TÜTÜN EKSPERLERİ DERNEĞİ

SİGARA ÜRETİMİ ÖNCESİ FABRİKALARA TÜTÜN İKMALİ

 

3.3. SİGARA ÜRETİMİ ÖNCESİ FABRİKALARA TÜTÜN İKMALİ

Sigara fabrikalarının üretim akışını, bir taraftan tütün girişi, diğer taraftan da mamul sigaranın çıkışı olayı gibi kaba bir tarifle tanımlayabiliriz. Tabi bu proseslerin gelişmesi, fabrikanın ayrı ayrı birimleri tarafından, üretim kapasitesine, mamulün nevine, harman komisyonu tarafından onaylanmış harman reçetelerine göre, planlı bir şekilde tütün ikmali organizasyonu yürütülmektedir.

Daha önce de bahsedildiği gibi reçetelerin hazırlanması özenli bir uğrasın sonucudur. Bu itibarla ilk olarak tütünlerin, rekoltesinin hacmi, mahiyeti ve senenin ekolojik koşullarının getirdiği özellikler üzerindeki etki neticeleri daha ekici dizilerinde görsel olarak değerlendirilir. Kesin değerlendirmeler ise eylül ve ekim başlarında neticelendirilir. Bu verilere istinaden de üretilen tütünlerin menşeilere , gradlara göre hacmi, her menşein fiziksel, kimyasal ve içim özellikleri göz önünde bulundurularak halan yürürlükte olan harman reçetelerinde düzeltmeler yapılır. Bunun nedeni ayrı ayrı yıllarda üretilen tütünlerin farklı özelliklere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki sigara üretiminde her zaman gündemde tutulması ve özen gösterilmesi gereken husus, sigara içicisinin yıllardan beri mamul hakkında oluşturduğu zevkinin sabit tutulmasıdır. Zaten reçetelerin menşei nevi değiştirme tashihi de bu amaçlar doğrultusunda yapılmaktadır. Reçete düzeltme işine paralel olarak tütün balyalarından bir miktar örnek kesitler alınarak yaprak işletmeleri müesseselerine gönderilir ve fabrikalar için hazırlanacak tütünlerin tefrikinin nasıl olması isteği önerilir. Her fabrika kendi yıllık üretim planı çerçevesinde ihtiyacını 3 'er aylığa bölerek ayrı ayrı menşeilerin işlendiği müesseselerle temas kurar ve tütünleri mutabakata varılmış bir sevkıyat grafiği üzere planlı olarak kendisi fabrika depolarında stok eder. Bu arada her fabrika depolarında senelik ihtiyacından en az 6 ay bir çalışmayı garanti edecek miktarda tütün bulundurmaya özen gösterilir.

Bunun amacı, reçetelere düzeltme yapmadan mamulün içim zevkini daha uzun bir süre sabit tutabilmektedir. Tütünler, yaprak tütün işletmeleri müesseselerinden genelde fabrikanın görevlendirdiği depo bakım görevlisi eksper tarafından, mutabık kalınan örneklerin özelliklerine göre alınmalıdır. Sadece istisnai durumlarda tütün yaprak işletmeleri veya stok depoları fabrika mümessilinin kabul etmediği tütünleri de fabrikaya gönderebilirler. Fakat gerek yerinde görülüp kabul edilen, gerekse işletmelerin gönderdiği tütünler için kalite ve miktar yönünden gönderici işletmeler her zaman sorumludurlar.

Bu itibarla, fabrikalara gönderilen tütünlerin kabulünde yapılacak ilk iş tütünlerin sevkıyat irsaliyesinde belirtildiği kaliteye, neviyata ve miktara uygun olup olmadığını tespit etmektir. Aynı zamanda tütünlerin rutubeti bakılır. Normal tavda yani % 14- 16 olmasına dikkat edilmelidir. Miktarın belirlenmesi için tartı ile balyaların belli bir oranı 5 'er, 5'er tartılır. Kalite homojenliği ise partilerden balyaların % 10-15 'lik bir oranının yüz örtüleri açılarak kontrol edilir. Ancak bundan sonra ayniyat durumunda tütünü getiren aracın dokümanları imza edilir.

Teknoloji mühendisi (eksper) tarafından kontrolü yapılmış ve kabul edilmiş tütünler daha sonra nevilerine göre mamul gruplarına ayrılmış yerlere 5-6 balya üst üste plakasına dizilerek istiflenir. Üzerlerine menşei, balya sayısı, miktarı ve hangi nevi mamulde kullanılması öngörüldüğüne dair bilgileri gösterir laftalar konur.

Fabrika depolarında alınan tütünlere yönelik çalışmalar, tavlarını yitirmeme ve natürelleşme dönemlerini en iyi şekilde geçirmeleri doğrultusundadır. Bu itibarla depo ısısının sabit sınırlar (18-25 santigrat) çerçevesinde ve nispi nem oranında her zaman % 70 civarında tutulmasına çalışılır. Ayda en azından bir defa istifler, alabora edilerek üst balyanın alta getirilmesi suretiyle yeniden düzenlenir. İşlem esnasında balyaların durumları da kontrol edilir. Kızışmış, aşırı nemlenmeye yüz tutmuş veya kurumaya başlamış balyalar istiften çıkarılarak ayrı bir yerde bakıma tabi tutulurlar.

Bu arada fabrika depolarında tütünlerin bakımı ile görevli teknoloji mühendislerinin önemli vazifelerinden biri, harman tütünleri düzenli bir şekilde, yani önceden gruplandırıldığı gibi, olgunlaşma sürelerine ve kabul edilme sıralarına göre göndermektir. Bilindiği gibi tütünler nevi ve içerikleri itibariyle farklı olgunlaşma, natürelleşme özelliklerini farklı bir süre içinde geliştirirler. Dolayısıyla teknoloji mühendisi tütünlerin değişimlerini ve sevkıyatlarını yakından takip etmelidir

3.4. YENİ BİR SİGARANIN DİZAYNI

Piyasaya sunulacak her yeni bir mamulün olduğu gibi sigaranın imalatından önce gerçekleştirilmesi gereken bazı işlemlerin kapsamı şunlardan ibarettir.

Önce yeni imal edilecek sigaranın tarifi yapılır. Dış görünüşü, fiziksel özellikleri uzunluğu, çapı, formu (yuvarlak, yassı) ve filtreli veya filtresiz oluşu, eğer filtreli ise filtrenin boyu ve nitelikleri belirtilir. Sonra muhtemel içim özelliklerinin; aroma,tat ve sertlik derecesi tasarlanması, tarif ve projeksiyonu yapılır. Bu tariflerin tasarlanmasında baz olarak piyasa ve üretimde var olan sigarların içim özellikleriyle kıyaslama yapılır. Örneğin; tadı "X" markaya yakın, fakat etkinlik gücü daha hissedilir derecede olacaktır. Fizyolojik etkisi ise ortadan biraz daha düşük, yani yavaşa giden eğilimli, lakin "Y" marksından daha üstün gibi benzeri özellikler ön görüldüğü gibi vasıflar belirlenir. Aynı zamanda esas kimyasal içeriklerin; nikotin, indirgen şeker, protein ve zifir kondensatları sınırları belirlenir. Keza harmanın 1 kilo hammaddesi tütünün maliyeti de açıklığa kavuşturulur.

İkinci aşamada, yani marka sigaranın harmanını oluşturacak tütün menşeilerinin kalite özellikleri değerlendirilir. Her tütünün kimyasal içeriği analiz edilir. Tütünlerin teknolojik nitelikleri, yaprağın kuvveti, elastikiyeti, doldurma kapasitesi test edilir. Bundan sonra yeni sigaranın tütünlerine degüstasyon değerlendirmesi yapılır. Ancak bu veriler toplandıktan sonra yeni sigaranın reçetesi hazırlanır.

İlk önce reçetenin temelini, esasını oluşturacak 3-5 menşei ve gradları seçilir. Bunların en bariz özellikleri esas alınır. Örneğin; nikotin gibi. Buna göre karışımların oranları belirlenir. Eğer nikotin oranı % 1.20 olan bir sigara oluşturmayı amaçlarsak A, B, C ve D menşeilerinin nikotin içeriği % 1.3, 2.00, 0.80 ve 1.00 olanlar seçilir. Bu menşeilerin A'dan % 23, B'den %20, C'den %32 ve D'den % 25 olarak yaptığımız karışım ile teorik olarak % 1.20 nikotin içerikli bir harman oluşturduğumuzu (Tablo 3) görmekteyiz.

Tablo 3

Menşei

nikotin %

harman %

harmana giren %

A

1.30

23

0.299

B 2.00 20 0.400
C 0.80 32 0.256
D 1.00 25 0.250
ORTALAMA     1.205

 

Eğer bu hesaplama sonucunda bulanan değer, hedeflenen miktardan farklı ise menşeilerin harmandaki değiştirilerek hedef miktar dengelenir. Böylece oluşturulmuş reçete ancak degüstasyon sonucunda geçerlilik kazanır. Tabii içimde fark edilen olumsuzluklar reçetenin esas menşeilerine daha başka menşeiler katmak suretiyle de ıslah edilebilir. Fakat bu sırada dikkat edilecek bazı hususlar vardır. Bunları şöyle bir sırada açıklayabiliriz.

  • Yüksek aromalı tütünlerin içim tadı başlıca kötü olmakla beraber sertlik derecesi düşüktür.
  • Sert içimli, fizyolojik etki gücü yüksek olan tütünler aromatik olmayıp karışımda diğer aromatik tütünlerin niteliklerinin belirlenmesini engeller.
  • Yavaş içimli tütünler, genelde tüketicinin boğaz boşluğu ve yutak borusu üzerinde tırmalayıcı etki yapar. Bu olumsuzluk harmana bir miktar sert içimli tütünün katılmasıyla giderilebilir.

Böylece pek çok deneyler ve içimler neticesinde öngördüğümüz vasıfları içeren, hedeflediğimiz sigaranın tüm özelliklerini ihtiva ettiği ortaya çıkan yeni sigara doğmuş olur. Bu reçeteye göre sigara örnekleri yapılır. Amaç, onları zaman zaman imalat akışında olan sigaralarla kıyaslamaktır. Ayrıca reçeteyi oluşturan tütün menşe ve gradlarından da 3-4 kilogram örnek tütün kesitleri ayrılır.

Reçetenin oluşturulmasında yukarıda zikrettiğimiz özelliklerin dışında tütünlerin teknolojik niteliklerine de dikkat edilir. Örneğin; aşağıdaki nitelikler göz önünde tutulur.

  • Reçetelere stok depolarında az miktarda mevcut olan veya üretimi az olan menşeilerin girmesinden kaçınılmalıdır. Bu menşeiler reçetenin menşe temelini oluşturmazlar. Ancak kısa bir süre sonra menşeleri değiştirmek veya az oranlarda harmanlara katılmaları gerekecektir.
  • Özel işlemlere (örneğin damar alma) tabi tutulması gereken menşeilerin reçetelere iştirak oranları makinelerin kapasitelerine göre ayarlanmalıdır.
  • Kalitesi düşük (KP) veya yaprak bütünlüğü bozulmuş (kırık) tütünlerin reçetelere konulması, içim özelliklerini kötüye yönlendirmeyecek oranlarda olmalıdır.
  • Reçeteler çok fazla menşeilerden teşkil edilmemelidir.
  • Son olarak ta reçeteyi oluşturan menşei komponentinin en az oranı yaprak silolarının yatay bandı üzerinde kat oluşturabilecek miktarda olmalıdır. Örneğin; 1000 kilogramlık bir harmanda 50 kilodan daha az, yani % 5 'ten daha düşük olmamasına özen gösterilmelidir. Bu tütünlerin daha iyi bir şekilde karışması için gerekmektedir. Dolayısıyla tütün seçimi, reçete oluşturulması ile beraber, yeni marka sigaralar için bobin kağıdının, filtre çeşidinin ve boyutunun seçimi de büyük önem taşımaktadır.

3.5. REÇETELERİN DÜZENLENMESİ

Konumuzun başında da zikrettiğimiz gibi her yıl reçetelerde düzeltmeler yapılır. Buna, stok depolarında bazı menşeilerin tükenmesiyle ortaya çıkan ihtiyaçlar neden olmaktadır. Ayrıca reçetelerdeki esas menşeilerin yerini alacak hatta aynı menşeilerin bile ayrı ayrı ürün yıllarında oluşu ve böylece farklı özellikler taşıması reçete düzeltmelerinin ne kadar dikkatli yapılmasını kendiliğinden ortaya koymaktadır. Çünkü aynı menşe olsa bile farklı senelerde, farklı ekolojik koşullar altında yetiştirilmiş tütünlerin birbirinden çok farklı vasıflara sahip oldukları görülmektedir. Örneğin, tütünlerin yapı oluşumu ve kurutulmaları döneminde yağmurların bol olduğu senelerde üretilen tütünler, daha yavaş içimli ve ince dokulu olmaktadır. Binaenaleyh bu tütünlerin sigara randıman çok yüksek olacaktır.

Bir reçetenin düzeltilmesi nasıl yapılır ?

Önce reçetede yer alacak yeni menşe veya grad tütünlerin kimyasal analizleri ve degüstasyon değerlendirmeleri yapılır. Sonra yeni tütünlerin iştirakiyle yapılmış harman reçetesinden örnek sigaralar hazırlanır. Bunlar eski, yani önceki reçeteye göre imal edilmiş sigaralarla, içilmek suretiyle kıyaslanır. Farklar tespit edilir. Ona göre icap eden düzeltmeler yapılır. Bu arada hemen şunu belirtmek doğru olacaktır. Reçete düzeltmeleri gelişi güzel sık sık yapılmamalıdır. Ancak bazı aksaklıkların giderilmesi kolayca mümkün olamayacak gereksinimler karşısında yapılmalıdır.

Yine de düzeltmeler esnasında bazı hususlara dikkat edilmesi lazımdır. Örneğin; reçetelerdeki önceki tip (oriental, burley veya virginia) arası oranlar ile orta ve düşük kaliteli (BG ve KP) tütünlerin oran dengeleri bozulmamalıdır. Dolayısıyla reçete tashihi sadece menşe değişiklerini kapsamalıdır.

Böylece yeni özellikler taşıyan menşeilerle gerçekleştirdiğimiz reçete düzeltmesi neticesinde hedeflenen içim niteliğine ulaştığımız kanısına vardığımız halde tekrar örnek sigaralar yapılır ve tekrar yeni menşeilerden örnek tütün kesitleri alınır

Reçeteler, imalatı uzun vade de mümkün kılan harmanların yazılı belgesidir. Bu itibarla reçeteler, ileride zamanın akışında oluşturacağımız harmanların tablosudur. Çok kez reçetelerde menşeilerin isimlerinin behemehal yazılması istenmez. Ancak bazı defa tiplerin oranları örneğin Oriental tip % 70, Virginia % 20 ve Burley % 10 gibi ve tiplerden bazı menşeilerin belirtilmesi yeterlidir. Bu arada birbirlerini değiştirebilen, özellik yapıları birbirine yakın olan tütünlerin grupları oluşturulmalıdır. Örneğin; bizde ülkemiz tütünlerini özellikleri itibariyle muhtemel reçete düzeltmeleri için şöyle bir gruplandırmaya tabi tutabiliriz.

  1. Bariz tadı ve aroması olan tütünler grubu : İzmir, Bafra, S.Maden, S.Canik, Gümüşhacıköy, Taşova, Tokat, Erbaa, Niksar, Düzce, Bursa, Bitlis, Yayladağ, Tömbeki vb.
  2. Bariz tat vasıflı, spesifik aromalı ve hissedilir derecede fizyolojik etki yapanlar : S.Canik, İskenderun, Silvan, Mardin, Bahçe, Bucak, Adıyaman, Bafra, Alaçam, Hendek, İzmit, Balıkesir, Edirne vb.
  3. Tadı iyi derecede olan ve nispeten yavaş fizyolojik etki yapan menşeiler grubu : Taşova, Tokat, Erbaa, Niksar, Bursa, Gümüşhacıköy
  4. Fizyolojik etkisi ve tadı orta derecede olan tütünler : Agonya, Adıyaman, Mardin, Silvan, Sinop
  5. Bariz fizyolojik etkisi olan ve spesifik kokulu tütünler : Trabzon, Tömbeki, Hendek, Balıkesir, Edirne, İskenderun, Bahçe vb.

Reçetelere göre her sigara fabrikasında harman tabloları oluşturulur. Bu tabloların üzerine tütünlerin özelliklerine göre bir grubun tütünleri diğer özellik benzerliği arz eden tütün gruplarıyla değiştirilir.

Bu yetki ve sorumluluk sadece harmancının "Blender"indir. Böylece harmancı, yetenekleri ve bilgileri doğrultusunda gereken değişiklikleri yapabilmekte ve sahip olduğu yaratıcılık kabiliyeti neticesine de sigaraların içim özelliklerini her zaman aynı düzeyde olmasını başarmaktadır. Zaten işin özü, harmancının görevi de bundan ibarettir.

Harman oluşturmanın önemli bir safhası karışımın toplam birim miktarını belirlemektir. Burada göz önünde tutulması gereken birkaç husus vardır. Hemen belirmeliyiz ki, bir harman miktar olarak ne kadar büyük ise o derecede sigaraların içim özellikleri arasında farklar daha az ve kalite de yüksek olacaktır.

Çünkü büyük ölçütlerdeki harmanlarda, pek çok üretim bölgeleri tütünlerin farklı koşullarda yetiştirilmesi ve sonra da maniplasyon teknolojisinin objektif kriterleri içeren kaliteyi oluşturmadan yoksun oluşu nedeniyle meydan gelen farklılıklar böylece giderilebilmektedir. Tütünler birbirlerini tamamlamaktadırlar. Örneğin; harmana iştirak eden balyaların adedi ne kadar çok ise fark tolerans özelliklerinin dengelenmesi ve içim özelliklerinin ayarı kolaylaşmaktadır.

Bugün fabrikalarda meydan getirilen harmanların mümkün olduğu kadar optimum miktarda olmalarına dikkat edilmektedir. Böylelikle karışıma farklı özelliğe sahip olan balyanı iştirak olasılığı arttırılmaktadır. Sınırlayıcı faktörler anacak yaprak karışım silolarının kapasiteleri ve işlem güçleridir. Bu yüzden bir harmanın hacim miktarı silonun toplayabileceği miktara göre belirlenir. Genelde harmanlar 1000,2000 veya 4000 kilogramlık olarak hazırlanır.

3.6. SİGARA İMALATININ TEKNOLOJİK ŞEMASI

Sigara fabrikalarında teknolojik prosesler imalatı harman hazırlama, yani ana maddesi tütün dizaynı ile başlayıp mamulün sevkıyat ambalajların doldurulmasıyla sonuçlanır. Tabi bu teknolojik akış kendisinde pek çok teknolojik işlem aşamalarını ve hareketler içermektedir.

Günümüzde, çağdaş düzeydeki fabrikalarda bu proseslerin akışı artık pnömatik veya mekanik araçlarla gerçekleştirilmektedir. Böylelikle de imalatın süreklilik temposu ve akış devamlılığı sağlanmaktadır.

Bugün modern, çağdaş bir sigara fabrikasında mevcut olan teknolojik akışlar genelde şöyle bir manzara arz etmektedir.

  1. Harman oluşturma                            
  2. Tütünü tavlandırma                          
  3. Açım                                                
  4. Son tavlama                                       
  5. Harmanlama                                       
  6. Kıyım                                               
  7. Kıyılmış tütünleri kurutma
  8. Kıyılmış tütünün siloda bekletilmesi
  9. Kıyılmış tütünün makinelere dağıtımı
  10. Sigara imalatı
  11. Sigaraların poşetlenmesi
  12. Paketlerin selofanlanması
  13. Paketlerin Ambalajlanması
  14. Paketlerin sevkıyatı

Böylece birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olan işlemlerin başlıca iki veya üç bölümünde gerçekleştiğini görmekteyiz. Bunların birincisi, tütün hazırlama olup harman oluşturmak ile başlayıp kıyılmış tütün silolarında son bulmaktadır. Çağdaş bir üretim organizasyonunda tütün hazırlama teknolojik işlemlerin bir salonda, bir yerde, iletişimin yatay şekilde gerçekleşmesi durumunda en verimli olduğu görülmüştür. Çünkü üretim proseslerinin normal şekilde akışı, koşulların yani, hava nispi nem ve ısı parametreleri ortamının normal sınırlarda olmasını gerektirmektedir. Teknolojik işlemlerin imalat kısmına ait olan proseslerin ikinci bölümünde ise sigara makinelerinin kıyılmış tütünler beslenmesiyle başlar ve sırasıyla sigara yapımı (10), paketleme (11), selefonlama (12), grupman ambalajlama (13), sevkıyat ambalajının (14) oluşturması gibi bir teknolojik seyrin takibiyle sonuçlanır. Bazı fabrikalarda 10 ile 11 arasındaki işlem bağı yani imal edilmiş sigaraların paketlenmesi için kofaların taşınması, el arabaları veya sürekli hareket halinde bulunan zincirli konveyör vasıtasıyla sağlanmaktadır. 9 -10 arasındaki işlem iletişimi pnömatik çalışan araçlarla gerçekleşmektedir. Proseslerin diğer iletişim bağları ise taşıyıcı hareket bantlarıdır.

Son zamanlarda daha modern teknolojik donatıma sahip olan fabrikalarda, 10,11ve 12 arasındaki işlemler bir yerde, tek makine tarafından gerçekleşmektedir. Bunun gerek kalite ve gerekse alan tasarruf açısından büyük avantajları vardır.
Yine bazı sigara fabrikalarında teknolojik proseslerin ikinci bölümündeki işlemler iki reyonda, yani fabrikanın bir yerinde veya katında sigaralar imal edilmekte, diğer yerinde ise paketleme ve ambalajlama yapılmaktadır. Bu durumlar da bölümlerin teknik açıdan her ne kadar bir ihtisaslaşması söz konusu ise de gerek ulaşım gerekse iletişim bağı sağlamak açısından biz çözüm olmadığı ve tütün kaybını olumsuz etkilediğin görülmektedir. Pek çok fabrikalarda bu olumsuz etkiyi gidermek için sigara makineleri ile paketleme makineleri bir atölyeye, bir yere alınmıştır. Bu şekilde oluşan yatay iletişim ile bir taraftan sigaraların paket makinelerine ulaşım süresi ve mesafesi hem kısaltılmış olmakta hem de makinelerin teknik bakımı kolaylaşmaktadır. Ayrıca büyük ölçüde ana madde tütün tasarrufu yapılabilmektedir. Başka bir değişle gerek tütün, gerekse yan maddelerin girdileri ve mamul üretimi her zaman göz önünde tutulmaktadır.

Bugün sigara imalatı teknolojisi sigara çeşitlerine ve yapım yöntemlerine göre çok farklı bir tablo oluşturmaktadır. Fakat her sigara fabrikasının muhakkak yazılı bir teknolojik dokümantasyonu bulunmaktadır. Bu dokümantasyonun içinde sigara imalatının akış şeması, teknolojik işlemlerin ve proseslerin sınırları, talimatı ve imal edilecek sigaraların reçeteleri bulunmaktadır. Çünkü yüksek kalitede ve randımanlı mamul üretimi, bunları yazıldığı gibi, disiplinli bir şekilde uygulamak suretiyle mümkün olmaktadır.

3.7. HARMAN OLUŞTURMA İŞLEMİ

Sigara imalatının ilk adımı harman oluşturmaktır. Harman, zaten müstakbel sigaranın bir konturudur, çeşitli vesilelerle dile getirdiğimiz veçhile harman, tütün menşelerinin, gradların belli oranda karışımıyla tertiplenen bir oluşumdur. Ancak işlemle imal edeceğimiz sigaranın marka olarak tüketicilerin hangi kesimine hitap edeceği ön plana alınarak harmana tat, sertlik ve aroması bakımında bir uyum, armoni sağlanır. Aynı zamanda zikrettiğimiz nitelikleri açığa çıkarabilmesi için harmanı oluşturan tütünlerin yanma özelliklerinin yüksek olmasına, tütünlerin renk ve diğer görsel özelliklerinin de mükemmel olmasına özen gösterilmelidir.

Harman oluşturmaya neden gereksinim vardır ? Bunları tekrar özet olarak açıklayalım. Bilindiği gibi ayrı ayrı tip tütünler, hatta menşeileri ve gradları yukarıda saydığımız olumlu özelliklerine tek başına sahip değildirler. Olsalar bile içimde bir armoni sağlamaktan uzaktırlar. Ancak içimde tek yönlülük meydana getirirler. İşte bu yüzden farklı özellikler taşıyan ve kalitede olan tütünler önceden belirlenmiş içim ihtiyacı ve zevk alışkanlığı doğrultusunda karıştırılmaktadır.

3.8. HARMAN OLUŞTURMA ORGANİZASYONU

Pratik olarak her gün fabrikalarda harmanlar şu şekilde hazırlanır. Harmancı günlük üretim planına göre istek fişi hazırlayıp stok deposundan tütünleri istetir. Fişlerde harmanın hangi marka sigara için olduğu ve ayrı ayrı menşeilerden kaç balya gerektiği yer alır.
Depodan gelen tütünlerin harmancı veya görevlendirdiği bir kişi tarafından kaliteleri ve miktarları kontrol edilerek, tartılmak suretiyle harmanlara dağılımı yapılır.

3.9. TÜTÜNLERİN TAVLANDIRILMASI

Tütünlerin mamul haline getirilmesi işlemlerinde tavlandırmanın önemi büyüktür. İşlemle, tütün yapraklarının açımı, harmanlanması ve kıyımları esnasında kayıplara meydan verilmemesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda kıyımda elde edilen tütün tellerinin uzun ve istenilen ende olması mümkün olmaktadır. Bu ise sigaraların homojen dolgunlukta olmasını sağlamaktadır.

Bilindiği gibi kuru tütün, parmak arasında sıkıldığı halde bile toz olabilmektedir. Fakat normal tav durumunda tütün hiçbir zaman havanda dövüldüğü halde bile toz haline getirilemez. Bunun birinci nedeni tütünün tavı arttıkça dayanıklılığının ve elastikiyetinin de önemli derecede artış göstermesidir. Belli bir tav sınırları çerçevesinde özelliklerin optimum düzeye ulaştığı durumda tütünün optimum teknolojik tav noktası olarak adlandırılır. Bu, ayrı ayrı tip, çeşit, menşei ve grad tütünlere göre farklıdır. Örneğin, Türk tipi tütünlerin optimum tavlandırma noktası % 18 dir. Çünkü oriental tip tütünler ancak bu sınırlar dahilinde dayanıklılık ve elastikiyet özelliklerini en iyi şekilde geliştirirler.

Bir harmanda tütünlerin tümünün optimum tav durumuna getirebilme işi oldukça güçtür. Zira ayrı ayrı tütün menşeilerinin farklı tav alma özellikleri olduğu gibi, hatta bu nitelik yaprak ayası üzerinde de farklı bir gelişme gösterir. O halde bundan çıkarılacak özet, tütünlerin optimum tava ulaşabilmesi için farklı yöntemlere ve zamana ihtiyacı olacaktır. Fakat tavlama işleminde harman tütünlerin tümü eşit tavlama koşulları etkisinde bırakılmaktadır. Pek tabi bu durumda tüm menşeilerin optimum tava ulaşması mümkün olamadığı beklenilemez de. Homojen olarak tavlandırılmamış tütünler ise daha sonra teknolojik işlemlerin akışında fazla zayiat vereceklerdir. Çünkü yaprakların kuru kısımları parçalanacaktır. Aşırı tav alanlar ise birbiriyle yapışarak dürüst bir harmanlamayı, kıyımı ve sigaraların homojen dolması da engellemekle beraber yanma niteliklerini de zedeleyecektir. Bunun için harman tütünlerinin tavlandırılması tarzlarına rejimlere ve metotlara azami dikkat ve itina gösterilmelidir. Bu amaca ulaşmakta ancak tavlandırma proseslerinin tabiatını ve faktörleri iyi bilmekle mümkün olabilmektedir.

Tavlandırmanın Teorik Esasları

Nem, her cisim ve malzeme tarafından üç şekilde alınmaktadır. İlk olarak kimyasal madde yolu ile, ikini fiziksel ve kimyasal özelliklerinden kaynaklanan olaylar neticesiyle tavlanma ve mekanik etkilenme neticesi tütünün su alması.

Tütünlerin kimyasal maddelerle bileştirerek tavlandırılması çok müstesna hallerde ve belirli koşullar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla fabrikasyonda tütünlerin bu şekilde tavlandırılması olanağı hemen hemen mümkün değildir.

Bilindiği gibi tütünün yapısında su emerek şişen bileşikler mevcuttur. Bunlar tabiatları itibariyle iki grupta toplanmıştır. Birinci grubu mürekkep yüksek moleküllü bileşikler oluşturur ki aslında bunlar koloidal yapılı maddelerdir. Örneğin, pektin, nişasta, proteinler vb. gibi bileşikler. Diğer ikinci grup ise az moleküllü, basit yapılı suda eriyen bileşik türleridir. Örneğin, çözünen karbonhidratlar, organik asitler ve bu asitlerin tuzları, bazı mineral maddeler vs.

Yüksek moleküllü koloidler havadan en az buharı bile çekebilme yeteneğine sahiptirler. Böylece hava buharı koloid maddelerin çekici güçleri tarafından absorbsiyon neticesinde tutulur ve madde ile sıkı sıkıya bileşir. İlk adımda yani olay esnasında, yaprağın koloidal sisteminde bir büzüşme ve enerji (ısı) çıkışı gözlenir. Daha sonra ise ısı çıkışı olmaz. Koloidal sistem ile su arasında oluşan basınç farkı neticesinde koloidler şişer. Bilhassa hava nispi neminin yüksek olduğu durumlarda, tavın koloidal sistemi tarafından emilmesi daha süratlidir. Bu su yaprakta serbest yani higroskopik suyu meydana getirir. Higroskopik suyu, keza suyun yaprak üzerine direkt olarak temas ettirilmesi suretiyle de meydana gelmesi mümkündür.

Tütün yaprağında bu su oranı yaprağa absorbsiyon (emme) yoluyla geçen sudan her zaman daha fazladır. Yapraktaki ikinci grup bileşiklerden kristal tanecikler, suyu emerek kristal hidratlar meydana getirirler. Hava nemi ne kadar çok ise kristal hidrat oluşturmaya o kadar daha süratle cereyan eder ve olay, kristal hidrat oluşumu doyumu ile tamamlanır.

Tütün yaprağının mekanik olarak tavlanması olayı doğrudan doğruya tütün yaprağının porzitesine bağlıdır. Bu şekil tavlandırmada tütünün kılcal damarlarında kondenzasyon meydana geldiği gözlenmektedir. Tavlandırma esnasında tütün yaprağının kılcal damarları içindeki su buharı basıncı daha az olduğundan su hemen doyum noktasına ulaşarak kondenteze olarak yani çiğlenerek damar içi boşlukları doldurur. Bu tarzda tütünleri tavlandırmak için havanın nispi neminin yüksek olması söz konusudur. Çünkü olay, ancak arada basınç farkı yaratarak gerçekleşebilir. Bu tarzda sadece kılcal damar boşluklarının çiğlenmesi söz konusu olmayıp, ayrıca hücre boşluklarının da mekanik olarak su ile doldurulması da gerçekleşir. Tütün yaprağının mekanik tavlama olayı ile aldığı su oranı, her iki tarza göre en yüksektir. Fakat bu su hiçbir şekilde yaprak ile bağıl durumda değildir. Serbest haldedir. Bu yüzden kuruyunca yapraklar suyu kaybedebilmektedir.

3.9.1. TAVLAMAYI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Her zaman belirttiğimiz gibi tütünün tavlanma süratini dış faktörler ve tütünün yapısı etkilemektedir. Dış faktörlerin başında da havanı nemi ve havanı nispi nemi gelmektedir.

Örneğin; havanın nispi nemi yüksek olduğu durumlarda ısısı da her zaman yüksektir. Böylece ısısı yüksek olan hava, temperatürü alçak olan tütünle temas halinde kondenzasyon meydana gelir ve tütün tavlanmaktadır. Aynı zamanda yüksek ısı, nemin tütünlere daha kolay nüfus etmesini de kolaylaştırmaktadır. Diğer taraftan hava neminin yüksek olduğu durumlarda tütünlerin nemlenme sürati artmaktadır. Tütünlerin tav almasını hava neminin sürati de etkilemektedir. Örneğin, Sovyet alimi V.V. Çernikov nemli havanın hareket hızının saniyede 0.2 metre olduğu durumlarda tütünlerin sakin havaya göre 3 misli daha çabuk tavlandığımı tespit etmiştir. 

Tütünlerin tavlanma hızını etkileyen faktörlerden bir diğeri de tütün yaprağının fiziksel yapısıdır. Koşulların eşit olduğu durumlarda muhteviyatlı, sık hücreli ve su emici koloidal maddelerce zengin olan tütünlerin su alma yetenekleri de daha yüksektir. Bu tütünlerin tavlanması genelde fiziko-kimyasal yoldan olur.

Muhteviyatsız tütünlerde tavlama olayı ise tamamen mekanik yoldan gerçekleşir. Bunları tavlandırmak için her zaman nispi nemin yüksek olması veya direkt olarak su ile temas edilmesi sağlanmalıdır.

Bu tütünlerin su tutma kabiliyetleri de düşüktür. Nitekim tütün teknolojisi mühendisi böylece tütünlerin tavlanması olayı hususunun özü hakkında edindiği bilgiler doğrultusunda artık sigara fabrikasyonunda tavlama yöntemlerini doğru tayin edebilmektedir. Ayrıca da işlem süresince ve sigara üretiminde zayiatın asgari düzeye indirilmesi için uygun rejimler seçmelidir.

3.9.2. TÜTÜNLERİN TAVLANDIRMA METOTLARI

Yakın geçmişe kadar sigar fabrikalarında tütünlerin tavlandırılması üzerine direkt su serpilerek mekanik yöntemlerle yapılıyordu. Tabi bu şekilde tütünlerin tavlandırılması için özel teçhizata gerek yoktur. Fakat bu çok ilkel ve hiçbir şekilde tüm yaprakların tavlanmasına mümkün kılmayan bir metottur. Bugün artık sigara fabrikalarında çok daha gelişmiş yöntemler ve tavlandırma metotları kullanılmaktadır. Lakin bilimsel açıdan yine de bu metotlara bir açıklık getirelim ve metodu iki sistem yöntemde gruplandıralım. Bunlardan birinci yöntem sorbsiyondur. Yani nemin tütünler tarafından emilmesi metodu, diğeri ise kondenzasyon, başka bir deyimle tütünün çiğleşme yoluyla tavlandırılmasıdır.

A-Sorbsiyon tavlandırma metodu

Bu sistem üzere tütünlerin rutubetlendirilmesinde, balyalar veya pastal, pastal açılmış tütünler petekli tel dipli ve duvarlı sandıkların içine yerleştirilmekte ve daha sonra bunların arasından % 80-95 nispi nemi ve 25-30 derece sıcaklığı olan hava cebri olarak geçirilmektedir. Böylece tütünler havanın nispi nemini emerek tavlanırlar. Tabi bu şekilde tütünlerin tavlanması uzun sürmektedir. Oysa bu arada fabrikalarda tavlandırma işlemlerinin sürekliliği aksamış olur. Bunu gidermek amacıyla fabrikalarda bazı teçhizatlar kullanılmaktadır. Örneğin, nemilatörler. Bunların açık olan çeşitlerinde vakumla soğuk rutubetlendirme yapılır. Üstleri kapalı nemilatörler ise vakumsuz çalışır. Genelde, nemilatörler kalorifer ile ısıtılmış tütünlerin üzerine su püskürten bir sistemden ibarettir. Şimdi bunların çalışma prensiplerini açıklayalım.

1- Açık Nemilatörde vakumla soğuk rutubetlendirme

Klima sistemi ile donatılmış, her tarafı dış etkilerden izole edilmiş bir odada veya salonda 23 derece sıcaklık ve % 85 nispi nem koşulları yaratılır. Burada 40 cm yüksekliğinde, 170 cm eninde ve 6 metre uzunluğunda nemilatörler monte edilmiştir. Tavlandırmak için ipleri gevşetilmiş balyalar, nemilatörlerin geniş üst kısmına 45 x 55 ebadında mesafede en az 20 adet boşluğu buluna çelik peteklerin üzerine dizilir. Nemilatörün bir ucunda balyaların ara boşluğundaki havayı çekerek vakum sağlayan bir vantilatör vardır. Çalıştırılınca balyaların altındaki havayı emer ve ortamın havasıyla vakum oluşturur ve böylece de daha sonra odanın nispi nemini balya içinden geçirerek tütünlerin tavlanmasını sağlar. Ancak tavlanma 1-3 gün gibi uzun bir sürede gerçekleşir. Bu arada sürekli olarak balyalar kontrol edilerek tav alıp almadıkları tespit edilir. Belli zamanlarda da nispeten homojen bir neme kavuşmuş olanlar alınarak yerlerine başkaları konur.

Vakumla soğuk tavlandırmanın dezavantajları nelerdir ?

  1. Tavlama çok uzun sürede gerçekleşir.
  2. Yeterli sayıda nemilatörlerin monte edilmesi çok büyük alana gereksinim vardır.
  3. İşçiler mütemadiyen yüksek nem ortamında hijyenik olmayan koşullarda çalışmak zorundadır.

2- Kapalı Nemilatörler ile tavlandırma

Bu tavlandırıcılar, vakum ile soğuk tavlandırma nemilatörlerin hemen hemen benzeridir. Ancak bunların üst tarafları çelik kapaklarla iyice kapatıldığı gibi diplerinde nem ve ısı verici cihazlar vardır.

Çalışma tarzı şu şekildedir. Vantilatör ile balyaların altındaki nemli hava çekilerek denklerin üzerinde dolaştırılır. Bazı defa havanın dolaşım istikameti balyaların üstünden altına doğru da değişebilir.

Böylece tütünde daha homojen bir tavlama gerçekleşir. Uygulamada dolaştırılan havanın nispi nemi hemen hemen % 100 civarında ve ısı 40 derecedir.

Kapalı nemilatörler de tavlandırma tarzının en büyük avantajı işlemin 4*8 saat gibi kısa bir sürede başarılabilmesidir. Fakat böyle bir tavlandırmadan sonra da balyadaki tütünlerin homojen rutubette olduğu iddia edilmemekle beraber tavlandırma esnasında ısısının nispeten yüksek oluşu tütünlerin hemen açıma sevk edilerek işlenmesini zaruri kılmaktadır. Aksi takdirde tütünler kısa bir süre içinde kuruyarak rutubetlerini yitirmektedirler.

3- Kamarada tavlandırma

Bu yöntem, tütünleri kapalı nemilatörler de tavlandırma sistemine yakın olup, işlem hemen hemen aynıdır. Ancak tavlandırılacak tütünler kamaralara, petekli tellerden yapılmış çelik kafeslerin içine bozulmuş balya veya pastal veya basit tabak halinde konur. İşlem esnasında kamaranın içindeki nispi nem % 90 , sıcaklık ise 24-27 derecedir. Tavlandırma işi 14-24 saat arasında gerçekleşir.

Kamaralarla tavlandırma tarzı ise nemilatörler içi gerekli geniş saha ihtiyacını asgari düzeye indirmiş olsa da dezavantajlar giderilememiştir. Örneğin, işler bir taraftan yine uzun bir süreyi kapsamakta, diğer taraftan da balyaların bozulması ortaya çıkmaktadır. Balyaların çözülmesi tütünlerde büyük miktarda kırıkların meydan gelmesine neden olmaktadır.

Konumuzu sanırım şöyle özetleyebiliriz. Tütünlerin optimum rutubete kavuşturulması açısından yukarıda açıkladığımız şekilde yapılan tavlandırma usulleri elbette el ile yapılan ilkel bir tavlandırmadan çok daha üstündür. Ancak, bu yöntemlerle tütünlerde rutubet homojenliğine hiçbir zaman ulaşılamamaktadır. Çünkü gerek balyaların, gerekse kasaların üst kısımları, yani rutubetli hava ile ilk temas eden tarafları her zaman aşırı tavlanmaktadır. Zaten bu yüzden de imkanlar dahiline nem, dönüşmeli olarak kah balyaların altından, kah üstünden verilmektedir. Yine de amaçlanan hedeflere ulaşamadığı bir gerçektir.

B-Kondenzasyon(çiğlendirme) tarzında rutubetlendirme metodu

Bilindiği gibi nemli ve sıcak hava, soğuk bir cisimle temas etmesi halinde o cismin üzerine sıcak havayı doyurmuş olan buhardan su kondenze olarak çiğ oluşturur. İşte kondenzasyon yoluyla rutubetlendirme metodunun esasında bu prensip yatmaktadır.

Yöntem, balyaların pastalların, tütün kesiti tabakların, petek tel tabanlı sandıklara dizilmiş vaziyette % 100 nispi nem içeren havanı geçirilmesi suretiyle gerçekleştirilir. Bu hava ancak sıcak buhar veya çok küçük tanecikler haline getirilmiş su karışımıdır. Buharın sıcaklığı 55 derece civarındadır. Sıcak hava, sıcaklığı düşük olan tütün ile temas sağlayınca hemen çiğlenerek karışımındaki suyun bir miktarını ayırır ve bu su tütünlerin üzerine birikir. Böylece tütünlerin dış taraftan hem ısı hem de rutubet almış olur. Tütünün dış bölgelerinin çiğlenme olayı durur, fakat iş kısımlarda hala tütün ısısı ile buharın ısısı arasında fark mevcut olduğu için çiğlenme bu kez balyanın daha iç kısımlarında da oluşur. Kısaca aradaki ısı farkı ne kadar fazla ise çiğlenme şiddeti de o derecede daha şiddetli ve hızlı gelişmektedir. Dolayısıyla kondenzasyon, buhar ısısı ve tütünün sıcaklığı arasındaki farkın eşit duruma gelmesiyle durur. Daha sonrada tütünlerin sorbsiyon yoluyla mekanik olarak su almaları olayı zuhur eder.

Elbette ki bu yöntemde de tütünlerin dış kesimlerinin, yeni nemli sıcak hava ile ilk temas eden taraflarının en fazla nemleneceği aşikardır. Bu itibarla kondenzasyon metoduyla da tam, homojen bir tavlandırmadan bahsedilemez. Fakat yine de bir önceki metotlara kıyasla hedefe daha ulaşılmaktadır. Biz konuda başarı daha üstündür. Fakat tavın homojen olabilmesi için bu metodun tatbikinde bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir. Örneğin;

  • Tütünlerin arasından geçirilen nemli sıcak havanın sürati yüksek olmalıdır. Ancak böylece ısının denklerin dış kısımlarında daha çabuk düşmesine meydan vermeden balyaların daha iç kesimlerine nüfuz etmesi sağlanmış olacaktır.
  • Bu arada kamarada tavlandırılan tütün ambalajlarının kalınlığı, hacmi ve dansitesi de önemlidir. Zira belli bir sınırları aşmış durumlarda bunların arasından kısa bir süre içinde hava dolaşımı veya havanın nüfuz etmesini sağlamak oldukça güçleşir. Aynı zamanda tavlandırılan tütünlerin dansitelerinin aynı olması da istenilen başka bir husustur. Çünkü kolayca keşfedileceği gibi dansiteleri düşük olan tütünlerin arasından havanın geçişi çok kolay ve bol olacaktır ve rutubetlendirme de o derece fazla gerçekleşecektir.
  • Rutubetlendirme etkeni, tütün bireyleri üzerine dikey olarak verilmelidir. Zira bu durumlarda hava, ancak tütünün orta kısımlarına yöneldiği için tavlanma burada yoğunlaşacaktır. Balyanın kenar kısımlarına ise tav dağılımı yetersiz kalacaktır.
  • Tavlandırma esnasında buharda su partükülleri etkenleri mümkün mertebe küçük, duman halinde olmasına özen gösterilmelidir.

Kondenzasyon metodunun uygulanması, teknolojide pek çok çeşit tesisler ile gerçekleştirilmektedir. Tesislerin envai çeşitleri vardır. Ancak çalışma prensipleri birbirlerine çok benzemektedirler. Özet olarak bu ortak benzerlikleri aşağıdaki bir iki cümle ile karşılaştırmak mümkün olacaktır.

Bu tesislerde rutubetlendirme, havanın % 100 nem içerdiği ve sıcaklığın 55-60 derece civarında ısı taşıdığı koşulları oluşturarak yapılır. Su buharının temperatürü, tütünün temparetürüne göre belirlenir. Örneğin, zengin muhteviyatlı, kaliteli, açık renkli tütünlerin tavlandırılmasında ısı genelde 28-30 derece arasındadır. Tütün ile su buharı arasında ısı farkının 8 dereceden fazla olmamasına özen gösterilir. Düşük kaliteli tütünlerde bu durum tam tersinedir. Tavlandırma ısısı 60 derece, ısı farkı da 30 derce olabilmektedir. Buna rağmen tütünlerde tav dağılımı yine de homojen değildir.

Tavlandırma farkı % 4-7 arasında değişmektedir.

Tavlandırma tesislerinden çıkarıldıktan sonra tütünler 30-40 dakika brandalar ile örtülerek dinlendirilir. Amaç işlemeye verilmeden önce tav dağılımını daha homojen düzeye getirmektir.

Günümüzde teknolojisi belli bir üst seviyeye ulaşmış sigara fabrikalarında tütünlerin kondenzasyon metodu yöntemiyle tavlama işi Termo vakum kamaraları ile gerçekleştirilmektedir. Bu tesisler en başarılı, en perspektifli olarak görülmektedir.

Termo vakum kamaralarıyla tavlandırmada tütün ile nemin arasında temas en kolay ve en kısa bir zaman içinde sağlanabilmektedir. Verilen nem, kolayca çiğlenebilmekte, artı cebri olarak ta tütün yaprağının hücre boşluklarına homojen bir şekilde dağılabilmektedir.

Kamera içine hem buhar yada kaynama noktasına getirilmiş sıcak su olarak püskürtülmektedir. Bu durumda buhar, tütünü ısıtır. Çünkü kondenz (çiğlenme) esnasında öncede açıkladığımız gibi ısı meydana gelmektedir. Bugün tütünlerin termo vakum kameralarında tavlandırmasında hala genelde su ve sıcak buhar kullanılmaktadır. Şimdi bir termo vakum kamerasında tütünlerin nasıl tavlandırıldığına biz göz atalım. İlk aşamada tavlandırmaya tabi tutulacak tütünlerin kamera içinde 15 mm cıva sütunu vakum sağlanarak balya boşlukları ve yaprak hücre boşlukları arasında havası çekilir.

Daha sonra kameranın içine buhar veya pülverize edilmiş su püskürtülür. Nem önce balya boşluklarındaki yeri işgal eder. Böylece tütün ile hava koşulları arasında oluşan basınç nedeniyle rutubet, tütün balyaların içine hatta tütün hücre boşluklarına kadar nüfuz ederek dağılır.

Tütünlerin karakterine, tavlamadan önceki rutubetlendirme ve amaçladığımız tav oranın göre vakum kamera birkaç kez vakum sağlamak ve içeriye buhar veya su püskürtmek suretiyle dönüşümlü olarak çalıştırılır.

Şimdi % 13 rutubet bir Türk tipi sigara harmanın termo vakum kamerasıyla tavlandırılması teknolojisinin tarifini yapalım. İşlemler ve aşamalar şu şekilde gerçekleşir.

  1. Tütünlerin kameraya sokulup kapaklarının itina ile sıkı sıkıya kapatılması
  2. 15 mm Hg cıva sütunu vakum oluşturmak
  3. 2 dakika süre ile kameraya sıcak buhar sokmak
  4. 2 dakika süre ile kameraya su püskürtmek
  5. Kamerayı iki dakika dinlendirmek.
  6. Kamerada 300 mm Hg cıva sütunu vakum oluşturuncaya kadar ikinci kez çalıştırmak.
  7. İçeriye 4 dakika su ve sıcak buhar püskürtmek
  8. 4 dakika dinlendirmek.
  9. Kamera içindeki havayı boşaltarak bacıncı düşürmek.
  10. Kapakları açıp tütünü çıkarmak

Tütünlerin termo vakum kamera ile tavlandırma işlem süresi 30 dakikadır. Kameralardan çıkarılan tütünlerin sıcaklığı 50-55 derece arasındadır. Rutubet oranı ise % 15.5 civarındadır. Elbette bu tav tütünlerin diğer sistemlerden kırılmadan yaprak bütünlükleri bozulmadan işlenmesi için yeterlidir.

Konuyu sonuçlandırırken hemen ifade etmeliyiz ki, Termo vakum ile tavlandırılmanın pozitif yararları sadece iyi ve homojen bir rutubet dağılımı ile kalmayıp tütünlerin oldukça şişip kabardığı ve bunun da açım ve dağılım işini kolaylaştıracağı gözlenmektedir. Fakat burada dikkat edilecek bir husus tütünlerin soğumalarına imkan vermeden hemen açıma sevk edilmeleridir. Aksi takdirde ısı kaybı tütünlerin kurumalarına, tav kaybına sebep olacaktır.

3.10. AÇIM

Ön tavlama ile tütünler birbirinden ayrılabilmeleri, çeşitlerin, gradların harmanlanması işleminin yapılabilmesi, üzerlerinde yapışmış tozlardan arındırılmaları ve son tavlamanın da iyi şekilde gerçekleştirilmesi için istenilen rutubeti alarak açıma hazır duruma getirilirler. Bilindiği gibi, eğer tütün iyi bir şekilde açılmamış ise daha sonra ayrı ayrı menşeiler, tipler, gardlar iyi bir şekilde harmanlanıp karışamayacaklardır. Böylece sigaraların içim niteliklerini zedeleyen tek veya sadece bir veya iki menşein girmesi olanağı artmış olacaktır. Ayrıca birbiriyle yapışmış olan tütünlerin kıyım saçakları iri fitil halinde oluşacak ve böylece d sigaralar önemli derecede negatif bir özelliğe kavuşturulacaktır. Örneğin, eğer sigaraların doldurulması homojen bir şekilde olmazsa, yanma niteliği düşecektir. Bu yüzden sigara imalatında tütün hazırlığı bölümünde açım işlemi, önemli bir uygulama noktasını teşkil etmektedir.

Açım, el sistemi dışında banda, pnömatik (hava) veya pnömo-mekanik aparatlarla yapılır.

  • El ile açımda, tütünler el ile açılır ve kasalara doldurulur. Çok ilkel ve insan sağlığı açısından menfi etkileri olan bir yöntemdir.
  • Branda sistemi açımda ise işçiler, genelde kadınlar, yürüyen bir bandın etrafına karşılıklı otururlar ve tütünler el ile açılarak bantlara aktarılır

Son zamanda sigara fabrikalarında bu açım yöntemleri terk edilmiştir. Başlıca pnömo-mekanik yöntem ağırlıktadır. Bilhassa termo vakumla tavlandırılan tütünlerin bu yöntemle gerçekleştirilen açımı, teknolojik açıdan büyük başarı olduğu görülmektedir. Zira yöntemle tüm yaprakların hemen hemen % 100 oranda ayrılabilmekte ve büyük ölçüde tozlardan da arıtılmaları mümkün olmaktadır. Ayrıca işlemin ameliye giderleri azalmakta beraber işlemde, tesislerin işgal ettiği alan da azalmaktadır.

Beslenme : Ön tavlamadan sonra arabalardan alınan balyaların ambalajları sökülür ve ağır hareket eden besleme bandaya konur. Burada önemli husus açıma tabi tutulacak menşeilerin uygun oranlarda bandaya verilmesi ve çul, ip gibi yabancı malzemelerin bandını üzerine bırakılmasıdır.

Pnömo-mekanik açım aparatı : Tütünlerin tam açımı bu noktada olmaktadır. Yürüyen banda tütünleri tırmıklı dişlere ve açım pedallarına vererek mekanik olarak dağılımını sağlar. Daha sonra tütünler, yaprakların yapışıklık oranlarına göre hava hızı ayarlanmış pnömomatik emici kanallarına girer ve böylece yaprak yaprak açılmaları sağlanır. Zaten termo vakumla tavlandırma, tütünlerde ısının tesiriyle bir şişme ve yaprak aralarında boşluklar oluşmuştur. Açımda bu hava, boşluklara girerek bir gerilim yapar ve ayrım daha kolay gerçekleşir. Dolayısıyla yaprak açımı, pnömomatik emme borusunun ön kısmında en fazladır. Zira sistemde ........ havanın belli bir güce ulaştığında aerodinamik kuvvet ........ yeniden düşüşe geçer ve yaprak ayırımı devam eder. Burada emici sistemin uzunluğunun belirlenmesi çok önemlidir. Sistemde borunun uzunluğu 2- 3 metreyi aşmamalıdır. Aksi taktirde açımda tıkanmalar meydana gelebilir.

Açılamaya devam eden tütün daha sonra borudaki hava akışının hızına kapılarak toz arındırma bölümüne düşer. Burası yere dikey olarak kurulmuş şeffaf cam bir borudan ibarettir. Bu bölümde tütün yaprakları havada adeta dans ettirilerek bir taraftan tozlardan arındırılır, bir taraftan yapışık kalmış yaprakların son ayrımı gerçekleşir.

Toz arındırıcı cihazının deposu bir vardiya de işlenen tütünün tozunun emebilecek ve tozu depolayabilecek kapasitede olmalıdır. Aynı zamanda cihazın içindeki hava akışı 4 m/sn hızını geçmemelidir.

Bunun nedeni de sınırların aşılmasıyla işlemin fabrikanın pnömatik sisteminin tempo dengesinin bozulmasına yapacağı etkidir.

Toz arındırıcıdan tütünler taşıma bandına dikey ve yatay olmak üzere iki şekilde sevk olurlar. Dikey taşıma tarzı, cihazlarda oluşan aerodinamik güç neticesinde gerçekleşmektedir. Burada yaprak uçları her zaman ileriye dönüktür. Hareket eşit sayıda yapraklar birbirlerini geçebilme eğilimi gösterseler de hiç bir zaman aralarında vuruşmazlar. Bu yüzden dikey tarzda ki sevk sistemlerinde yaprak kırıklarına rastlanmaz. Ancak yaprakların cihazın dirseklerinden geçişlerinde maruz kaldıkları aşırı sürtünmesi neticesinde bir nebze kırılma olur. Bunu önlemek için sistemde hava akışının istikametini sık değiştirmek gerekir. Borunun çapı dar en fazla 13-15 m /sn hava akışını sağlayacak büyüklükte, tıkanmalara meydan vermeyecek biçimde olmasına dikkat edilmelidir.

Açımları ve tozdan arındırılmış ...... tütünlerin yatay tarzda taşınmaları durumunda yapraklar önceki, yani uçları ileri olan istikametini kaybederler ve borularda 14-18 m/sn bir hava akımı ile taşınırlar. ..... yapraklar borunun alt kısmında daha fazla sürtünerek geçtikleri için kırıklar genelde daha ziyadedir.

Bunu bertaraf etmek ve teknik açıdan en iyi başarıya ulaşabilmek amacıyla yatay taşıma borularında hava hızını 22-24 m/sn ye yükseltmek yerinde olacaktır.

Bu arada büyük boyutlu ve kalın damarlı olan tütünler başka bir işleme tabi tutulmak üzere yaprak kesme makinelerine verilir. Makinelerde tütün yaprakları iki veya üç kısma bölünürler. Ancak kök tarafından kesilen 5 cm'lik kök kısmı diğer kısımlardan ayrı olarak damar işleme bölümüne nakledilir.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi yaprağın taşıyıcı bant üzerindeki hareketi sırasında Transportör hattına konulan detektörler yardımı ile yaprakların tütün içersinden gelen yabancı maddelerin taş, toprak vb. parçalardan ayrılması işlemi de tamamlanır.

Görülüyor ki bir açım işlemini teknolojik açıdan değerlendirirken yegane yaprakları kırıp kırmadığı önemli sayılmaz. Esas kriter, yaprakların en azından % 95 inin açılıp açılmadığıdır.

Pnömo-mekanik açım sistemlerinde tütünlerin ön tavları % 0.5 civarında azalmaktadır. Bu durum tütünlerin son tavlandırılmasında hesaba katılmalıdır.

3.11. TÜTÜNLERİN SON TAVLAMASI

Tütünler yukarıda açıkladığımız gibi yaprak yaprak açılmıştır. fakat tütünleri, fireyi azaltmak amacıyla kıyıma girmeden önce son kez tavlandırmak gerekmektedir. Oriental tip tütünler için son tavlamanın normları % 16-18, semi oriental (iri kıtalı) tütünleri için ise % 21-22 oranındadır. halbuki daha önce de belirttiğimiz tavlandırma sistemleriyle, hatta bugün kullanılan termo vakumla tavlandırmada bile hedefe tam olarak ulaşılabilmenin mümkün olduğunu tespit etmiştir. Artı, termo vakumda tavlandırılmış tütünlerin rutubetleri kısa bir süreden sonra daha da düşmektedir. bunun nedeninin birisi de fabrikalarda sıcaklık koşulları ortamının tütünün ısısından daha düşük olduğundan kaynaklandığını belirtmiştik. fakat yinede ön tavlama ile tütünler daha sonra gerçekleştirilecek işlemler öncesinde, yani örneğin bu işlemin ilk aşama olan açım esnasında kırılmamaları için gereken tava çıkarılmaları gerekir. burada hemen belirtmeliyiz ki tütünler, esas teknolojik işlem tavına ancak son tavlama ile kazandırılmaktadır. Bu tavlamada tütünlere rutubet hemen açım sonrasında verilir. Özellikle de harmanlama, yani karışım öncesi verilen tavdır. Şimdi tavlama silindiriyle gerçekleşen işlemin nasıl çalıştığını görelim.

Pnömotik borular veya mekanik taşıyıcı aracı bantlarla tütünler, ara tavlama silindirine sevk edilirler. Cihaz, tütünlerin çıkış yönüne doğru, orta ekseni meyilli bir şekilde monte edilmiş. Uzunluğu boyunca eksenin etrafında dönen çelik yapılı bir silindirdir. İçinde sonsuz hareket edici ve tütünün çıkışını oluşturan kürekçik gibi karıştırıcı ve aktarıcılarla mevcuttur. Ayrıca içimde sıcak su ve buhar püskürten sistem vardır. Silindir dönmesi esnasında sevk bandının alt kısmından aldığı tütünleri üste çıkarır. Herkes kendi ağırlıkları nedeniyle düşerler, böylece hem karışım sağlarız hem de bir öteki küreğin üzerine aktarılarak ilerlemeleri gerçekleşir. Dolayısıyla tütün yaprakları silindirin içinde oluşturulmuş koşullu yüksek nemli havanın ve mutedil sıcaklıktaki buharın tesiriyle tavlandırılır.

Tütünlerin son tavlama silindirinden geçiş süresi 2-4 dakika arasında değişmektedir. Bu zaman akışında tütünlerin tavı ancak % 5 oranında yükseltilebilmektedir. Ara tavlama silindirinde genelde su kullanılır. Buhar, ancak suyu ısıtmak ve küçük partiküler haline getirmek için gereklidir. Dolayısıyla iyi bir su buhar koşulu oluşturmak için buhar basıncının 0.5.10 5 KPa, suyun en azından 4.10 5 KPa olması gerekir.

Bu basınç gereksimleri zaten düşük basınç buhar üreten tesislerde ve su şebekesi de mevcuttur. Su basıncının daha düşük olması durumlarda tazyik, pompalar ile sağlanır.

Tütünlerin belli oranda nemlendirilmesi için verilecek suyun litre olarak belirlenir. Tütünlerin ön tav oranları ile hedeflenen tav oranları tütünlerin son tavlama silindirinde kalma süresi göz önünde bulundurulur.