TÜTÜN EKSPERLERİ DERNEĞİ

TÜTÜN FABRİKASYONU

TÜTÜN FABRİKASYONU 

1.1.TÜTÜN TEKNOLOJİSİ İÇİNDE FABRİKASYONUN GENEL TANIMI

Fabrikasyon, mekanik araç ve gereçler vasıtasıyla tütün hammaddesini tüketicinin kullanabileceği şekillere dönüşümünü sağlayan teknolojik işlemlerdir.

Başka bir deyimle fabrikasyon, tütün yaprağının bireyden, teknolojik akışı sonucunda istenilen içim zevkini verecek nitelik taşıyan yapıta dönüşümüdür. Dolayısıyla tütünü tamamen farklı bir özellik taşıyan mamul haline getirmektir. Zaten fabrikasyon da tütün yaprağı işlemesinin son teknolojik seviyeyi tespit edebilmek için hep sigara fabrikalarının teknik donanımı seviyesi ve üretilen mamullerin Pazar payları vb. ölçütler baz olarak göz önünde tutularak değerlendirilmektedir.

Şimdi, önce teknoloji biliminin ne ifade ettiğine açıklık getirelim.

Teknoloji bilim dalını Mendelef,makul rejimler, prosesler ve metotlar vasıtasıyla doğal hammaddeleri istenilen niteliklere kavuşturarak tüketimin kullanımına sunulan mamule dönüştürme bilimi olarak tanımlanmaktadır. Teknolojik işlemler süresince hammaddede meydana gelen bu dönüşümlerin dereceleri, tatbik edilen teknolojik yöntemlerin çeşitleriyle ilgilidir. Teknolojik yöntemler, mekanik, kimyasal veya biyokimyasal olabilir.

Mekanik teknolojik yöntemlerde hammaddenin (tütünün) sadece formu veya dış görünüşü değişmektedir. Kimyasal teknolojik yöntemlerde tütünün değişimi sadece formunun değişikliği ile sınırlı kalmayıp kimyasal olaylar neticesinde madde içeriğinin değişimi de söz konusudur.

Biyokimyasal teknolojik yöntemlerde ise bir taraftan kimyasal içerik değişikliğin yanı sıra diğer taraftan maddede biyolojik ajanların örneğin enzimlerin faaliyeti neticesinde bazı değişmeler meydana gelmektedir.

Böylece tütün yaprağının hammaddeden yapıt haline gelmesine kadar teknolojik yöntemlerin ne kadar çeşitte, sayıda ve yolun ne kadar uzun olduğu gözlenmektedir.

Bu esnada yani fabrikasyonda gerek içerik, gerekse şekil açısından değişikliğe uğramaktadır. Oysa tütün yaprağının maniplasyonu da bir teknik ve mekanik teknolojik işlemdir. Yaprakların açımını, tefrikini ve denklemesini içerir. Bu işlemle de amaç, yapraklardan eşit kalite özellikleri taşıyan birimler, sevkıyata ve daha sonraki evrelerde meydana gelecek teknolojik olayların olumlu seyrini mümkün kılacak şartları sağlayacak bireyler oluşturmaktır.

Tütün yaprağının kurutulması ve fermantasyonu biyokimyasal karakter tabiatlıdır. Burada yaprak içeriğinin derin kimyasal değişimlere uğradığı görülmektedir. Fermantasyonda tütünün içim özellikleri tanımlanarak ıslah edilir. Böylece de yapraklar mamule dönüşmeye elverişli duruma gelir.

Fabrika teknolojik işlem yöntemleri tamamen mekaniktir. İşlem sırasında yapraklar formlarını kaybederek yeni vasıflı, kullanıma hazır mamule dönüşürler.

Nitekim teknolojik ilminin esas amacı yeşil olarak koparılan tütün yaprağının mamul hale getirilmesine kadar geçen süreçte değişmeyi etkileyen yöntemlerin ve koşulların bilinçli olarak yönlendirilmesi ve metotların tatbikinin bilinmesidir. Dolayısıyla tütün teknolojisi anlamı, tütünün dizilmesini, kurutulmasını, maniplasyonunu, fermantasyonunu ve fabrikasyonu kapsar.

Bu süreçte teknolojik yöntemleri iki aşamada sıralamak mümkündür.

  1. Yaprak tütün işlemesi
  2. Mamul üretimi

Birinci teknolojik aşama, tütün yaprağının kurutulması, maniplasyonu ve fermantasyonundan ibarettir. Burada vukua gelen teknolojik değişimler mekanik ve biyokimyasal karakterlidir. Genelde tütün yaprağının formunda değişiklikler olmaz. Esas değişme, tütünün kimyasal içeriğinde ve organoleptik vasıflarında meydana gelir. Birinci aşamada zuhur eden değişimlerin bir bölümü insan müdahalesinin dışında, doğal koşullarda seyreder. Örneğin, güneşte kurutulan tütün yapraklarında ve doğal fermantasyonda olduğu gibi. Diğer taraftan teknolojik yöntemlerin büyük bir kısmı, ancak uzmanların kompetan - bilinçli olarak olayları yönlendirmeleri ve idare etmeleri neticesinde gerçekleşmektedir. Böylece birinci aşamayı, yani yaprak tütün işlemesi teknoloji yöntemleri şöyle bir sıra dizisinde düzenleyebiliriz.

  1. Tütün yaprağının dizilmesi
  2. Kurutma
  • Dizilecek tütünlerin hazırlığı, dizilmesi ve kurutma yerlerine asılması
  • Kurutma olayının yönlendirilmesi
  • Kurutulmuş dizilerin indirilmesi
  • Denkleme işleminin yapılması    

      3. Maniplasyon

  • Paçal oluşturma işlemi
  • Demetlerin (pastalların) açım
  • Neviyat tefriki
  • Tefriki yapılmış tütünlerin hazırlanması
  • Tonga, balya yapımı

      4. Fermantasyon

  • Fermantasyon partileri oluşturma ve suni fermantasyon uygulamalarında hücrelerin doldurulması
  • Fermantasyon olayının idaresi
  • Fermantasyon sonrası dönemde tütünlerin bekletilmesi ve bakımı

      5. İşlenmiş tütünlerin olgunlaşması döneminde bakımı ve korunması

Anımsanacağı gibi tütün yapıtları, ancak fermantasyonlarını geçirmiş, hamlıklarını yitirmiş, belli bir olgunluğa kavuşmuş, işlenmiş tütünlerden imal edilir.

Dolayısıyla tütünün yukarıda zikrettiğimiz teknolojik işlemlerden geçmesi gerekmektedir. İkinci teknolojik aşamada, yani mamul üretimine geçmek ancak bundan sonra mümkün olabilmektedir.

İkinci aşamada tütün yaprağının maruz kaldığı teknolojik işlemler, yaprak tütün işlemesinden çok daha farklıdır. Bu fark özelliklerini şöyle bir sırada özetleyebiliriz.

  1. En önemlisi, bu aşamada tütün yaprağının hammaddeden çıkarılıp yapıt haline getirildiğinde tamamen değişik, yeni vasıflı mamule dönüşmesi.
  2. Teknolojik yöntemlerin tabiatı, her ne kadar bazı uygulamalar (ısı işlemleri, soslama, kokulandırma vb.) neticesinde tütünde bazı fizikokimyasal değişimler zuhur etse de, tamamen mekanik karakterlidir.
  3. İkinci aşamada yani mamul fabrikasyonunda teknolojik işlemlerin tatbiki mümkün mertebe mekanize edilmiş ve otomasyonlaştırılmıştır. İşlemlerin hemen tümü, üretken ve yüksek vasıflı otomatik çalışan makinelerle yapılmaktadır.

Proseslerin sürekliliği birbiriyle uyumlu çalışan sistemler, cihazlar ve hatlarla gerçekleştirilmektedir. Fabrikanın teknolojik akışına insan emeği asgari seviyeye indirilmiştir. İnsan, işlemler akışında ancak cihazların kusursuz, uyumlu çalışmalarını ayarlayıcı rolünde bir gözlemci durumundadır. Fabrikasyon teknolojisi diğerlerine kıyasla dinamiktir ve geleceğe yönelik projeksiyonu da çok çok parlaktır. Nitekim bu yönde gelişmelerde bunu kanıtlamaktadır. Artık çok daha az insanla, bilgisayarlar vasıtasıyla hiç kesintisiz çalışan, yüksek verimli ve yapıtın özelliklerini, yani kalitesini kendisi kontrol eden makineler mevcuttur.

Şimdi tütün teknolojisinde ikinci adımı oluşturan yani üretimi prosesinin işlem aşamalarını açıklayalım. Bunları da şöyle bir sıraya dizmek uygun olacaktır.

  1. Tütünün yapıt üretimi için hazırlanması
  • Harman oluşturmak
  • Tütünlerin tavlanması
  • Denklerin ve tütünlerin harmanlanması
  • Soslandırma ve bazı sigaralar için tütünlerin termik işlemi
  • Son tavlama
  • Tütünlerin kıyımı
  • Kıyılmış tütünlerin kurutulması, dağılımı, tozlardan arıtılması ve soğutulması
  • Kıyılmış tütünün dinlendirilmesi

     2. Tütün mamulü- sigara imalatı

  • Makinelerde sigaranın sarılması
  • Sigaralardan tüketici paketlerinin oluşturulması
  • Tüketici paketlerinin selofanlanması
  • Paketlerin sevk ambalajlarına ambalajlanması

     3. Hazır yapıtların fabrika depolarında bekletilmesi ve korunması

Yukarıda zikrettiğimiz açıklamalardan görülüyor ki, bir üretim teknoloji prosesinin bütünlüğünü, ayrı ayrı teknolojik işlemler oluşturmaktadır. Bu itibarla tütün ürünü üretim teknolojisinden bahsederken proseslerden, rejimlerden ve uygulama metotlarından, yani kurutma, maniplasyon, fermantasyon ve mamul üretimi aşamalarından ibaret olduğunu ve bunları bir bütün olarak mütalaa etmek gerekir. Hatta pratikte bu kavram kapsamına talimatnameler, teknik resimler, yazılı teknolojik işlem şartnameleri vb. dokümantasyon da dahil edilmektedir. Tabi bu iki kavramın arasında farklılıklar mevcuttur. Çünkü bu bütünün birinci kısmı teknolojik işlemlerin özünü, teknolojik anlamların tanımının içeriğini terennüm etmekte. Diğeri, yani dokümantasyon ise özün oluşma şeklini ifade etmektedir. Çünkü teknolojik dokümantasyonlarda proseslerin seyir sınırları ve uygulama yöntemleri ayrıntılarıyla yazılmıştır. Teknolojik dokümantasyonun fabrikasyonda önemi büyüktür. Zira işlemlerin dokümantasyon da uygun görüldüğü şekilde tatbik edilmesi bir taraftan üretimin aksamadan yürütülmesini garantilerken, diğer taraftan üretilen mamulün kaliteli olmasını sağlamaktadır.

Tütün teknolojisi ilmi, diğer bilim dallarıyla yakından ilişkilidir. Örneğin, kimya, fizik, biyoloji vb. Dolaysıyla tütün teknolojisi bilimi tütünün kimyasal yapısı, fiziksel ve içim özelliklerini en iyi şekilde mütalaa eden tüm bilim kaynaklarından faydalanmaktadır. Bu arada bilhassa tütünün fabrikasyon aşamasında yöntem ve uygulamaların yapıldığı pek çok makine ve cihazlarla ilgili teknik donanım sorularına hitap eden makine bilgisinin de önemi hiçte küçümsenmeyecek derecededir. Hulasa, bir tütün teknolojisi mühendisinden esas teknik bilgileri de olması gerekmektedir.

Sonuç olarak teknoloji kavramı içinde tütün fabrikasyonunun özü ve tüketiciye sunulacak tütün yapıtlarının içim çeşni ve standardı, takdim şekli ile fiziki görünüşleri bakımından, evvelce saptanmış ve tüketici tarafından benimsenmiş normlara göre mamul üretimidir.

1.2. YENİ BİR SİGARA FABRİKASININ KURULUŞ YERİ SEÇİMİ (TESPİTİ)

Sigara fabrikası tütün yapraklarının paketlenmiş sigara yapıtına dönüşümüne kadar işlemlerin uygulama yeridir. Görülüyor ki, bir yeni sigara fabrikası kuruluşunda verilecek en önemli kararlardan biri fabrika yerinin seçimi konusudur. Çünkü bu konuda verilecek karar tesisin ekonomik ömrü boyunca değiştirilmesi zor ve mümkün olmayan bir karar olacaktır. Bunu için pek çok alternatifler değerlendirilerek ciddi ve isabetli kararların alınması gerekir. Zira hatalı kararların maliyeti çok yüksek ve telafisi zordur.

Genel olarak kuruluş yerinin seçiminde tercik, maliyetlerin en düşük, karın en yüksek olabileceği yerin bulunmasıdır. Bugün yeniden kurulacak ve herhangi bir tür sigara yapıtı üretecek fabrikaların yereri saptanırken şu önemli ekonomik ve sosyal kurallar göz önünde tutulmaktadır.

  • Sigara üretiminde kullanılacak malzemenin, mevcudu ve gelecekteki ihtiyacı karşılama durumu. Dolayısıyla yeni fabrika kurulacak yerin, kullanılacak ana maddeye yakın olmalıdır.
  • Fabrika çevresinde mamul üretimi için lüzumlu olan yan maddeler üreten müesseselerin bulunması
  • Enerji, yakıt kaynakların yakın ve uzun vade de kurulacak fabrikanın ihtiyacını karşılayabilecek durumda olması
  • Fabrika yeri, ulaşım işlerinde kolaylık sağlaması için deniz, kara ve demiryollarına yakın olmalıdır.
  • Zaman ve uzaklık açısından Pazar imkanlarının çevrede mevcut olması
  • Yeni fabrikalarda çalıştırılacak vasıflı işçi ve teknik personel temin edebilme kolaylıklarının olması.

Tabi bunlar yeni fabrikanı kuruluş yerini seçmede öngörülen genel esaslardır. Tercih yerleri geniş bir bölgeyi hatta birkaç ili kuruluş yeri olarak içine alabilir.

Şimdi de kurulacak fabrikanın arsa seçimi ve fabrika binasının yapılmasıyla ilgili seçenekleri ele alalım.
Yeni sigara fabrikasının kurulacağı genel bölgenin seçiminden sonra, ikinci araştırma ve karar alma kademesi arsa seçimidir. Dolayısıyla fabrikanın kurulacağı arsanın seçimi için bölge seçiminden daha ayrıntılı araştırmaların yapılması gerekmektedir. Fabrikanın özelliklerine göre ve uygun faktörleri seçerek, inceleyerek hammadde, sosyo ekonomik durum, ulaştırma giderleri ve diğer bazı etkenler göz önünde tutulmalıdır.

Arsa seçiminden sonra üretim faaliyetlerinin rasyonel ve ekonomik bir seviyede yürütülebilmesi için üretim birimlerinin yerleşim planı hazırlanmalıdır.

Bu planın hazırlanmasında genelde dört özellik ele alınır.

  1. Ana fabrika binasının yerleşim planı
  2. Sigara fabrikasıyla entegre bir biçimde çalışan tütün bakım depoları ve işleme atölyesi binaları
  3. Yardımcı tesislerin yerleşim planı
  4. Sosyal ve idari binaların yerleşim planı
  • Ana fabrika binasının arsa üzerindeki konumu, makine ve teçhizatın bina içersindeki yerleşim planına göre önceden planlanmalıdır. Sigara fabrikalarında tesis gerçekleştirme planları tütün hazırlama şubesinden başlamak üzere sigara imalat ve paketleme üniteleri olarak uyumlu çalışacak şekilde planlanmalıdır. Keza tütün bakımı depo binalarının, tütün balyalarının kolay ulaşımını temin için harman ve hazırlama şubeleri kısmıyla bitişik veya taşıma bantları, tüneller, konveyörlerin yer alabileceği şekilde planlanmalıdır. Çünkü böylelikle ulaşım mesafesi kısalacak ve maliyet en aza indirilecektir.

Kurulacak fabrikanın konum ve durumuna göre arsa üzerinde yardımcı tesislerin yerleşim alanları planlanmalıdır. Burada tesislerin iş akımı ve iş istasyonları arasındaki mesafe ve uyum gözaltında tutulmalıdır. Öyle ki yardımcı tesisler ana fabrikanın üretim metodu faaliyetlerini engelleyici değil, tamamlayıcı ve uyumlu bir sistemde entegre edilmesi sağlanmalıdır.

Sigara fabrikalarının başlıca yardımcı tesisleri şunlardır.

  • Su tesisleri
  • Elektrik tesisleri
  • Yükleme Boşaltma tesisleri
  • Yakıt tesisleri
  • Pissu ve artıkların atılması için tesisler
  • Basınçlı hava tesisleri
  • Stok yerleri ve diğerleri
  • Ayrıca idari tesisler; Müdüriyet, yönetim, halkla ilişkiler ve diğer yönlendirici birimlerin faaliyet gösterdiği yerleşim alanları da arsada yer almalıdır.
  • Arsa müsait ise bina ve çevresinde aş evi, çocuk kreş ve yuvası, sağlık odası, kantin, lokal, yeşil alan, spor tesisleri vb. binalar belirli ve uygun bir plan dahilinde kuruluş yerine dahil edilmelidir.

Fabrika binasının yapısı betonarme, karkas olmalıdır. Sigara üretiminde kullanılacak makine ve teçhizatın özelliklerine göre inşa edilmesi gerekir.

Tütün hazırlama, tütün kıyım ve sigara imalat şubelerinde imal akışının tek hatta, birbirinin devamı şeklinde mi olacağı yoksa her bir bölüm için ayrı bir kat yapılıp imalat akışının yukarıdan aşağıya doğru mu olacağı dikkate alınıp ana fabrika binası inşa edilmelidir.
Yeni sigara fabrikalarının gerek kuruluş gerekse üretin dönemlerinde bir çok teknik bilgi ve yardımlara da gereksinim duyulabilir. Çünkü sabit kuruluşlar olan fabrikaların bir taraftan kuruluş diğer taraftan işleyiş dönemindeki faaliyetlerinin devamı, önemli ölçüde bu teknik yardımlara bağlıdır.

Genel olarak teknik yardımlar iki bölümde ele alınır.

  1. Fiili hizmet verilmesi
  2. Teknik bilgi temini

Sigara fabrikaları kurulurken fiili hizmet olarak girişimcilerin yurt içi veya yurt dışındaki kuruluşlardan teknik müşavirlik hizmetleri almasıdır.

Sigara fabrikasının kuruluş projelerinin hazırlanması ve uygulanmasıyla ilgili girişimci, bu konuda uzmanlaşmış şahıs veya bazı seçkin firmaların teknik müşavirlik hizmetlerinden yararlanabilir.

Aynı zamanda yardımcı tesislerin inşaat işleri, makine ve teçhizatın imali, alım ve montaj faaliyetleri için de şahıs ve firmaların yardımına başvurulabilir.

Son olarak yeni fabrikada istihdam edilecek personelin ilgili konularda eğitimi, tesislerin kontrolü ve çalışmalara nezaret etmek amacıyla girişimsiler doğal olarak yerli ve yabancı teknik elemanlardan, uzmanlardan yararlanabilirler.

Yeni fabrika kurulmasında teknik yardımların ikinci aşamasını teknik bilgi temini oluşturmaktadır. Genelde üretim faaliyetinde bulunacak sigara fabrikasının üretim metotları, mamul spesifikasyonları, harman reçeteleri, laboratuar kuruluş ve işleyiş teknikleri, uygulanacak yeni teknolojik bilgi ve buluşlar, patent hakları ve know-how vs. gibi teknik bilgiler sözleşmelerle satın alınır.

Günümüzde sigara üretim teknolojisinde hızlı gelişmeler ve buluşlar olmaktadır. Artık sigara sanayisinde bizim hep daha ulaşamadığımız mesafeler çoktan kat edilmiştir. Yeni yeni buluşlardaki amaçlar, daha ekonomik, tüketici zevklerini tatmin eden, daha iyi kalitede, güvenli ve hızlı, maliyeti az sigara üretmektir. Maalesef bu konuda gereken duyarlılığı yerince göstermemekteyiz. Halbuki kuracağımız yeni, çağdaş sigara fabrikalarında, bu güne dek geliştirilmiş bilimsel metotlardan, formüllerden ve buna benzer yeni imkanlardan mutlaka yararlanabilmeliyiz.

Şimdi önemli olan bazı teknik bilgi hakların tanımını yapalım.

PATENT HAKLARI : Devletin bir şahıs veya kuruluşun buluşunu o şaksın lehine koruması ve değerlendirebilmesi için verdiği belgeye "Patent" denir. Bu hak başkası tarafından kullanılamaz. Ancak buluş sahibi bu hakkı anlaştığı şahsa, devlete ve müesseseye verebilir. Şahsın rızası olmadan bu hak kullanılamaz (Tatar, Yatırım seçimi ve değerlendirme teknikleri, 1985)

Yeni buluşun patent hakkına sahip olabilmesi için bir madde, bir metot, bir cihaz konularında yenilik getirilmesi ve uygulanabilir olması gereklidir.

KNOW-HOW : Kurulacak yeni fabrikada hangi metot ve usullerin kullanılarak üretim yapılacağını gösteren teknik bilgiye "Know-how" denir. Know-how, üretim metotlarını ve aşamalarını, laboratuar faaliyetlerini üretimde girdi kullanım teknikleri ve diğer giderleri kapsayabilir. Know-how teknik bilgilere sahip firma, bu işletme sırrını gizli tutmaya çalışır. Üretim aşamalarına sadece bir kısmı için değil, bütünü için de know-how lisansı verilebilir.

LİSANS : Lisans kurulan veya kurulacak olan yeni sigara fabrikasının üretim, faaliyet ve metotlarıyla ilgili teknik bilgileri satın alarak kullanma hakkına denir.

BASİT LİSANS VE MONOPOL LİSANS : olmak üzere genelde iki lisans tipi vardır. En yaygın olan basit lisans tipidir. Çünkü onun gizlilik oranı azdır ve düşük bir bedel karşılığı alınabilir.

Monopol lisans ise bir ülkede yalnız tek üreticiye verilir. Hak sahibine bir nevi tekel hakkı sağlar ve bedeli yüksektir. Monopol lisans için gizlilik esastır.

Tüm bu kuruluş faaliyetlerinden sonra fabrikanın normal üretim dönemine geçmesinden önce makine ve donanımın düzenli ve randımanlı bir şekilde çalışır vaziyete getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle fabrikanın bir bütün olarak işlemeye alınması ve deneme üretim yapılması zorunludur. Deneme üretim aşamasında fabrikanın normal işletme dönemine geçmeden meydana gelebilecek aksamalar, darboğazlar, arıza ve sigara kalitesinin test edilmesi gibi hususların test edilmesi ve kontrol edilmesi amaçlanmaktadır.

Buraya dek hep yeni bir fabrikanın kuruluşu hususunda detaylara inmeden bilgiler verdik. Tabii zamanın genel hatları çerçevesinde kalmaya çalıştık. Yukarıda zikrettiğimiz bilgilere fabrikanın kuruluş kapasitesinin önceden belirlenmesinin de dahil edilmesinin önemi olacağına inanmaktayız.

Ülkemizde sigara ve tütün mamulleri üretimi, tüketim seyrine göre, değişen aylık siparişlere göre üretilmekte ve bu suretle taleple üretim arasında belirli bir denge bulunmaktadır. Bu dengenin sağladığı olanaklardan biri ve en önemli olanı da tüketici taleplerindeki değişikliklerin en kısa zamanda ve sağlıklı olarak tespit ve üretime yön verme avantajlarıdır.

Bu gün yapılan tahminlere göre bizde sigara tüketimindeki artış trendi önümüzdeki bir kaç yıl içersinde devam edecek ve daha sonra belirli bir seviyede kalacaktır. Buna göre mevcut sigara fabrikalarımızın yeni teknik ve teknolojik modernizasyonuna ihtiyacı vardır.

Kurulmuş olan ve uzun zamandan beri faaliyete geçirilmeyen 10.000 ton kapasiteli

  1. Samsun- Ballıca
  2. Manisa - Akhisar
  3. İzmir - Çiğli
  4. Erzurum- Pasinler
  5. Elazığ- Palu
  6. Diyarbakır, fabrikalarının devreye girmeleri gerekmektedir. Bu arada yukarıdaki bazı fabrikaların kapasiteleri re vize edilerek yeniden belirlenmelidir. Kapasite belirlenmesinde hangi esaslar göz önünde tutulmalıdır.
  • Ölçek ekonomisi
  • Üretim teknolojisi
  • Pazarın ve ürünün coğrafi dağılımı
  • Hammadde temini
  • Personel temini

Dolayısıyla bu fabrikaların kapasite öğeleri, farklı bileşimlere göre belirlenmeli ve mevcut sigara fabrikalarından farklı seçilmelidir. Yine de bu öğeleri şöyle sıralayalım.

  1. Sigara imal makinelerin devir sayıları en az 6000 dev/dak üzerinden seçilmelidir.
  2. Sigara imal makineleri ile paket makinelerinin arasındaki iletişimde askılı konveyör sistemini kaldırarak aynı üretim dairesinde çalışmaları sağlanmalıdır.
  3. Sigara makineleri ile filtre çubuğu imal makinelerinin çalışmaları entegre edilmelidir.
  4. Tütün hazırlama şubesinin gelecek yıllarda Burley ve Virginia işleyebileceği göz önüne alınarak düzenlenmesi gerekir. Örneğin, İstanbul, Tokat sigara fabrikalarında tütün hazırlama kısımları gibi
  5. Sigara fabrikalarında nitelikli işgücü ve bilgi birikimine büyük ölçüde gereksinim duyulduğundan, kapasite seçiminde bu işgücü ve becerinin temin edilebilme durumu araştırılmalıdır.

Böylece konunun başında da vurguladığımız gibi yeni fabrika yerinin seçiminde pek çok sigara fabrika örnekleriyle de mukayeseler yaparak, bütün alternatifleri dikkate alarak uzun yıllar kalıcı olarak fabrika yeri hakkına hatasız en isabetli ve ciddi kararı verilmesi gerekmektedir.

1.3. TÜTÜN VE SİGARACILIĞIN TARİHÇESİ

Tütün sanayisinin ilk hammaddesi tütündür. Tütün, iklim bakımından sıcak bölgeleri seven bir kültürel bitki olduğu için ve bu iklim koşullarına en müsait olan Amerika kıtası ve muhtemelen de Antil adaları ana vatanı olarak kabul edilmektedir. Eski dünya tütünü, ancak 1492 yılının 12 Ekim gününde Christopholus Colombus'un Batı Hint Okyanusu adalarından birine ilk defa çıktığında (ki bu adaya da o, San Salvador adını vermiştir.) yerli halkın Colombus'un hediyelerine karşılık olarak verdiği meyveler, ağaç mızraklarla arasında kendilerinin kıymetli bir bitki olarak addettikleri bir bitkinin (tütünün) kurutulmuş yapraklarını ve bu yaprakların kullanışını gördükten sonra tanımışlardır.

Tarihten önceki zamanlarda insanların çeşitli bitkiler yakarak mukaddes ateş ve dumanla güneşe saygılarını belirttikleri bilinmektedir. Amerika da tütünün kullanılmazı eski Aztek kültürüne ait kazılar ve Ehzam kitabelerinden, çok eskilerde (en az 2-3 bin yıla) dayandığı tespit edilmiştir.

Yakuda adasında yaşayan Mayalar kutsal ateşlerinde diğer kokulu bitkilerle birlikte tütünü de yakıyorlardı. Yıllarca tütsü yakan Maya ve Aztek kabilelerinin rahipleri bu dumanın keyif verici tesirine alışmışlar ve ayinlerin dışında da tütün içmeye başlamışlardır.

Colombus ve arkadaşları tütün içimi gözlemlerini şöyle tarif etmektedirler. Kızılderililer bu bitkinin kurutulmuş yapraklarını dövülmüş olarak bir pipoda veya tütün yaprağına sarılarak ilkel bir puro biçiminde içiyorlardı. Bilhassa pipo ile tütün içimi çok kutsal addediliyormuş. Zengin nakışlarla süslenmiş "Kolumet" adındaki pipoları Kızılderililerin hayatlarında önemli rol oynuyormuş. Harp eden kabile reisleri barışı, müşterek içtikleri bir pipoyla noktalıyorlarmış.

Sonraları rahipler bu bitkide şifa kudretinin mevcut olduğunu zannedip yakılan yaprakların dumanını ( Y ) şeklindeki çubuklarla burun deliklerine çekilme usulüyle dumanın kullanımını genişletmişlerdir. Özel yapılmış çubukları olmayanlar da kamıştan oluşan içi boş borularla tütün dumanını içlerine çektikleri rivayet edilmektedir. Aslında bu kamış boruya yerlilerce verilen " Tobacco" adının C. Colombus tarafından yanlış anlaşılarak yakılan bitki (tütün) yaprağına verdiği ifade edilmesi dünyada tütünün bu şekilde isimlendirilmesine vesile olmuştur. Halbuki yerliler, puro biçiminde oluşturduğu yaprak bükmelerin, çubukla ve pipolarla gerçekleştirilen içim tarzlarına hep "Tobacos" tabiri kullanıyorlar.

Bu deliller gösteriyor ki, insanlar tütün içme, çiğneme ve yaprakları ezip toz haline getirip buruna çekme alışkanlıklarını Amerika'nın yerli toplumu olan Kızılderililerden edinmiştir. Sonraları tütün dumanının yorgunluğu giderdiği, açlığı azalttığını ve keyif verdiğini gören ve öğrenen

İspanyollar aynı şekilde "Tobacco" kullanmaya başlamışlardır ve 1498 yılında Amerika'dan İspanya'ya tütün içme alışkanlığını ilk kez taşıyan

Romano Pano'nun olduğu tahmin edilmektedir. Bir başka yazıda tütünün yaygınlaşmasında Fransa kraliçesi Ekaterine'nin migren hastası olduğundan mütemadiyen dövülmüş tütün yaprak tozlarını enfiye gibi buruna çektiği ve böylece de o zamanlarda her alışkanlığa tavır koyan ve modada öncülük yapan Fransa'nın tütünün yaygınlaşmasında önemli rolü olduğu ortaya atılmaktadır.

Tütün içme adetinin Avrupa'ya tanıtılmasında İngilizlerinde büyük rolü olduğu muhakkaktır. Bütün bunlara rağmen, yani tütün tozunu buruna çekme ile birlikte ilkel tütün yapıtı sigaraların içimi de dünyada hızla gelişmişse de Avrupa'nın hakim çevreleri tütün içimine karşı şiddetli tepki göstermişlerdir. Hıristiyan aleminin dini yöneticileri, kilise, tütün içimini şeytan işi olarak adlandırmışlardır. Hanedanlar tütün içiminin insan sağlığına zararları hakkında bilimsel tebliğler yayınlamıştır. Fransa'da tütünün serbest ticareti yasaklanmış, Türkiye'de , İran'da, Rusya'da daha bir çok ülkede tütün içenler işkencelere tabi tutulmuştur. Sultanlarımızdan IV. Murat sigara içenleri ölüme mahkum ediyor. İran şahı I. Abbas ise dudaklarını ve burunlarını kestiriyormuş.

Fakat her şeye rağmen tütün içim alışkanlığı ve kullanımı geçen zaman içinde artmış ve bunu gören Fransız devlet adamı Rişlö tütün içiminden hazinenin gelirini artırmak gayesiyle 1629 yılında tütüne vergi getirmiştir. Daha sonra 1674 yılında Kolbert, hazine gelirlerinin artmasında tütünün büyük katkısını görünce, tütün ticaretini yegane devletin yetkisine vermiş ve tütünde devlet tekelini başlatmıştır.

Tütünün Türkiye'ye girişi İngiliz ve Venedik gemicileri aracılığıyla 1601-1605 tarihlerinde olduğu bilinmektedir. Bu tarihlerde İngiliz denizcilerinin tütün içtikleri görülmüştür. 1606 yılında ise Hollanda'dan Türkiye'ye ilk kez tütün ithal edilmiştir. İngiliz seyahatçısı Sındi 1610 yılında İstanbul'a geldiğinde tütün içim alışkanlığının İngilizlerin yanı sıra oldukça yaygınlaştığını yazmaktadır. Hatta 1614 yılında ülkemize gelen Pietro della Vale,

İstanbul'da tütün içimi ve kullanımının hemen hemen İngiltere, Hollanda ve Almanya' da kileriyle eş oranda olduğunu müşahede etmiştir.

Bizde de zaman zaman, tütün kullanımı yasak edilmiş, din adamları tarafından tütüne karşı fetvalar verilmiştir. 1621 yılında tütün yasaklanmıştır ve son derece sert biçimde uygulanmıştır. Fakat tütün içimine karşı olan ve koyduğu yasaklara uymayanlara ağır cezalar verdiren IV. Murat'ın ölümünden sonra, vaktiyle tütün içtiği için sürgüne gönderilen ulemadan Bahai Efendi Şeyhülislam olunca 1646 yılında bir fetva çıkararak tütünün kullanılmasına serbest bırakmıştır.

Bu olaylar ülkemizde tütün kullanımının geç başladığı görünümünü sergiliyor. Halbuki bazı yorumlar bu düşüncelere gölge düşürmektedir. Tütün içimine çok daha erken başlanıldığı tahmin edilmektedir. Tahminleri güçlendiren nedenler şöyledir. Amerika'nın keşfinden 40 yıl evvel atalarımız

İstanbul'u fethetmişti ve Fatih Sultan Mehmet şehri devletimizin başkenti yapmıştır. Daha sonra sırasıyla Filistin'i, Suriye'yi, Arabistan yarımadasının bir kısmını, Mısır'ı, Libya'yı, Cezayir'i alıp ta Fas'a ulaşmıştır. Kuzeyde ve Batıda Kırım yarımadası ve diğer adalar, bu günkü

Yugoslavya, Arnavutluk, Macaristan ve Avusturya'nın bir kısmı hep Türk'ün egemenliği altında bulunuyordu. Böylelikle, Karadeniz ve Marmara denizleri imparatorluğun iç denizleri olmuş. Kızıldeniz'in ve Akdeniz'in tüm sahilleri Türklerin kontrolü altında imiş. Deniz yollarının ticari ve stratejik önemini ve Avrupa ile Asya'nın tüm karayolları taşımacılığının imparatorluk toprakları üzerinden yapıldığını göz önünde tuttuğumuzda, iktisadi, ticari ve kültürel ilişkilerin ne kadar birbirini etkileyebileceğini saptamak kolaydır. Nitekim, bazı yazarlar tütün içiminin doğudan batıya yayıldığını bile ifade etmişlerse de bunun tariki bir gerçek olduğu ispatı yapılmamıştır.

Buraya kadar verilen tütünün ve ilk tütün kullanımının tarihçesini aşağıda daha genişletilmiş halde, zamanı da biraz ileriye alarak sigara içiminin ve sigara imalarının tarihçesine değinelim.

Artık bildiğimiz gibi tütünün ilk kullanılma şekli kurutulmuş yaprakların ufalanarak bir boru ucunda yakılması ve borunun diğer ucundan çıkan dumanın nefeslenmesi suretiyleydi.

Bir ara tütün içimi tarzı olarak mısır yapraklarıyla sarılıp iptidai puro şeklinde kullanılmış, daha sonra da ayrıca pipo örneklerinden sayılacak lüle ve çubuklarla içilmesi şekline dönüşmüştür. Zaman gittikçe tütün içme ve kullanım tarzları daha da geliştirilmiştir yani modernleştirilmiştir. Artık tütün yaprakları mısır kabuklarına değil de kıyılmış tütünlerin yine bir bir tütün yaprağına sarılarak "cigar" şeklinde içilmesine geçilmiştir.

Kıyılmış tütünler ilkel pipolarda değil de özel porselen pipolarla içilmekteydi. Bilhassa tütünün enfiye şeklinde tüketimi daha fazla rağbet bulmuştur.

Böylelikle kıyılmış tütünün kağıda sarılarak içilmesine XVIII asrın ortalarında Güney Amerika'nın Brezilya'da başlamıştır. Bu sigaralara da "Papelitos" adı verilmiştir. Avrupa'ya girişi ve yaygınlaşması ilk olarak İspanya'dan olmuştur. Ancak uzun zaman Avrupa'nın geri kalan kısmına girmemiştir. Çünkü sigara bir İspanyol geleneği sayılıyordu. Çünkü o çağlarda İspanya denizaşırı sömürgeleri ve Prineylerden geçit vermeyen tepeleri ile Avrupa'dan soyutlanmış bir yaşam sürüyordu. Diğer taraftan tütün tüketimi de henüz tam manasıyla benimsenmemiş, pahalı bir zevk halinde idi. Soyluların dışındaki fakir halk tarafından pek kullanılmıyordu.

Zamanla sigara içimi alışkanlığı yukarıda kullandığımız ifade ile "İspanyol geleneği" kraliyet ailelerinin dışına çıkması, prenslerin Avrupalı soylularla yaptıkları evlilikler nedeni, halk arasında ise askerler vasıtasıyla sızmaya, yayılmaya başlamıştır.

Bu sıralarda Amerikalı Duke isimli bir müteşebbis Kuzey Carolina'nın Durhan kentinde sigara sanayisinin ilk temelini atmıştır. Avrupa da ise bu sanayinin gelişmesine hız veren, körükleyen savaşlar olmuştur. Çünkü savaşın getirdiği bunalımları biraz unutabilmek için tütün içen müptelalar artmış, sıkıntı giderici tek çare içmek olmuştur. Bu hususta bir çok örnekler vermek mümkündür.

Önceleri Kavala bölgesinde tütün ticareti yapan Mısır valisi İbrahim Paşa Akka kalesini kuşatan askerlerine moral takviyesi olarak Kavala tütünü gönderirdi. Anlatılanlara göre bir topçu bataryasının sahip olduğu tek nargile bir gün bombardımanda parçalanınca askerler ellerindeki tütünü içmek için yeni çare aramaya başladılar. O devirde tüfek fişeklerinin barut bulunan kısmı yanıcı bir kağıttan yapılırdı. Darda kalan askerler ellerindeki tütünü bu kartuşların içine doldurulup tükettiler ve böylece sigara doğdu.

1853-1856 yılları arasında yapılan Kırım savaşı ise sigaranın Batı Avrupa'yı fethetmesine neden olacaktır. Savaşta müttefiklerimiz olan yaklaşık 15.000 İngiliz ve muhtemelen 2-3 misli fazla olan Fransız askeri tütünün kağıda sarılarak en bariz örneği gazete kağıdına sarılarak yeni tüketim biçimini çok çabuk benimsediler.

Görülüyor ki bu gün tükettiğimiz sigaraya en çok benzeyen bu yapıtta kullanılan ilk sigara kağıdının gazete kağıdından oluşması oldukça ilginç bir olaydır. Sigara bilhassa yüksek düzeydeki subaylar arasında da büyük rağbet görmüştür. Onlarda sigara içme modasına uyarak Londra'dan,

Paris'ten, İstanbul'dan hatta Petersburg'dan sigara getirtmeye başlamışlardır.

Böylece fabrikatörler bol siparişler karşısında kolları sıvamış ve ürettikleri "Vozonzooff", "Gold-Edge" ve "La ferma" isimli sigaralarla pazarı elde etmişlerdir.

Avusturya'da sigara imalatı devletin tekelindeydi. 1865 yılında "Duble" sigara imal edildi. Bugün kullanılan 85 mm liklerin iki katı uzunluğunda idi ve iki ucunda birer ağızlığı vardı. Tüketici bunu ikiye bölüp öyle içiyordu.

1881 yılında ilk sigara makinesi çıktı. Havana'da bulunan Susini firmasının yaptığı bu makine dakikada 360 sigara çıkarabiliyordu. Makine ile imal edilen sigaranın adı "La Hondrades" idi. Fabrika, makine ve markalar artık sigaracılık tarihinin en belirgin faktörleri olmaya başlamıştır.
1886 yılında Hugo Zietz Dresten'de "Yenice" adlı sigara fabrikasını kurdu. Bu fabrikanın en belirgin özelliği camiye benzer bir stilde yapılmış olmasıdır. Burada Salem Aleikum "Salem Gold" ve "Salem No" sigaraları imal edilmiştir. Görülüyor ki sigaralarda bu şark havasının esmesi böyle gelişigüzel sayılamaz. Bunun nedeni de o devirde Oriental tütünlerin çok yüksek bir değere sahip olmasından kaynaklanmaktadır ve bu değerler çeşitli isimlerler, markalarla ön planda tutulmuştur.

Seri ve endüstriyel olarak imal edilen sigara artık geniş kitlelerin kullanımına sunulan uzun bir keyif verici mamul haline gelmişti. O kadar ki önce sigaraya içenler yetişkin erkeklerden oluşuyordu. Şimdi artık kadınlar da sigaraya rağbet göstermektedirler. İş hayatına iyicice giren kadınlar morallerini sigara ile paylaşmaya başlamışlardır. Sigaracılığın tarihçesini aydınlatırken Avrupa'ya birde Amerikan tipi sigaraların yaygınlaşmasına değinmemiz doğru olur. II. Dünya harbi kopuyor. Avrupa'da Amerikalılar beraberinde beyaz kağıda sarılı sigaralarla geliyor.

Bunların tadı Avrupalı tiryakiler için çok değişik. Alman askerleri bu sigaraları bir ganimet olarak kabul ediyorlar. İlk olarak içenlere her ne kadar çok sert gelişse de çok kısa bir süre içinde o kadar benimsenmiştir ki Avrupalı imalatçılar her geçen gün taleplere cevap verebilmek için

Amerikan blend imal etmeye başlamışlardı. Bu sigaraların harmanları Virginia, Burley ve Oriental tütünlerden oluşmaktaydı.
1955 yılına kadar ekonomik krizler nedeniyle tüketim azalma göstermiş ancak bu yıllardan sonra bayan tüketicilerinde artmasıyla yükselen tüketim, tütün sağlık ilişkilerine gelişmiş ve zengin ülkelerde sigara aleyhine açılan kampanyalar nedeniyle de yeni bir hedefe yönelmiştir.

Acaba bu havanın içinde bizim girişimlerimiz nasıl gerçekleşmiştir. Biraz sonra bunun, ülkemizde; tütün yapıtları sektörünün bir ön tanımını yapacağız. Fakat bundan önce sigara makinesinin tarihçesini de öncelikle anlatacağız.

1.4. SİGARA MAKİNESİNİN TARİHÇESİ

Kaliteli bir sigaranın meydana gelmesinde üstün performansa sahip olan makinelerin ne kadar büyük rolü olduğunu hiç kimse tarafından küçümsenemez. Bu yüzden zaten şimdi, sigara sanayisinde kullanılan makinelerin, gerek dizayn, otomasyon ve gerekse üretkenlik açısından nasıl bir mesafe kat ettiğini görmekteyiz. Günün koşullarında, biz zevk mamulü olan sigaraların üretimini, demode, çağdışı makinelerle gerçekleştirmek girişimi teknolojik gelişmenin çok çok gerisinde kalmış bir olaydır.

Acaba geçen 1996 yılında ilk doğuşunun (1881) 115.inci yıldönümünü kutlayan makineler nasıldı ?
ilk sigara makinesinin yapımına, ABD 'de sigara üreten, Alın ve Ginter isimli iki sanayisinin o zamanlarda el ile imal edilen sigaralardan el emeğini kaldıracak, bu işi makineleştirecek bir makine için ayırdıkları 75.000 $ lık ödül neden olmuştur. Ödül, Ceyms Bonsak tarafından sigara sarımının makolon gibi, mekanik araçla gerçekleştiren ve dakikada 200-250 adet kısa sigara üreten bir makinenin icadıyla kazanılmıştır. Tabi bugün böyle düşük bir üretkenlik komik görünebilir. Fakat bunu o günün el ile en kalifiye bir işçi tarafından dakikada sarılan sigara adedinin 5-6 yı geçmediğini düşünürsek icadın gerçek boyutunu kolayca ölçebiliriz.

Hiç kuşkusuz makine, üretim maliyetinin düşmesini ve üretkenliğin kat kat arttığını açık seçik ortaya koymuştur. Lakin aynı zamanda yeni üretim metodunun hemen hiç bir sancısız benimsendiğini söyleyemeyiz. Hatta icadına sebep olan Alın ve Ginter bile bu ilk makineyi ancak 1887 yılında yani 6 yıl sonra montaj etmişlerdir. Büyük bir ihtimalle buna neden, sigara tüketici kitlelerinin makine ile imal edilen sigaraları beğenmemeleridir. Yine de Bonsak'ın icat ettiği ilk makine 1883 yılında İngiltere'nin Bristol şehrinde üretime geçmiş ve makine üzerinde patent hakkı çıkarılmıştır.

Tabi gerek teknik, gerekse teknolojik açıdan sorunlar, güçlükler bitmemiştir. Fakat bu güçlükleri yenmeye yardımcı olan ve hevesi azami düzeyde tutan en önemli unsur, Bonsak'ın makinesi ile 1000 adet sigaralarda imalat maliyetinin 80-30 sente düşmesi ve bu makinenin 40 kalifiye işçinin el emeğinin yerini tutmasıdır. Makinenin patent hakkında kazanması döneminden öncede değişik üretkenlikte benzeri makinler de ortaya çıkmıştır. Örneğin, Sansuni, Huk ve Emerinin makineleri. Bunlar 1867 yılında Paris'te düzenlenen endüstriyel fuarında sergilenmiştir.

Hatta dakikada 360 adet sigara yapabilme kapasitesine sahip olan bu makineler izleyicilerinin olağanüstü, baş döndürücü beğenisini toplamıştır.

Yine 1867 yılında Almanya'nın Laypsik şehrindeki fuarda ise bu makinelerin daha modernleştirilmiş prototipleri gösterilmiştir. Laypsiger İlüstrate

Zeitung mecmuasının muhabiri makinelerin tarifini şöyle yapmaktadır. Önce makine sigarasının kağıt olarak kovanını yapıyor. Sonrada makinenin başka bir aksamında içine tütün doldurularak sigarayı oluşturuyor. Üzerine renkli bir boya ile La hondrades yazısı basılıyor. Bu ise o zamanlar dünyada en modern sigara fabrikası olan Havana'daki Sansuni fabrikasının ismidir.

Zaman geçtikçe sigara tüketimi müthiş bir artış gösteriyor. Buda ileri dönük yeni projeksiyonların üretimini körüklüyor. Böylece dünyada artık pek çok model ve çeşitte sigara makineleri kullanılmaya başlanıyor. Tabi makinelerin performansları gittikçe artıyor. Şimdi bu gelişmeleri izlemeye devam edelim.
Yapımda kağıdı yapıştırıcı kullanmadan sigara haline getiren, bu nedenle de insen sağlığı için daha az zararlı addedilen dakikada 350-400 adet sigara imal eden ilk Dekufle sigara makinesi 1895 yılında devreye giriyor. Bu firmanın makineleri Fransa hükümetinin koruması altına girerek

Cezayir ve Tunus'ta kurulan tüm fabrikalar Dekufle makineleriyle donatılıyor. Ayrıca makineler Meksika, Küba ve Filipinler vb. ülkelerde takdir kazanıyorlar.

Aynı yıllarda Fransa'da Alagon ve oğulları adı altında sigara üretimi yapan başka bir firma da dakikada 400 adet sigara meydana getiren makineler imal ediyor. Ayrı ayrı küçük makinelerden oluşan, fakat kıyılmış tütünü mekanik olarak homojen bir şekilde sigara haline getiren sistem üzerine çalışan makineler oldukça üstün performans nitelikli olduklarını kanıtlamayı başarıyorlar.

Bu arada 1895 yılında Kanada'ya göç eden bir Rus mühendisi Berihard Baron'un icat ettiği makinesi de dakikada 400 adet bir üretim ile beğeni kazanıyor ve sigara imalatı makineleri listesinde yerini alıyor.

Daha sonra yani 1897 yılında Londra fuarında British- Amerikan Machine Company firmasının getirdiği Venirs modeli sigara makinesi yüksek verimliliği ile odak noktası haline geliyor. Artık dakikada 400 adet üreten Deküfle'nin rekoru kırılmıştır. Bu makine dakikada 480 adet sigara yapıyor. Hatta BAD de yapılan bir denemede dakikada 637 adette bile test edilmiştir. Sırası gelmiş iken Londra'daki 4. Tütün ticareti fuarında cereyan eden ilginç bir olayı dile getirmeden geçemeyiz. Yazımında her ne kadar makinelerden bahsetsek te sigara üretiminin büyük bir bölümü hala el emeği ile yapılıyormuş. Tüketicilerin el ile üretilen sigaralara tutkusu hala giderilememiş durumdadır. Bu yüzden fuarda bir de el ile sigara sarma müsabakası yapılıyor. Lili Lavandır isminde bir kadın 30 dakikada 162 sigarayı sarmayı başarıyor ve İngiltere'de ilk sigarayı yapan büyük sanayici, iş adamı Glaug Beyefendinin elinden şahsen ödül alıyor. Fakat hemen bu sigara adetleri Bonsak ve Berihard Baronun bir dakikada ürettikleri sigara sayısıyla kıyaslandırılıyor ve ortaya Lili Lavandır' ın 30 dakikada sardığı sigaraları makineler 30 saniyede sarıyor.

Böylece tekrar makine ile prodüktivitenin ne kadar fazla arttığı sergilenmiş oluyor.
O dönemde, yani 1898 yıllarında Bonsak'ın makinesine en büyük rakip Molins ve oğulları adıyla sigara üretimi ve sigara paketleme makineleri ihraç, ithal ve yapımı faaliyeti gösteren firmanın dakikada 300 adet sigar devirli Briks ve Uinstanın makinesi idi. Daha sonra 1912 yılında Molins firması sigara üretimi işinden vazgeçerek tamamen sigara sanayisi makineleri yapımına geçmiştir.

Bu sırada makinelerin performans artışına paralel olarak sigara piyasasında hızlı bir gelişme müşahede edilmekteydi. Diğer taraftan makine ile üretilen sigaraların daha ucuza mal olması, diğer taraftan da bilhassa bu sigaraların açık renkli Virginia tütünlerinden üretilmesi içicilerin sayısını arttırmış, makine yapımı sigaraların da popülaritesini yaygınlaştırmıştı tabii bu duruma akıllıca yürütülen reklamların katkısı da küçümsenmemelidir. Zira kısa bir zamanda mümkün mertebe daha geniş pazarlar işgal etmek için müthiş bir uğraşımın, savaşın başladığını müşahede etmekteyiz. Kanımızca bu, günümüzde de hala amansızca, fakat aynı zamanda çok renkli biçimde yürütülen Pazar savaşının başlangıcıdır. O zamanlar reklam özetleri, Fransız sigaraları kovanının yapıştırıcısız oluşumu ve buradan da içicinin sağlık açısından sorunu olmadığı üzerine çekilirken, İngilizlerin Karares firması ise Black Ket (kara kedi) makine yapımı sigaraların reklamında, el ile yapılan Londra'nın İyst. End. Sigaraların insan sağlığına ne kadar kuşkulu olduğu üzerinde yoğunlaşıyordu. Böylece tedrici olarak reklamlar ve bilhassa daha ucuza imal ettiği ve sattığı sigaralar vasıtasıyla kısa bir zaman içinde piyasayı oluşturan içici kitlesinin makine sigaralarına karşı olan ön yargısını kırmayı başarmıştır. Artık el ile sarılan sigara atölyelerinin sayısı düşüşe geçmiş. Ancak ötede beride tek tük çok pahalıya satılan lüks olarak adlandırılan el imalatı sigara yapım evleri kalmıştır. Birinci dünya harbinde ise sigara imalatı tamamen makineleştirilmiştir. Harpten sonraki dönem sigara makinelerinin konstruktif olarak ıslahı ve üretkenliklerini-kapasitelerini arttırma, yükseltme dönemidir. 1919 modeli 4SS de Brül makinesinde ilk olarak kıyılmış tütün besleyicisi otomatik distribütör kullanılıyor. Böylece de sigaraların homojen bir şekilde doldurularak uzunluğu boyunca yeknesaklık sağlanıyor. 1926 yılında AMF firmasının makineleri dakikada 800 adet kapasiteye ulaşıyor. Bu arada yine ilk defa sigara yapımı akışının sağdan sola dönüşümü sağlanıyor.

Gelişmeler hızla cereyan ediyor. 1927 yılında yani bir yıl sonra Molins in Mark-1 model makinesi 800 adedi aşarak artık dakikada 1000 sigara üretiyor. Modelin başka yeniliği de Ekselsice-Rapit dakikada 900 adet devirli ve Universale standart (800 adet) ile beraber otomatik kıyılmış tütün besleyicisinin sonsuz hareket halinde olan sigara kağıdının üzerine bıraktığı tütünün hareketi esnasında şekil olarak sigaranın yine otomatik olarak kesilmesidir.

İkinci Dünya harbinden sonra gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz.

Harpten önce Almanya'da sigara makine imalatı sanayisinin en seçkin firması olan Universale iki yeni firmaya ayrılıyor. Bunlardan birincisi Hamburg Universale , yani bugün hala çok üstün dizayn ve performanslarıyla ün kazanmış, bildiğimiz Hauni makineleri üreten firma, diğeri ise Tabak Universale adıyla Dresden 'de Tabakuni sigara makinelerini yapan firmadır.

Firmanın Dresden kolu 3 model sigar makinesi üretiyor. Bunlardan DK-1400 dakikada, model DKO1500/dak ve model DKİ 2000-2500/dak bu makinelerin yapımına 1979 yılında son veriliyor.

1970 yıllarında Tabakuni firması Nagema firması ile birleşerek üretimini tamamen gıda ve koku sanayisi ürünlerini paketleme makineleri imalatına yöneltiyor.

Hauni firması makine üretim serisine dakikada 1500 adet üreten Grandt modeliyle adını taşıyor. Hemen sonra dakikada 2000-2500 adet kapasiteli makineler yapılıyor. 1970 yıllarının başında ise Grandt-4 modeli ile verim dakikada 4000 adede çıkarılıyor ve kısa bir zamanda en fazla tercihli model olarak piyasayı işgal ediyor.

1979 yılının başında ise piyasa, Hamburg şehri civarındaki Hauni fabrikalarının dakikada 6000 adet hem sigara üreten hem de filtre takan Protos adlı son model sigara makinesiyle tanışmıştır.

Avrupa ikinci Dünya harbinden sonra sosyalist ülkeler topluluğunda yer alan Çekoslovakya'da da sigara sanayisi için makine üretimi yapılmaktadır. Pilzen şehri yakınlarındaki ülkenin ağır sanayi kolunu oluşturan Skoda fabrikaları dakikada 1400-1600 adet sigara üreten C6, c7 modelleriyle bu tür makine dünya piyasasına girmiş ve oldukça tutulmuştur. Daha sonra 2000 devirli AC-1 adlı makine imal edilmiştir. Skoda fabrikalarının son ürünü olarak 3000-3500 dak/adet sigara sarıp filtresini takan ve yanı zamanda sigaraları otomatik olarak kofalara toplayan makineleri devrededir.

1950 yılların başında İngiltere'deki Molins firması sigara makineleri piyasasına 1300 sigara devirli Mark-6 ve 1958 yılında da dakikada 2000 adet verimli Mark-8 isimleri adı altında bu iki makinelerini takdim ediyor. Makinelerin gaborit açısından küçük olmaları nedeniyle de daha az alan istila etmeleri açısından oldukça tercih topluyorlar. Bilhassa Mark-8 modelinde ilk olarak kıyılmış tütünün sigara kağıdı şeridi üzerine yeni pnömatik bir sistemle konulması çözümü, makinelere karşı rağbeti daha da arttırıyor.

Daha sonra makinelerin üretkenliği de arttırılıyor ve 4000 devirli Mark-9 ile 5000 devirli Mark-9-5 isimli yeni filtre aksamlı makine modelleri yapılıyor.

İtalyan'ın Bolonya şehri yakınındaki Sasip firması sanayi kuruluşları önce dakikada 2000 adet devirli CS-10 ve 2500 devirli CS-11 modeli makinelerin imal ediyor. 1972 yılında sigaranın şekillendirilmesinde farklı bir çözüm getiren 4000 devirli İpsilon adlı bir model oluşturuluyor.

Bugün Sasip firmasının Sigma markası altında Dünya pazarlarına sunduğu makine ise 5000 devirlidir.

Nitekim böylece zamanın akışı içinde sigara yapma ve filtre takma makineleri ne kadar büyük bir hızla geliştiğini müşahede ettik. Hatta bugün son Sigma modelinin devre üretkenliğine dair verdiğimiz rakamlar bile aşılmıştır. Artık dakikada 8000 adet sigara-filtre makineleri mevcuttur.

Buna şaşılmaması gerekir. Bu kalkınmanın, çağdaşlaşmanın ve süratli hayat akışının icabıdır. Ülkemiz sigara fabrikalarının imalat teknolojisini yenilme gereksimi çoktan gelmiştir. Bizde makine seçimi amaçlarımız doğrultusunda bu sanayinin öncülüğünü yapan, saydığımız firmalardan yaparsak kanaatimce en iyi işi başaracağız.

Sonuç olarak Bonsak'ın ilk sigara makinesinin keşfinden bugün Dünyada tütün mamulü özellikle sigar üreten 600 den fazla muazzam fabrika mevcuttur. Donatımları genelde teknolojinin ulaştığı zirveyi yansıtmaktadır. Makinelerin kağıt bobinleri otomatik olarak değişmekte, sigaraların doldurulması ışın ile kontrol edilerek sigara kağıdı lazer ışını ile perfore edilmekte, sigaranın sağlıklı imalatı kontrolü ve makinelerin düzgün çalışmaları tamamen düşünen ve zekalı olarak tanımladığımız bilgisayar cihazlarıyla gerçekleşmektedir. Bunu bir geriye dönüp de eskiyle kıyasladığımızda yani yazımızın başlarında sözünü ettiğimiz 1897 yılındaki 4.üncü Londra tütüncülük fuarındaki Lili Lavandır' ın sigara sarma rekorunu şu anda 5000 bin vasat devir makinenin verimini yan yana getirdiğimizde hanımın bir yılda sarabileceği sigarayı 30 saniyede meydana getirmektedir. Hatta bonsak'ın makinesi ile bir ayda üretilen sigaraları bu günkü makineler ile bir günde üretilmektedir. Bu örnekler ve her gün gelişmelerini izlediğimiz yeni olaylar sigara makinelerin ilkinden buraya dek kat ettikleri mesafeyi açıkça ortaya koymaktadır.

1.5. ÜLKEMİZ TÜTÜN FABRİKASYONUNUN GENEL TANIMI

Malum olduğu veçhile Cumhuriyetten önce bizde tütün ve tütün mamullerinin imtiyazları Fransız Reji Şirketi tarafından yürütülmekte idi. Fakat 13 Haziran 1921 yılında İzmir'de toplanan İktisadi Kongrede bu duruma son verilmiş. 10.6.1938 tarihinde kabul edilen 3437 sayılı Tütün ve

Tütün İnhisarı kanunu, daha sonra da 9.5.1969 tarih ve 1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Kanunu ile yurt içinde tüketim için tömbeki kıymanın, sigara, yaprak sigarası, enfiye, ağız ve pipo tütünü ve kıyılmış tütün yapmanın, bunların kutu ve poşetlerde satışa hazırlanmanın yapıtlarda kullanılan kağıt mamulatın Devlet tekelinde olduğu belirlenmiştir. Daha sonra serbest ekonomiye geçince memleket ekonomine daha yararlı olacağı görüşüyle sigara ve tütün sanayindeki tekel 28.5.1985 tarihinde kabul edilen 3291 sayılı kanunun 17. Maddesi uyarınca kaldırılmış ve 20

Ağustos 1986 tarihli resmi gazetede yayınlanan 86/10911 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yerli, yabancı, gerçek ve tüzel kişilerin Tekel İdaresiyle ortaklık teşkili sureti ile yurt içinde tütün mamulleri üretmeleri serbest bırakılmıştır. Sektörün hammadde yönünden aynen tütün olmak üzere faaliyet gösteren kolları

  1. Sigara imalatı
  2. Kıyılmış tütün ve pipo tütünü,tömbeki
  3. Puro ve diğer tütün mamulleri(Enfiye vb.) gruplarından ibarettir. Görüldüğü gibi faaliyetin başında sigara gelmektedir. Çünkü sigaranın bir keyif maddesi olarak kullanılması çok büyük bir kitle tarafından en çok tüketilen ve giderek yaygınlaşan bir tütün yapıtıdır. Giderek talebi artan sigara yapımını, bu cazip pazarı ele geçirmek için sanayi kurma girişimini ülkemizde ilk kez Fransızlar gerçekleştirmiştir. 1884 yılında memleketimizde İstanbul-Cibali'de ve İzmir'de yapılmak üzere 2 tütün fabrikası kurdurulmuştur. Daha sonra 1887 yılında Samsun'da, 1895 yılında Adana'da olmak üzere iki fabrika daha kuruluyor. 1925 yılının verilerinde bu 4 fabrikada oldukça büyük çapta sigara imal ediliyor. Ancak üretimin daha büyük kısmı el imalatı ile yapıldığı görülmektedir.

1927 yılında kurulan Bitlis Yaprak Tütün atölyesi sonradan sigara üretimine geçmiştir. Fakat sigara tüketimi yıldan yıla artış göstermekte. Talebi karşılamak amacıyla bu fabrikalara yeni makineler ilave suretiyle üretim kapasiteleri arttırılmıştır. Aynı zamanda bu fabrikaların yanı sıra

Malatya'da da yeni bir fabrika kurulmuş ve 1939 yılında üretime başlamıştır.

Böylece Malatya'da kurulan fabrikayla ülkemizde modern fabrikalar kurulması dönemi başlamıştır. Burada bunu zorlayan faktörlere de göz atmak yararlı olacaktır.
1940 yılına kadar ki 15 yıl içinde beş misli yatırımlar ne yazık ki kanımızca eski fabrika binalarında ve ağırlığı geçici olarak üretim kapasitesini arttırma gayretlerinde toplanmıştır. Fakat üretim teknolojisine bir üretim getirememiş ve sigara imalatının istediği koşullar sağlanamamıştır.

Bunun en büyük sebebi yani olayı frenleyici unsuru, tüm amaçların fabrikaların eski yapısı içinde çözüm girişimleri olmuştur.
II. Dünya savaşı başlıyor. Savaştan hemen sonra halen harbin yarattığı bunalım havasında bulunan halkın tüketim isteklerinin gittikçe arttığı bir dönemde sigara fabrikalarımızın yetersizliği ve büyük eksiklikleri, daha şiddetli bir şekilde hissedilmiş. Büyük kapasiteli, günün teknolojisine uygun yeni bir fabrika kurulması için teşebbüse geçilmiştir. 1946 yılında başlatılan bu girişimlerden sonra 1948 yılında bir Amerikan firmasıyla anlaşmaya varılmış ve bu fabrikanın Maltepe' de (Cevizli) kurulması kararlaştırılmış. Arsası kamulaştırılıp, projeleri yaptırılmış, makine ve teçhizat için bağlantı kurulmuş, kredi sağlamıştır. Ancak bu ön işlemler tamamlandığı bir dönemde 1950 yılında yapımında vazgeçilmiştir.

Binalar yapılmamış fakat önce anlaşmaya varılan sigara imalat ve paketleme makineleri getirilerek eski fabrikalara dağıtılarak işletmeye alınmıştır. Fakat bunların üretime ne kadar katkısı olmuşsa da ancak tüketim artışını ileride tekrar zorlamalar meydana getirmeye başlaması üzerine evvelce planlanan yere yeni fabrikanın 1957 yılında inşaatına başlanmıştır. 1969 yılında işletmeye açılmıştır.

Daha 1950 yılının ikinci yarısında pazarlamaya başlanan filtreli sigara miktarının artışı Türkiye'de de ağır basmaya başlamış ve 1969 yılının ikinci yarıyılı altı aylığında ilk kez Samsun ismiyle yeni bir sigara çıkarılmıştır. Bu sigara filtreli sigara üretiminin zincirini başlatmış ve 1971 yılında Çamlıca ve daha başka isimler adı altında mentollü sigaralar bile piyasaya sürülmüştür.

Böylece memleketimizde 1970 yılını izleyen yılları sigara sanayiinde ve bu meyan da tütün mamulleri için ve yeni bir dönemin başladığını görmekteyiz. Çünkü görüldüğü gibi bir taraftan filtreli sigara üretim ve tüketimi artarken diğer taraftan sigar sanayiinde teknolojik değişiklikler giderek hızlanmıştır. Bu görüşü vereceğimiz şu örneklerle de kanıtlamak mümkündür. 1969 yılında İstanbul sigara, 1976 yılında (yeni) Adana sigar ve 1978 yılında ise (yeni) Malatya sigara ve 1985 yılında Tokat sigara fabrikaları devreye sokulmuştur. En son olarak ta 1997 yılında

Samsun-Ballıca sigara fabrikası devreye sokulmuştur.

Sonuç olarak verilen izahattan da anlaşılacağı gibi memleketimizde mevcut fabrikaları 2 kategoride mütalaa etmek gerekir.

1.Kategori : Modern teknolojiye uygun yeni sigara fabrikaları : İstanbul, Adana, Malatya, Samsun-Ballıca ve Tokat
2.Kategori : Reji devrinden kalma eski tip sigara fabrikaları : İstanbul-Cibali, İzmir, Samsun ve Bitlis.

Bu fabrikalarda, yurt çapında belirlenen talep seviyesine göre yılda yaklaşık 55 milyon kilo filtreli sigara ve 700 bin kilo filtresiz sigara üretilmektedir.

Tablo 1

SİGARA FABRİKALARIMIZIN YILLIK ÜRETİM DURUMLARI (TON)

 

YILLAR

FİLTRELİ SİGARAÜRETİMİ

FİLTRESİZ SİGARA ÜRETİM

TOPLAM ÜRETİM

1980

27.013

21.388

48.401

1981

39.784

25.848

65.612

1982

 

47.401

15.215

62.256

1983

51.085

10.392

61.478

1984

54.293

7.793

62.086

1985

54.905

6.796

61.701

1992

63.774

5.914

69.688

1993

67.738

3.874

71.612

 


Tablo 2

 

SİGARA FABRİKALARIMIZIN MAKİNE PARKI VE KAPASİTELERİ (1987)

 

SİGARA

FABRİKASI

FİLTRELİ SİGARA İMAL

MAKİNESİ ADETİ

FİTRELİ SİGARA İMAL

MAKİNESİ KAPASİTESİ

FİLTRESİZ SİGARA

İMAL MAKİNESİ ADEDİ

FİLTRESİZ SİGARA İMAL

MAKİNESİ KAPASİTESİ

İŞÇİ SAYISI

İSTANBUL

74

5.881

-

-

4.278

CİBALİ

5

402

13

693

1.088

İZMİR

8

538

29

1.879

1.192

ADANA

33

3.051

- -

  1.416

MALATYA

30

2.071

17

1.101

1.652

SAMSUN

5

402

36

1.684

1.251

TOKAT

32

4.631

4

622

754

BİTLİS

2

160

13

794

355

TOPLAM