hale getirir.