TÜTÜN EKSPERLERİ DERNEĞİ

TÜTÜN YAPRAĞININ DOKUSU

 

TÜTÜN YAPRAĞININ DOKUSU 

Burada konuya tütün yaprağının doku strüktürü üzerinde kısa bir açıklama yapmak suretiyle girilmesi yararlı görülmüştür.

Genellikle bitkilerin bir beslenme organı olan yapraklar yetiştikleri ortamın koşullarına göre bazı fiziksel farklar göstermekte ise de bir tütün yaprağının incelenmesi sırasında yaprağın anatomik strüktürü üzerinde genel bir bilginin edinilmesi olanağı vardır.

Bu amaçla tütün yapraklarından alınan kesitlerin mikroskopla yapılan incelenmesinden görülen doku katları ve kısımları şöyledir:
Yaprağın üst ve alt yüzeylerin sık dizilmiş hücrelerden yapılı koruyucu iki epidermis katını oluşturur. Üst epidermis katındaki hücrelerin üzerleri kutikula denilen ince bir deri ve yapışkan reçineli maddelerle örtülür.

Alt ve üst epidermis arasında hücre biçimleri değişik iki parankima görülür. Üst epidermisin altında sık dizilmiş silindirik biçimdeki hücreler palisad parankiması katını oluşturur.

Palisad parankimasının altında dağılmış bir durumda ve çoğunlukla oval biçimde hücrelerden ve geniş hücre arası boşluklarından oluşan sünger parankiması bulunmaktadır. Besin maddelerini ileten borucuklar mekanik doku denilen sık dizilmiş parankima hücreleriyle örtülüdür. Sünger parankiması katında bulunan bu borucukların yaprağın alt yüzünü yaygın biçimde kaplamış durumdadır.

Palisat ve sünger parankiması hücrelerinde koyu renkli ufak tanecikler biçiminde yaprağın boyar maddelerini bulunduran kromatoforlar vardır. Palisad parankiması hücrelerinin daha sık biçimde dizilmiş olması ve sünger parankimasına göre burada kromotoforlar miktarının daha fazla oluşu nedeniyle yaprağın üst kısmının renk görünüşü alt kısmından daha koyu yeşil renkte olmaktadır.

Kromatoforlarda yaprağın yeşil rengini meydana getiren klorofil maddesinden başka yaprağın sarı ya da sarı turuncu rengini sağlayan karotin ve ksantofil boyar maddeleri de bulunmaktadır. Tütün yapraklarının olgunlaşma döneminden başlamak üzere özellikle kurutma döneminde sarartma fazında klorofilin parçalanması sırasında tütün yaprağının rengini etkileyen karotin ve ksantofil maddeleri meydana çıkmaktadır.

Ayrıca epidermis hücrelerinin arasında havanın alış verişine yarayan özel yapılışta stoma (gözenek)denilen delikler bulunur. Stomalar epidermis hücrelerinden bazılarının fasulye biçiminde form değiştirmiş iki hücrenin karşı karşıya gelmesinden meydana gelen deliklerdir. Stoma deliğinin bağlı olduğu hücre arası boşluğunun diğer hücre arası boşluklarla bağlantılı olması dolayısıyla dokunun tüm hücreleriyle ilişkisi bulunmaktadır. Yaprağın üst yüzeyindeki stomaların miktarı alt yüzeyindekinden yaklaşık olarak iki katı kadar fazladır.

Bu kısımlardan başka yaprağın üst epidermis hücrelerinden bazılarından meydana gelen uzantılardan tüycükler meydana gelmektedir. Tütün yapraklarında salgı tüyleri ve örtü tüyleri olmak üzere bunların iki biçimi vardır. Bu tüycükler genellikle geniş bir baş ve bir sap olmak üzere raket biçiminde veya bir kaç kısımdan oluşmaktadır.

Salgı tüylerinin baş kısımları eterli yağlar gibi aromatik maddeleri kapsamaktadır. Tüycüklerin miktarı ve nitelikleri yaprakların ellerine ve yetiştikleri ortamın ekolojik koşullarına göre değişmektedir. Bitkinin vejetasyon döneminde havaların kurak geçmesi koşuları tüycüklerin miktarına artırıcı biçimde etkilemektedir. Belli bir yüzeydeki tüycüklerin miktarı üst ellerdeki yapraklarda alt ellere göre fazladır. Bilhassa tütünlerin kurutulmaları sırasında tüycükler kırılır ve bir kısım yaprakların üzerine yapışarak burada kalır. Bunlar yaprağın yüzeyinde parlak zerrecikler biçiminde görülebilir.

Yaprak dokusunun anatomik strüktürü konusunda yapılan bu kısa açıklamadan sonra burada tütünlerin yaprak dokularının kalınlık,yoğunluk,sağlamlık,esneklik ve damarlılık nitelikleri gibi tütünlerin kalitesine oluşturan fiziksel ve teknik elemanları dikkate alınarak incelenecek ve açıklanacaktır.

A - Tütün Yaprağının Kalınlığı Niteliği :

Tütün yaprağının kalınlık derecesi genellikle parankima hücrelerinin büyüklüğüne hücre arası boşlukların genişliğine ve epidermis hücreleri cidarlarının kalınlığı gibi, dokusunun anatomik strüktürünün bir sonucudur. Doku hücrelerinin büyümesi ve hücre arası boşlukların genişlemesi tütünlerin yaprak dokusunu kalınlaştırır ve bundan ötürü yapraklar kaba, gevrek ve kırılgan duruma gelir. Buna paralel olarak hücre cidarlarının da kalınlaşması ise yapraktaki sellülöz maddesi miktarlarının artışına ve dokunun iskeletleşmesine sebebiyet vereceğinden yaprak sertleşir ve daha kalın olur. Ayrıca odunumsu maddelerden oluşan yaprak damarlarının kalınlaşmasını sağlayan koşulların tümü yaprağın dokusunu kalınlaşmaya doğru götürür.

Genellikle tütün yaprakları ne kadar kalın olursa kaliteleri o derece düşük veya bunun tersine kadar ince olursa kalitelerime o derece yüksek olur. Ancak iyi beslenmeme, olgunluk döneminden sonra kırılma ve hastalıklar etkisiyle vukua gelen incelmeler bu kural dışında kalmaktadır. Bu gibi tütünler renklerinin açık ve renk tonunun zayıf olması, esneklik ve dayanıklılık yeteneklerinin düşük olması, kolaylıkla kırılabilmeleri ve benzeri gibi belirgin işaretlerle normal tütünlerden kolaylıkla ayırt edilebilirler.

Dokuları kalın olan yapraklar tütüncüler arasında erkek,kaba ve yabani gibi adlarla nitelendirilir. Tütün muayenelerinde yapraklar kalınlık durumlarına göre çok ince, ince, kalınca ve kalın deyimleriyle sınıflara ayrılır. Tütün yapraklarının kalınlık niteliği öncelikle biyolojik bir tip özelliğidir. Belli bir tütün tipinde yaprak kalınlıkları yaprakların ellerine, üretildikleri ortamın iklim koşullarına ve eskime süresine göre değişmektedir. Ayrıca tarladaki dikim biçimi, gübreleme, sulama, tepe kırma filiz alma gibi tarımsal işlemler ve kurutma tarzı yaprakların kalınlık durumlarını etkilemektedir.

Genellikle Virginia, Kentacky ve Tömbeki gibi büyük yapraklı tütünlerde yapraklarının kalınlığı küçük yapraklı oriental tip tütünlerden daha kalın olmasıdır.
Bir tütünde yaprak kalınlaşmasına etkin olan en önemli faktör tütün tarlasının fazla sulanmasıdır. Tütün tarlası arazisinin taban ve toprağının kuvvetli ve zengin oluşu gerektiğinden fazla ve bilgisiz biçimde gübre verilmesi koşulları yaprakların kalınlaşmasına sebebiyet verir.

Buna karşın eskime süresinin fazlalığı, kırımın geç yapılması, kurutma döneminde sarartma fazının gereğinden fazla uzatılması işlemleri madde kaybını çoğaltması yüzünden yaprak dokularının incelmeye doğru götürmektedir.

Kalın dokulu yaprakların diğer özellikleride öncelikle yaprak yüzeyinin pürüzlü ve renginin çoğunlukla donuk açık yeşile doğru çalmasıdır. Çok kalın dokulu (Kaba)

Tütünlerde orta ve yan damarların kalınlaşmasıyla beraber yaprağın yeşilimsi tonda kuvvetlenir, ayrıca yapraklar kalınlaştıkça tütünlerin saçaklılık, sigara randımanı ve hikroskopisite niteliklerine paralel olarak içim kalitelerime düşmektedir. Hele yaprakların çok kalın ve yabani olan tütünlerin taamları acı,kokuları kötüdür.

İçildiklerinde ağız boşluğunda ve boğaz kısmında keskin, yakıcı ve tırmalayacı gibi olumsuz etkiler yapmaktadır. Böyle tütünlerin yanma yetenekleride düşük olur.

Yaprakları ince (Dişi )olan tütünlerin dokusu sık dizili küçük hücrelerden yapılı, esnek ve dayanıklıdır. Yaprak düzeyleri pürüzsüz,yumuşak veya dalgalıdır. Renk tonu kuvvetli, parlak,mütecanis ve kendi tipinin karakteristik renk durumunu belirtmektedir. Böyle tütünlerin sigara verimleri yüksek, yanma yetenekleri iyi ve içimleri toplu ve düzgün olmaktadır.

Genellikle alt ellerden üst ellere doğru gidildikçe yapraklar incelir.

Tütün yapraklarının kalınlık durumu muayenelerde çoğunlukla yaprağın doku yoğunluğu niteliğiyle karıştırılmaktadır. Tütün yaprağının kalınlık niteliğinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi işlemleri pratik metotlar ve laboratuarlarda olmak üzere iki ayrı biçimde yapılmaktadır. Yaprakların kalınlık durumları ölçülerek tütünlerin kurutma dönemini geçirmiş olmaları gereklidir. Ölçme işlemine alınacak materyalde yaprakların nem miktarı oranın %13'e getirilmesi, doğru sonuçların alınabilmesi için en uygundur.

Pratik usullerle yapılan ölçüm işlemlerinde genellikle tütün eksperleri hevenklerden,istiflerden veya denklerden yeterli gördükleri kadar aldıkları bir miktar tütünün yapraklarını birer birer elden geçirirler ve bu sırada parmaklarının uçlarıyla yoklamak suretiyle muayene ederek kalınlık durumlarını nitelendirirler.

Tütün yapraklarının incelik ve kalınlık durumlarını objektif olarak ölçülmesi 0.001mm.kadar duyarlı olan mikro metre araçlarıyla laboratuarlarda yapılır. Burada ölçme işlemi orta damarın sağ ve sol kısımlarından ve yaprak ayasının damarsız olan yerlerinden 1-2 cm. çapında bir zımba aracılığı ile alınan yaprak parçaları üzerinde yapılır. Bu ölçme işleminden doğru sonuçların alınabilmesi için ölçüm 100 parça örnek üzerinde yapılır ve bunların ortalama kalınlık ölçüsünün değeri yaprakların kalınlık durumunu tanımlar. Bu değer mikron olarak belirtilir.

Tütünlerimizin kalınlık durumlarının ölçülerle belirtilmesi konusunda yapılan çalışmalarda yaprakları çok ince olanların 80-90 mikron,incelerin 91-110 mikron,orta kalınlıkta olanların 115-150 mikron kalın olanların ise 151-190 mikron dolayında oldukları görülmüştür.

Dış sargılık puro tütünlerinde 50 mikrona kadar ince tütünlere rastlanmıştır. Hasan Keyf tütünlerinin bazı örneklerinde ise 300 mikron ölçülmüştür.

B - Doku Yoğunluğu Niteliği :

Doku yoğunluğu genellikle tütün yapraklarında bulunan çeşitli maddelerin miktarlarıyla ilgili bir niteliktir. Kalite üzerindeki rollerinin önemine bakılmaksızın tütün yapraklarında var olan tüm kimyasal maddelerin belli bir hacımdaki gram cinsinden ağırlığı yoğunluk derecesini gösterir. Bir tütünün yoğunluk durumu,kapsadığı maddelerin kimyasal özelliklerini belirten önemli bir kalite işaretidir. Bu durum ayrıca yaprağın doku strüktürünü ve diğer kalite özelliklerinin tanımlanmasında yararlı olmaktır.

Tütünlerde yaprak dokusunun yoğunluğu sorusunun daha iyi biçimde anlaşılabilmesini sağlamak için tütünlerin kimyasal bileşimleri konusunda kısa bir açıklama yapmak suretiyle konuya girilmesinin burada yararlı olacağı düşünülmüştür.

Her türlü bitkisel materyalde olduğu gibi tütünün de su ve kuru madde olmak üzere iki asal madde yapısı vardır.

Su maddesi : Taze kopartılmış tütün yapraklarındaki su miktarı oranı yaprakların total ağırlığına göre % 70-90 arasında değişmektedir. Kurutma devresinden sonra ise tütün yapraklarındaki su miktarının oranı % 6-10 na kadar düşer. Bundan sonra üretici evinden başlanarak tütünlerin işlenmesi,bakımı fermantasyonu,korunması ve fabrikasyonu gibi çeşitli geliştirme işleme dönemlerinde tütünlerdeki su bilançosu limitleri yaklaşık olarak %11-16 arasında değişmeler gösterir.

Kuru madde : Alınan bir miktar tütün örneği analitik terazide tartıldıktan sonra kurutma dolaplarına konulur. Ve burada 95-105 derece ısı koşulları altında ağırlığı değişmez durumu gelinceye kadar bir süre bekletilerek kurutulur. Bu tütünün bütünüyle nemini kaybettiğini ve salt kuru duruma geldiğini gösterir. Suyunu kaybetmiş olan bu madde tütünün kuru maddesidir. Tütünün kuru maddesinde bulunan çeşitli maddelerin miktarı % de oranları tütünün kimyasal birleşimini oluşturur.
Kimyasal bir sınıflandırmaya göre tütünün kuru maddesinin kimyasal birleşmesi İnorganik ve organik maddeler olmak üzere iki kısma bölümlenir.

a ) İnorganik maddeler :

Bu maddelerin tütünün tüm kuru maddesindeki oranı % 10-25 arasında değişir. Yüksek ısı etkisine,örneğin bir elektrik fırınına bırakılan bir tütün örneği bütünüyle yanar ve bu yanma olayı sonunda inorganik maddelerin çoğu külde kalır. Bu külün aslında yanma sırasında meydana gelen maddelerin oksitlerinden oluşması nedeniyle buna saf kül denir. Tütünlere saf kül miktarının oranı yaklaşık olarak % 8-20 arasında değişmeler gösterir. Tütünde kül miktarının oranı ayni tütün türünün yüksek kalitelerine göre düşük kalitelerinde daha yüksek olmaktadır.

İnorganik maddelerin,tütünlerin içilmesi sırasında,tütünün tat ve koku nitelikleri üzerinde sezilir derecede bir etkileri yoktur. Bu bakımdan bu maddelerin tütünlerin içim kalitesine doğrudan doğruya bir etkinliği olduğu söylenemez. Ancak organik maddelerin tütünün yanma biçimi ve hızı üzerinde önemli rolleri sebebiyle dolaylı olarak tütünlerin içim kalitesine etkilemektedir.

Tütün külünün bileşiminde en fazla kalsiyum,potasyum ve magnezyum mineral maddeleri vardır. Bunlardan kalsiyum ve potasyum oksitlerinin anorganik maddeler miktarındaki oranı yaklaşık olarak % 50 kadardır.

Bunlardan başka külde bulunan diğer mineral maddeler sırasıyla sodyum,demir,kükürt,fosfor ve klordur. Ayrıca külde iz miktarları halinde daha bir çok mineral maddelere rastlanır. Bu maddelerden bazıları mikro eleman ve katalizör  olarak bitkinin biosentez olaylarında önemli rolleri bulunmaktadır.

Tütünlerin kurutma ve fermantasyon dönemlerinde inorganik maddelerin miktarlarında bir azalma olmaz. Fakat bu dönemler sırasında vukua gelen kimyasal ve fiziksel olaylar sırasında organik maddelerin miktarlarında meydana gelen kayıplar nedeniyle inorganik maddelerin % de oranlarında bir yükselme olmaktadır.

b- Organik maddeler:  

Bu maddelerin, tütünün kuru maddelerindeki miktarına göre oranı %75-90 arasında değişmeler gösterir. Çeşitli kimyasal bileşimlerden oluşan organik maddeler kısmının genellikle oksijen ile birleşmesinden bunlarda yanma meydana gelir.

Organik maddeler bileşimlerinin molekülleri içinde, azot maddesinin bulunup bulunmaması esasına göre bunlar, azotlu ve azotsuz maddeler olmak üzere iki guruba ayrılmaktadır.

1- Azotlu maddeler: Bu gurupta alkaloidler, albuminler, aminoasitler, amino ve amino bileşimleri, amonyak, azotlu bazlar, nitratlar ve benzeri kimyasal bileşimleri yer almaktadır. Yalnız tütün bitkisinin bir özelliği olan alkaloid maddeleri dışında kalan diğer bütün azotlu maddeler her bitkide vardır.

Azotlu maddeler tütün bitkisinin büyümesinde ve gelişmesinde olduğu gibi tütünlerin işleme bakım ve fabrikasyon gibi teknolojik işlemleri dönemlerinde ve ayrıca tütünlerin içim kaliteleri üzerinde önemli rolleri vardır.

Azotlu maddeler genellikle tütünlerde içim kalitesini olumsuz biçimde etkilemektedir. Özellikle buların tütünlerdeki miktarları belli bir oranda ne kadar yüksek olursa buna karşılık tütünlerin içim kalitesinde aynı oranda düşüş olmaktadır. Azotlu maddelerden yalnız nitratlar ve bazı aminoasitler tütünlerin içim kalitesini olumlu biçimde etkiler.

2- Azotsuz maddeler: Bu gurupta bulunan maddelerin en önemlileri sırası ile karbonhidratlar, glikozitler, polifenoller, pektinler, organik asitler ve aromatik maddelerdir. Kimyasal bileşimi bakımından birbirinden farklı maddelerden oluşan bu bileşik moleküllü maddeler özelliklerine göre tütünlerin kalite durumlarına türlü yönlerden olumlu etkiler yapmaktadır.

Tütünlerin yanma, koku, vb. niteliklerinin açıklanması sırasında bu maddelerden bazıları hakkında daha ayrıntılı bilgiler verilecektir.
Yaprak dokusunun yoğunluğu konusuyla ilgili olarak yukarıda yapılan açıklamalar özetle, belli miktar tütünün acırlık değerinin su ve kuru madde miktarlarının toplamına eşit olduğu, tütünün kuru maddesinin kimyasal özelliği bakımından inorganik ve organik olmak üzere iki kısma ayrıldığını ayrıca organik kısmının da azotlu ve azotsuz guruplara bölündüğünü ve tütünün kalite değeriyle organik maddelerin mahiyeti ve miktarları arasında sıkı ilişkilerin bulunduğunu anlatmaktadır.

Belli bir tütün tipinin yaprak dokuları arasındaki yoğunluk farklarına göre, bunların renk, sağlamlık, esneklik, higroskopisite, sigara randımanı yanma yeteneği ve içim kalitesi gibi fiziksel ve teknik nitelikleri arasında, değişmeler meydana gelmektedir.

Tütünlerin kimyasal bileşimlerinde kalitesine olumsuz etkiler yapan azotlu maddeler miktarının fazla olması doku strüktürünün çok sıkı olmasına ve yaprakları yoğunluk durumunun çok yüksek bir düzeye ulaşmasına sebebiyet verir. Yoğunluk dereceleri çok yüksek olan yaprakların kimyasal bileşimleri tek taraflı olmaktadır.

Bunların bileşimlerinde albüminlerin, diğer azotlu ve alkaloid maddeler miktarlarının yüksek oranda olması tütün dumanın PH sının bazik reaksiyona doğru gitmesine sebep olur. Bu gibi tütünlerin renkleri de bir takım koyu renkli maddelerin varlığı dolayısıyla çoğunlukla donuk koyu kırmızı ve kahverengine doğru değişmektedir.

Yoğunluk dereceleri çok yüksek olan tütünlerin yaprakları daha kalınca olup yüzeyleri düz ve pürüzsüzdür. Burada yaprakların kalınlaşması durumu selüloz maddelerinden çok azotlu maddeler miktarlarının fazla olmasından ileri gelmektedir. Böyle tütünler ellerin parmaklarıyla muayene edildiklerinde bir derinin yüzeyine dokunulmuş gibi etki yaptıklarından bunlar tütüncüler arasında kayışlı veya kayış deyimiyle nitelendirilir. Yoğunluk dereceleri çok yüksek olan tütünlerin genellikle esneklik, dayanıklılık, nem alma ve nemi muhafaza etme yetenekleri çok iyi olmasından bunların işleme bakım ve fabrikasyon sırasındaki işlemlerinde ilk madde kayıplarının oranı düşük olur. Azotlu maddeler miktarının fazla olması genellikle içim kalitesini olumsuz bir yöne yöneltirler. Toprakların humusça zengin olması azotlu gübrelerin gereğinden fazla miktarda verilmesi tütünlerin yoğunluk derecelerinin yükselmesinin başlıca sebeplerdir.

Öte yandan tütünün kalitesine olumlu katkılar yapan maddeler miktarlarının fazla olması, tütün yapraklarına uygun bir yoğunluk sağlar. Tütünlerin kimyasal bileşim bilançolarında karbonhidratlar, aromatik maddeler ve diğer kaliteli maddeler miktarları oranlarının, azotlu maddelere göre daha yüksek olması durumunda, tütün dumanın PH reaksiyonu asitli olur. Bu gibi tütünler yapılan muayenelerde,"gıdalı" ''besili'' ve ''yağlı'' deyimleriyle nitelendirilir. Bu tütünlerin yaprakları daha ince, renkleri sarı, açık kırmızı ve kırmızı, renklerin görünüşü parlak, esneklik ve dayanıklılık dereceleri yüksek, nem ve nemi koruma yetenekleri iyi ve içimleri kaliteli olmaktadır. Kaliteli maddelerce daha zengin ve yağlı olarak nitelendirilen tütünlerin içimleri daha toplu, düzgün ve belirgin derecede aromalı kokulu olmaktadır.

Özellikle yaprakları çok ince ''dişi'' olan parlak açık sarı ve sarı renkli tütünlerde albuminler ve nikotin miktarlarının çok düşük olması nedeniyle bunların içimleri yavaş, tatlı ve hafif kokulu olmaktadır.

Gerek azotlu ve nikotin maddelerinin, gerekse karbonhidratlar reçineler ve diğer azotsuz maddeler miktarlarının düşük oluşu buna karşılık sellülöz ve organik maddeler miktarları, fazla olan tütünlerin yapraklarının doku strüktürü seyrek ve yoğunluk dereceleri düşük olur. Bu nedenle böyle tütünlerin renkleri çoğunlukla açık yeşilimsi, doku strüktürü seyrek, zayıf ve kırılgan, yaprak yüzeyleri pürüzlü, orta ve yan damarları kalın, sigara randımanları düşük, işleme, bakım ve fabrikasyon dönemlerindeki işlemlerde ilk madde kaybı oranları yüksektir. Yoğunluk dereceleri düşük olan tütünlerin genellikle sertlik dereceleri düşük tamları yavan, dilde batıcı, boğazda yakıcı etkiler yaptıklarından içim kaliteleri düşük olmaktadır. Bunların nem alma ve nemi koruma yetenekleride düşük olur.

Tütünlerin muayenelerinde yaprak dokusunun yoğunluluk durumu tütün eksperleri tarafından tütünlere bakmak ve parmaklarla yoklamak biçimindeki işlemler sonunda tanımlanır. Bu muayene aynı zamanda tütünlerin kimyasal bileşimlerinin ve doku strüktürünün niteliği bakımından da bilgi vermektedir. Bu arada yaprak kalınlığıyla doku yoğunluğunun durumlarının birbiriyle karıştırılmamasına dikkat edilmelidir. Yaprağın kalınlık durumu dokusunun strüktürüyle ilgilidir. Örneğin seyrek dizilmiş mantarsı büyük hücrelerden oluşan gevşek dokulu kalın yaprakların, sıkı dokulu ufak hücrelerden oluşan ince yapraklara göre doku yoğunluklarının daha düşük olması nedeniyle daha hafif olabilirler bu da ince yaprakların belli bir düzeyde veya hacimde kapsadıkları kuru madde miktarının daha fazla olmasından ileri gelmektedir.

Tütünlerde önemli kalite işareti sayılan doku yoğunluğu niteliğini objektif biçimde ölçülmesi çeşitli metotların uygulanması suretiyle laboratuarlarda yapılmaktadır.

Tütün yapraklarının doku yapılışları ölü hücreler, hücre arası boşlukları, damarlar, kılcal damarlar, doku içerisindeki nem ve hava miktarı gibi çeşitli elemanlardan oluşmaktadır. Bu itibarla homojen bir yapısı maddelerden değişiktir. Belli tanımlamalara göre tütünlerde çeşitli yoğunluklar söz konusu olmaktadır. Bu yoğunluklar özelliklerine göre sırası ile yüzey birim ağırlığı, hacimsel ağırlık, özgül ağırlık ve yaprak mesamatlığı ( Porozite) gibi türlere bölümlenebilir. Her türlü yoğunluğu incelenmesi ve değerlendirilmesi birbirinden ayrı belli metotlar aracılığıyla yapılır.

a- Yaprağın yüzey birim ağırlığı: Burada damar hesaba katılmadan, belli bir yaprak yüzeyine düşen ağırlık, yüzey birimi ağırlığını gösterir. Buda 1 M2 yüzeyinin gram cinsinden ağırlığı olarak belirtilir.

Yaprakların yüzey birimi ağırlıklarının ölçümünün yapılabilmesi için önce 50-100 Adet kadar yaprak örneği alınır ve yaklaşık %14 Kadar tavlanarak yumuşamaları sağlanır. Bundan sonra yaprakların orta damarlarının sağ ve sol yanlarından belli çaptaki bir zımba aracılığıyla belli miktarda yaprak ayası alınır. alınan bu parçalar kurutma dolaplarına konulur ve 950 ısı koşulları icinde ağırlıkları değişmez duruma gelinceye kadar bir süre kurutulur ve bundan sonra analitik terazi de tartıları yapılır. Belli yüzeydeki bu ağırlık miktarı metre kare yüzeyin ağırlığına göre hesap edilmek suretiyle yüzey biriminin gram cinsinden ağırlığı bulunur. Bu ağırlığın değeri ayrıca doku strüktürünün yapılışı ve yoğunluk durumu bakımından bilgi vermektedir.

Bu konuda çeşitli tütün tipleri üzerinde yapılan çalışmalar yüzey birimi ağırlıklarının en az 30, ortalama 50 ve en fazla 100 gr (gr./m2) Olduğunu göstermiştir.

b- Hacimsel ağırlık: Yaprağın doku strüktürü bozulmaksızın (katı maddesi,damarları,kılcal kanalları ile hücre arası boşluklarında ve porlarda bulunan nem ve hava ile birlikte)olduğu gibi, 1cm3 küp kurutulmuş tütün yapraklarının gram cinsinden ağırlığı ile gösterilir.

Hacimsel ağırlığının ölçüsünün değeri yaprakların doku strüktürü ve kimyasal birleşimlerinin yoğunluk durumlarıyla ilişkisi vardır. Buna göre doku yapılışları büyük hücrelerden ve geniş hücre arası boşluklardan oluşan yaprakların hacimsel ağırlıkları düşük olur.

Hacimsel ağırlığın ölçümü laboratuarlarda belli metotlar dahilinde yapılır. Bu metotlardan birisinde yaprağın yüzey birimi ağırlığı ile yaprağın kalınlık ölçüleri esas alınır ve bunlardan yararlanmak suretiyle hacimsel ağırlık ölçüsü elde edilir. Burada yapılacak işlemde önce incelenecek tütünlerden 100 adet yaprak örneği seçilir ve nem oranları yaklaşık % 14-15 kadar yükseltilerek yumuşamaları sağlanır. Bununla beraber yapraklar teker teker elden geçirilir ve bu sırada fırçalamak veya üflemek suretiyle üzerindeki toz ve toprak zerreciklerinden temizlenir ve aynı zamanda kurutma kağıtları altında elle ütülenerek yüzeylerindeki kırışıklıklar düzeltilir. Bundan sonra her yaprağın orta damarının iki yanından belli kuturdaki keskin bir zımba aracılığıyla pürüzsüz ve düzgün dairecikler biçiminde örnek aya parçaları kesilir.

Ayanın kalınlığı her yerinde eşit olmadığından örnek parçaları ayrı ayrı olmak üzere yaylı bir mikrometre aracı ile ölçülerek kalınlık durumları saptanır. Bulunan kalınlık değerleri önce toplanır ve elde edilen toplam sayısının örnek sayısına bölünmesi sonunda ortalama kalınlık ölçüsünün değeri bulunur.

Ayrıca yüzey ölçüleri belli daire biçimindeki örnek parçalarının örnek sayısına çarpımından tüm örneklerin oluşturduğu yaprak ayasının cm2 olarak yüzey ölçümü elde edilir.

Yaprak ayası ortalama kalınlık ölçüsünün değeri ile yaprak ayasının yüzey ölçüsü değerinin çarpımından önce daire biçimindeki örneklerin hacimsel değeri bulunur.

Bundan sonra bir ölçek cam kutusuna konulan tüm örnek parçaları kurutma dolabında 950 C. ısı içersinde bırakılarak 3 saatlik bir süreyle kurutulur. Bu kurutulmuş örneklerin tartımından bunları kuru maddesinin ağırlık değeri bulunur.

Örneklerin kuru madde ağırlık ölçüsü değerinin evvelce bulunmuş hacimsel ölçü değerini bölmek suretiyle hacimsel ağırlık ölçüsü denilen bir çeşit yoğunluğun değeri elde edilmiş olur.

Hacimsel Ağırlığının Ölçümünde Uygulanan Presleme Metodu:

İncelenecek tütünlerden tartı ile 100 gram. yaprak örneği alınır. Yapraklar makasla büyükçe parçalar biçiminde kesilir ve bir termostata konularak 40-500 C. hafif kırılgan duruma gelmeleri için nemleri % 12-13 oranına getirilir. Örnekler 100-120mm.çapında ve 200mm.boyunda cidarları ince delikli ve alt kısmında kapağı olan madeni bir silindir içerisine düzgün katlar biçiminde doldurulur. Silindir içersindeki havanın boşaltılması ve yaprak parçalarının ayın sıkılıkta bir kütle durumuna gelmesinin sağlanması için silindire bağlı olarak aşağıya ve yukarıda doğru hareket edebilen bir piston aracılığıyla santimetre kareye 15 kg.lık basınç kuvveti uygulanarak tütünler prese edilir. Prese edilen yaprak kütlesinin,silindirdeki mm.lik bölümlere göre,eriştiği yükseklik düzeyi hacimsel ölçü değerini ve tartısını ağırlığının ölçü değerini gösterir.

Bundan sonra silindirin dip kısmındaki kapak çıkartılır ve içindeki tütünler bir ölçek kutusuna konularak 950C.ısı içinde 3 saat süreyle kurutularak örneklerin kuru maddesinin ağırlık değeri belirlenir. Kuru madde ağırlığı ve hacimsel ölçülerinden incelenmekte olan tütün örneklerinin hacimsel ağırlık değerleri hesap edilir.

Presleme metodunun miktar bakımından daha fazla tütün örnekleriyle çalışma olanağına vermesi ve yaprak ayası parçalarıyla olduğu gibi tütünlerin kıyılmış durumda iken de çalışmaya uygun gelmesi nedeniyle diğer metoda göre daha yararlı olmaktadır.

Çeşitli tütünler üzerinde yapılan araştırmalar hacimsel ağırlığının 0.40-1.20/cm3 arasında değiştiğini göstermiştir. Hacimsel ağırlık ölçüsü tütünlerin sigara randımanına oluşturan en önemli faktördür.

Sigara fabrikasyonunda genellikle sigara randımanının tanımlanması konusundaki çalışmalarda aynı fabrikasyon koşullarının uygulanmasında (sigaranın boyu,çapı,biçimi,sıkılık derecesi,kıyım eni ve nem oranı)belli bir tütün türünün belli miktarından elde edilen sigara sayısı ile ölçülür. Bu da 1 kg. tütünden yapılan sigara sayısının rakamla belirtilmesi biçiminde olur.

Tütünlerin hacimsel ağırlık değeri ile sigara verimleri arasında ters orantılı bir ilişki vardır.

c - Özgül ağırlık : Tütünün hücre arası boşluklarındaki havanın ve nem ağırlığının hesaba katılmadan 1 cm3 kuru maddesinin gr. cinsinden ağırlığı biçiminde gösterilir.
Tütünün özgül ağırlığı doku hücrelerindeki protoplazmanın miktarı ve kimyasal birleşiminin özelliğiyle dokusunu oluşturan maddeleri miktarı ne kadar fazla olursa tütünün özgül ağırlık değeri o kadar yüksek olur. Bu yoğunluk değeri ayrıca tütünün kimyasal birleşimine oluşturan maddelerin cinsine de göstermekdedir.Özgül ağırlık değeri yüksek olan inorganik maddeler oranının,özgül ağırlıkları düşük organik maddelere göre,daha yüksek olması durumu tütünün özgül ağırlık değerini yükseltir. Bu nedenle tütünlerin kalitesi ile özgül ağırlıkları arasında ters oranlı bir ilişki bulunmaktadır.

Özgül ağırlık değerinin ölçülmesi için uygulanan metotlardan bir tanesi şöyledir.

Yaprakların üzerinde yapışmış bulunması muhtemel toz,toprak ve kuru zerreciklerin özgül ağırlıklarının yüksek olması tütünün özgül ağırlığının etkilemeleri nedeniyle öncelikle bunların fırçalamak ve üflenmek suretiyle yaprakların elden geçirilerek temizlenmesi gerekir. Bu örnekler daha sonra bir öğütme aracında toz haline getirilir ve 0.25 mm. ince delikli elekten geçirilir. Elek altına geçen tozlardan 3-3.5 gr. kadar bir miktar alınarak 3 saat süreyle 1050 C.da kurutulur. Bu kurutma sonunda kuru madde durumuna gelmiş olan tütün tozu piknometreye konur ve birlikte tartılarak ağırlıkları bulunur. Piknometrenin ağırlığı önceden saptanmış olduğundan,bu ağırlığın genel ağırlıktan düşürülmesi suretiyle piknometre içindeki toz tütünün kuru maddesi ağırlığı belirlenmiş olur. Bundan sonra piknometrenin hacmi,tütün örneğinin ağırlığı ve parafin yoğunluğu ölçülerinden yararlanarak hesap edilmek suretiyle evvela tütünün kuru maddesinin hacim ölçüsü buradan da gram /cm3 cinsinden tütünün özgül ağırlığının değeri elde edilir.

d - Yaprak dokusunun mesamatlığı (Porozitesi ):Bu kurutulmuş tütün yaprağındaki hava ile dolu olan boşlukların (porların )hacmine gösterir. Bu aynı zamanda doku strüktürünün sıklığına veya gevşekliğine işaret sayılır.

Yaprağın mesamatlılık durumu hacimsel ağırlık ve özgül ağırlık ölçülerinden yararlanarak elde edilir.

Yukarıdaki açıklamalar hacimsel ağırlığının,yaprak dokusu strüktürü bozulmadan,kuru maddesi kılcal kanallar ve boşluklarda bulunan hava ile nemin ağırlık ölçüsü belirtir. Özgül ağırlık ise yalnız dokunun kuru maddesinin ağırlık ölçüsüdür. Hacimsel ağırlık ile özgül ağırlık ölçüleri arasındaki farkın % de olarak oranı ise tütün yaprağının mesamatlılık durumunun değeri belirtir.

e - Tütün yaprağının damarlılık niteliği :Tütün yapraklarında orta ve yan damarların kalınlıkları ve boyları,yan damarların sık veya seyrek oluşu bunları orta damarlara oluşturdukları açıların genişlik derecesiyle yapraklardaki tüm damar miktarının yaprakların ağırlığındaki % de oranı tütünlerin önemli kalite elemanlarıdır.

Harmanların kıyılmış tütünlerinin içersine karışan kalın ve sert damar parçaları sigaraların düzgün sarılmasını engeller,yoğunluk tecanüsünü bozar,içim kalitesine düşürür,yanma yeteneğini düzgün yanmaları bakımından olumsuz etkiler yapar ve sigaraların sık sık sönmelerine sebebiyet verir. Özellikle kalın orta damar parçaları fabrikasyon sırasında sigara makinaların düzenli çalışmasına engeller ve meydana getirdikleri aksaklıklar makina verimlerine düşürür ve işletme malzemesinin kayıp miktarına artırır. Sigaranın içersine sert parçalar biçiminde giren kalın damarlar zaman zaman sigara kağıdının delinmesine ve sigara uçlarının dökülmesini yol açmaktadır.

Genellikle orta ve yan damarların kalın olması tütünlerin kalitesini olumsuz yönde etkiler. Ayrıca kalın damarları tütünlerin sigara fabrikasyonundaki ilk madde kayıp miktarının oranları yüksek, buna karşılık sigara verimleri düşük olur.

Kalın damarlar yüzünden meydana gelen bütün bu aksaklıkların önlenmesi için Virginia ve Kentacky gibi tütünlerin kalın orta damarları işlenmeleri sırasında kısmen çıkarılmaktadır. Bu tütünlerdeki kalın damarların miktarı % 20-30 arasıda değişmekte ve ortalaması %25' i bulmaktadır.

Kalın damarların tütünün kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri daha kurutma döneminde görülür. Yaprakların aya kısımlarına göre damarların daha fazla nemi bulundurmaları nedeniyle kurumalarının daha güç olmasından renkleri koyulaşmakta ,buda yaprağın renk görünüşünü bozmakta ve tütünlerin küflenmesine yol açmaktadır. Kıyılmış durumda bile damarlar kıyılmış yaprak ayasına göre fazla tavlarını daha geç kaybetmelerinden bunlar zaman zaman sigaralar üzerine sarımtırak lekeler yapmaktadır. Genellikle damarların kalın oluşu tütünlerin dayanıksız, kaliteli maddelerce yoksun ve odunumsu bir yaprak dokusuna işaret sayılır.

Tütün yapraklarının orta ve yan damarları ne kadar ince ve bunların ağırlık miktarının yaprakların ağırlık miktarına göre oranları ne kadar düşük olursa tütünün kalitesi o kadar yüksek olur.

Doğu bölgesinde üretilen Kozluk,Silvan ve Adıyaman gibi kalın damarlı bazı tütün türlerimizde damar durumlarının incelenerek belirtilmesi bakımından yapılan çalışmalarda yaprak ayası miktarının yaklaşık ortalama oranının % 65-68 olmasına karşılık orta damarlarının % 25-27,yan damarlarının %5-7 ve ikinci derecedeki damarlarının %2-3 oranında oldukları sonucuna varılmıştır.

Yaprakların aya kısımları ile damarlarının kimyasal bileşimleri arasında da farklar vardır. Bu faklılık derecesi en fazla orta damarlardadır. Yan damarlarda farklılık azalmakta, ikinci derecedeki damarlarla, kılcal damarlarda en az olmaktadır. Yaprağın aya parçalarına göre kalın damarlarda azotlu maddeler, nikotin, reçineler ve benzeri kaliteli maddeler miktarlarının % de oranı çok düşüktür. Buna karşılık odunumsu sellülöz maddeler ve başta kalsiyum ve klor gibi anorganik maddeler ile asitli madde bakımından zengindir. Bunlar arasında içinde acılık yapan oksalik asit de bulunmaktadır.

Yan damarlarının orta damarla oluşturdukları sapma acıları genişlik dereceleri yapraklardaki damarların boylarının ve miktarının etkilemesi nedeniyle gercek bir kalite işareti sayılır. Yan damarları sapma acıları ne kadar dar olursa boyları o kadar fazla uzayacağından bu durumda yapraklarda damar miktarının oranı yükselir. Ancak küçük yapraklı ve inçe damarlı tütünlerdeki sapma acılarının genişlik dereceleri büyük yapraklı sigaralık ve puroluk tütün tiplerinde olduğu kadar önemli değildir. Hele puroluk tütün tiplerinde yaprak dokusunun ve damarlarının ince, dayanıklı, esnek ve sapma açılarının orta acı derecesi dolayında olması aranılan en önemli niteliklerdir.

Yaprakların yan damarlarının sık veya seyrek olması ve miktarlarının durunu kalite bakımından oldukça etkisi vardır.

Genellikle tütünlerde alt ellerde yukarı ellere doğru gidildikçe yapraklardaki damar sayısı artmakta buna karşılık damarlar incelmektedir. Buna göre uç ellerde damarlar en incedir.

Yapraklarda damarlarının kalınlaşması, yan damarların orta damarlarla oluşturdukları açıların derecelerin, yan damarların sıklığı, sayıları ve miktarları öncelikle bir yaprağın büyüklük durumu ile bağımlıdır. Büyüklük durumu ise tütünün biyolojik tip özelliğinin ve üretildiği ortamın ekolojik koşulları etkisinin bir sonucudur.

Büyük yapraklı tütünlerin, kurak ve kırsal toprak koşullarında üretilen küçük yapraklı tütünlere göre damarlarının sayıları daha az olmasına karşılık damarları daha kalın olmaktadır. Çok nemli ve zengin olan toprak koşulları yaprakları büyültür ve damarları kalınlaştırır. Belli bir tütün tipinde fazla sulananların yeteri kadar sulanan veya sulanmayanlara göre damarların kalınlaşması, yaprak dokusunun incelenerek, zayıf esnek olmayan dayanıksız duruma gelmesi sonucu yaprakların genel ağırlığındaki damar oranı payında büyük artışlar olmaktadır. Bu itibarla özellikle kara suluklar, akarsu yalakları, kışın su altında kalan yerler ve bataklıklarda tütün ekilmesi sakıncalı bulunmaktadır.

Bilinçsiz gübrelemenin, başta azotlu gübrelerin fazla miktarda verilmesi damarların kalınlaşmasına etken olmaktadır. Orta ve yan damarları kalın olan tütün yapraklarının yapılışları kaba ve iskeletli sözleriyle nitelendirilir.

Yaprakların yan damarları ince ve düzgün veya zikzaklı çizgiler biçiminde uzayabilir. Yan damarların ince olması ve düzgün çizgiler biçiminde uzanış olması tütünlerin kaliteli olduğuna işaret sayılır. Yan damarların kalınca ve uzantılarının kırık çizgiler biçiminde olması tütünlerin kalite değerini düşürür.

Tütünlerin damarlılık durumunun bir kalite faktörü olarak gösterilmesi genellikle orta damarlar ağırlığının, yaprakların tüm ağırlığındaki % oranı olarak belirtilmesi biçiminde olur. Yaprakların orta damarları ne kadar olursa ağırlık değerleri ve dolayısıyla % oranları o kadar yüksek olur.

Orta damar miktarının belirtilmesi konusunda yapılacak işlemlerde önce ayaları bütün olan yüz adet yaprak alınır. Yaprakların yumuşatılarak kırılmalarının önlenmesi için bunlara %14 dolayında tav verilir. Bu tavlanan yaprakların 0,001 gr. kadar duyarlı terazilerde ağırlıkları ölçülür. Bundan sonra jilet bıçağı gibi uygun kesicilerle yaprakların orta damarları çıkarılır. Damarların aynı terazide yapılan tartısında miktarları ve buradan da % oranları hesaplanır.

Tütün bitkisindeki damar oranları en yüksek olan yapraklar ikinci ana ellerde. En düşük olanlar ise uç ve uç altı ellerdir. Genellikle yaprakların büyümesine paralel olarak orta damarlarda büyür aynı zamanda kalınlaşır. Buna göre yaprakların büyüklüğü ile damarların ağırlığı doğru oranlı olarak değişir.

Trabzon tütünleri dışında Karadeniz, Marmara ve İzmir bölgelerinde üretilen çeşitli tütün menşelerinin orta damarları çoğunlukla incedir. Bu bölgelerdeki tütünlerin damarlılık durumları üzerinde yapılan incelemelerden damar miktarlarının % 10-22 da oranında değiştiği görülmüştür. Ancak burada damarlarının daha çok ince ve yumuşak olmaları sebebiyle sigara fabrikasyonunda ve sigaralarının içim kalitesinde olumsuz etkileri pek fazla değildir.

Oysa Doğu ve Güneydoğu bölgesinde üretilen tütün menşelerinin çoğunlukla orta damarları kalın veya orta derecede kalın olmaktadır.

Damar kalınlıkları mm. olarak ölçülür ve kalınlık durumlarına göre sınıflandırılır. kalınlıkları 1mm. ye kadar olanlar ince, 1-2 mm. arasında olanlar orta ve 2mm. den fazla olanlar ise kalın damarlar kısmına girerler.

Orta damar ağırlık miktarının tüm yaprak ağırlığına göre % oranının yaprakların damarlılık durumunu gösterdiği gerçeğinin göz önünde tutularak yapılan incelemelerden alınan sonuçlara göre genellikle damar miktarının %20 oranına kadar olan tütünlerin ince damarlı, %20-25 arasında orta derecede kalın damarlı, %25-30 arasında olanlar kalın damarlı ve %30 dan daha fazla olanların da çok kalın damarlı olarak sınıflandırılması uygundur.

Önceden işaret edildiği üzere bazı ülkelerde kalın damarlı tütünlerin işlenmeleri sırasında veya sigara fabrikasyonuna verilirken orta damarları çıkarılır. Orta damarı çıkarılmış ve yalnız yaprağın aya kısımlarından oluşan tütün parçaları uluslararası kullanılan strip sözü ile nitelendirilir.

Halen dış ülkelerde bir çok sigara fabrikalarında tütünlerin çeşitli fabrikasyon işlemlerinde çıkan damarlardan faydalanma cihetine gidilmiştir. Damarların faydalanılır duruma getirilmesi için fabrikalarda ayrı bir ünite olarak kurulan damar işleme tesislerinde yapılmaktadır. Burada yapılan işlemlerden önce damarların yumuşatılması için bunlar %25-30 kadar tavlanır. Tavlanmış damar kütlesi bundan sonra büyük madeni silindirler arasında geçirilerek ezilir ve 0.4-0.6mm. kalınlığında ince levhalar haline getirilir. Ve buradan kıyım makinalarına verilerek 0.2-0.3mm ellerinde ince ince kıyılır. Kıyılmış durumdaki bu damarların fazla tavlarının giderilmesi maksadıyla kurutma silindirlerinden geçirilir. Kurutma silindirlerinden %14 kadar bir tavla çıkan kıyılmış damarlar, uygun oranlarda harmanların kıyılmış tütünlerine karıştırılır ve bu biçimde sigaraların yapımında kullanılır.

Ancak çok kalın damarların odunumsu bir yapısı olması ve kimyasal bileşimlerinin tütün yaprağından çok farklı olması sebebiyle bunların sigaraların yapımında kullanılmaları uygun görülmektedir.

f- Tütünlerin sağlamlık ve esneklik niteliği:Tütün yapraklarının sağlamlık (dayanıklılık) ve esneklik nitelikleri en önemli fiziksel ve teknik kalite faktörlerinden biridir.

Tütünlerin işlenmesi, bakımları ve fabrikasyonları sırasında maruz kaldıkları el ve makine hareketlerine kırılmadan dayanıklı olması, sigara yapımına uygun kalitede saçaklı kıyılmış tütün alınması ve sigaraların muntazam ve düzgün biçiminde yapılmasının sağlanması bu niteliklerin durumuna bağlıdır. Bu sebeple tütünlerin kalite değerlerinin belirlenmesinde yaprakların dayanıklılığı ve esnekliği önemle göz önünde tutulur.

Sağlamlık niteliğinden amaç, tütünlerin baskılara karşı gösterdikleri kopma direncidir. Bu direncin değeri uygulanan ağırlığın ve basıncın gram cinsindeki değerinin belirtilmesiyle ölçülür.

Esneklik (uzama) İse tütünlerin kopma direncine bağlı olan bir niteliktir. Bu belli boydaki bir tütün yaprağına uygulanan çekiş kuvvetinin etkisiyle kopma anına kadar cm olarak vukua gelen boyunun % olarak gösterilmesi biçiminde tanımlanır.

Sağlamlık ve esneklik nitelikleri iyi olan tütünler gerek yaprak ve gerekse kıyılmış durumda uygulanan tazyikler karşısında bükülmeleri ve tekrar eski vaziyetlerine gelmeleri eğilimi, tütüncülük mesleğinde, hareketlilik, canlılık, çeviklik veya esneklik deyimleriyle nitelenir. Böyle tütünlerin çeşitli evrelerde uygulanan işlemler sırasındaki kayıp oranları düşük ve sigara verimleri yüksek olur.

Dayanıklılık ve esneklik nitelikleriyle tütünlerin doku yapılışlarıyla ve kimyasal bileşimleri arasında sıkı bir ilişki vardır.

Yaprağın doku yapılışı, hücre arası boşlukları az olan küçük dolgun ve sık dizilmiş hücrelerden olması tütünlerin kopmaya karşı dirençlerini olumlu yönde etkiler.

Tütünlerin kimyasal bileşimlerinde karbonhidratlar ve reçineli maddeler miktarlarının fazla olması dokunun esnekliğinin,Pektin maddeleri ise sağlamlık niteliklerini olumlu, buna karşılık selüloz ve inorganik maddelerin fazlalığı ise olumsuz biçimde etkilenmektedir.

Bu bakımda tütünlerde sağlamlık, esneklik, canlılık ve hareketlilik durumları, tütünlerin kimyasal bileşimlerinin niteliğini, doku strüktürünü ve dolayısıyla kalitesini işaret eden faktörlerdir.

Gıdalı ve yağlı tütünlerin dayanıklılık ve esneklik nitelikleri en üstün düzeydedir. Bundan sonra doku yoğunlukları çok yüksek ve kalınca yapraklar gelir. Doku yoğunlukları düşük zayıf ve cansız tütünlerin dayanıklılık derecelerinin en düşüktür. Tütünlerin sağlamlık ve esneklik durumları alt ellerden üst ellere doğru gidildikçe kuvvetlenir. Normal koşullar altında yetişmiş ve gelişmiş bir tütün bitkisinde genellikle alt eller en zayıf, üst eller ise en dayanıklı olurlar.

Tütünlerin sağlamlık ve esneklik durumları önce bir biyolojik tip özelliğidir. Ancak burada da ekolojik koşulların durumu bu nitelikler üzerinde etkili olmaktadır. Özellikle tütünlerin tarla döneminde, havaların gereğinden fazla sıcak veya serin geçmesi tütünlerdeki kolloid maddelerin, reçinelerin ve pektinlerin kısmen bozularak sertleşmesine sebebiyet vermektedir. Tütüncüler bu duruma gelmiş tütünlerin haşlak, kavruk veya hışır deyimleriyle nitelendirilir. Bunların dayanıklılık ve esneklilik nitelikleriyle tav alma ve tavı koruma yetenekleri düşüktür.

Değişik kurutma metodlarının tütünlerin dayanıklılık ve esneklilik nitelikleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi konusunda yapılan çalışmalardan alınan sonuçlardan burada kısaca belirtmek yararlı olacaktır.

Isıtıcı borularla donatılmış hangarlarda sıcak hava koşullarında (Flu-cured) yapılan kurutma metodunda,dayanıklılık ve esneklik niteliklerinin en yüksek düzeye ulaştığı, buna karşılık açık havada ve özellikle güneşte yapılan kurutmalar ise bu nitelikleri olumsuz yönde etkilediği bildirilmektedir.

Kurutma döneminin soldurma ve kurutma fazlalarının gereğinden fazla uzatılması tütünlerde kahverengine doğru değişen renk koyulaşmalarının meydana gelmesine sebebiyet vermekte buda dayanıklılık ve esneklilik değerlerini düşürmektedir. Bu değişme pektin maddelerinden bir kısmının dekompoze olması sonucu hücre cidarlarındaki miktarların azalmasını ve hücre arası bağlantıların zayıflamasından ileri gelmektedir. Fermantasyondan sonra tütünlerin sağlamlık ve esneklik değerlerinde hafif bir düşme olmaktadır.

Tütünlerin bulundukları ortamın hava koşularının da dayanıklılık ve esneklik nitelikleriyle ilişkisi vardır. Buradaki en önemli etken tütünlerin tav durumunun etkileyen havanın nem oranıdır. Kopma direnci ve esneklik değerleri tütündeki nem miktarı ile doğru oranlıdır. Bu değer artışı ülkemiz tütünlerinde nem oranının %16 oranında olmasıyla en yüksek seviyesine ulaşır. Tütün fabrikasyonunda harmanların kıyımları sırasında nem oranlarının %15 dolayında olması en uygundur. Genellikle tütünlerimizin kopma direnci ve esneklik yeteneklerinin meydana gelmesi ve gelişmesi tav oranının %12 den itibaren olmasıyla başlar ve %16 da maksimal düzeyine ulaşır. İnce dokulu asil tip tütünlerimizde nem oranının %13 ten düşük olması kopma direnci ve esneklik değerleri düşürücü %16 dan yüksek oluşu ise kalitelerini, olumsuz yönde etkiler.

Tütünlerin dayanıklılık, esneklik ve çeviklik durumlarının uygulamalardaki ölçümü el muayeneleriyle yapılır. Burada tütün eksperin muayene ettiği tütünleri temsil edecek nitelikte bir miktar örnek alır ve bunun her yaprağının teker teker sol eline alarak yaprak ayasının orta kısmına doğru rastlayan bir yerinden tutar ve aynı zamanda sağ eliyle sağa doğru çekmek suretiyle yavaş yavaş çekiş kuvvetini arttırır. kopma anına kadar uygulanan çekiş kuvvetine göre yaprağın gösterildiği kopma direnci ve bu sırada meydana gelen uzamanın boyu dikkate alınarak dayanıklılık ve esneklik durumları değerlendirilir. Bu tarz muayene işlemleri tütünlerin bu niteliklerinin değerleri bakımından bilgi edinilmesinden  dolayı yararlı olmaktadır.

Kopma direnci ve esneklik durumlarının objektif olarak ölçülmesi lâboratuarlarda dinamometre denilen özel araçlarla yapılır. Burada sağlamlık niteliğinin ölçümü 1 cm2 kopması için gereken kuvvetin gr. Cinsinden karşılığı olarak gösterilir.

Ölçme işleminin yapılması için önce yaprakların damarları arasındaki kısımlarından 1 cm. eninde ve 18cm. Boyunda yaprak ayası şeritleri kesilir. Bunların 5 er cm. leri dinamometrenin iki çenesi içine sıkıştırıldıktan sonra dinamometre çalıştırılır. Dinamometrenin kuvvet göstergesi yaprak ayası şeridin kopma anında gram olarak işaret ettiği ölçü, kopma direncinin değerini gösterir. Ortalama değerdeki sonuçların alınabilmesi için denemeler tekrarlanır.

Aynı tütününün çeşitli ellerinden alınan örnekler üzerinde yapılan denemelerden uç ellerin 91 gr. Ana ellerin 71gr.ve diplerin 45gr. Kopma dirençleri olduğu görülmüştür.

Kopma direnci ölçümünde olduğu gibi esneklik değerini ölçümünde dinamometreyi konan aynı ölçüdeki yaprak ayası şeridinin ilk boyuna göre kopma anına kadar eriştiği uzama boyunun % oranı olarak belirtilmesiyle değerlendirilir. Bazı puroluk tütünlerin dış sargılık yapraklarında % 14 de esneklik ölçülmüştür.

Son yıllarda tütünlerin kopma direnci ve esneklik niteliklerinin ölçülmesi için şopper dinamometresi çalışma prensibine dayanan yeni bir araç yapılmıştır. Burada yaprak ayasından kesilen uzun şeritler yerine belli çapındaki bir zımba aracılığıyla alınan yuvarlak biçimdeki aya parçaları kullanılmaktadır. Buda her boydaki yaprakların ölçülmesi olanağını sağlamaktadır.